MÜHENDİSLERİMİZİ BİZE BIRAKIN!

Terme Organik Fındık Üreticileri Birliği Mithat Türkyılmaz gazetemize ‘Tarımsal Üretici Birliklerinin ürün bazında tam olarak örgütlenememesi’ hakkında açıklamalarda bulundu.

  
    Türkyılmaz açıklamasında, “Tarih 06.07.2004, Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu yürürlükte. Tarih 03.12.2004, Organik Tarım Kanunu yürürlükte. Tarih 31.01.2005, Samsun İli Terme İlçesi Çamlıca Köyü'nde fındık arazisi sahibi 16 idealist üretici tarafından Tarım Bakanlığının 01 sayılı onayı ile “Terme Organik Fındık Tarım Üreticileri Birliği” adı altında ilk tarımsal üretici birliği kuruluyor. Diyoruz ki  tamam, ülkemizin tarım politikası yeniden yapılandırılıyor. Her ilçede, üretilen ürün bazında  birlikler kurulacak ve üreticiler örgütlenecek.  Planlı üretim ile ürün kalitesi artacak,  ürünün pazara arzında ve piyasa oluşumunda yaşanan dengesizlikler ortadan kalkacak.
    Aradan tam  15 yıl geçti. Ne ürün bazında örgütlenmeyi tamamlayabildik, ne de organik tarımda istenilen adımları atabildik. Yani her şey yarım yamalak.  Oysa biz demiştik ki,  üreticiyi dinleyin, onun bilinçli üretici olmasını sağlayın.  Örgütlenmesini sağlayın. İhtiyacımız olan ürünü  planlı üretelim.  Ama olmadı. Bu gidişatla biraz zor olacak.

        NEDEN Mİ 
        ZOR OLACAK? 
        Üreticilerin ilk kapısı İlçelerdeki Tarım Müdürlükleridir.  Ziraat mühendisleri, veteriner hekimler ve diğer teknik elemanlar,  üreticinin derdine derman olabilmek, sorunlarına çare bulabilmek için çalışmalıdırlar. Arazide üreticilerle birlikte olmalıdırlar. Bilinçli üretimi, kaliteli üretimi, planlı üretimi destekleyen kişiler olmalıdırlar. 
    İlçe Tarım Müdürlüklerinde görevli mühendislerimiz yıllardır ne yapıyor?  Bu mühendis ve teknik elemanlarımızı arazilerde göremezsiniz. Onlar görevleri  gereği, çiftçi kayıt sistemine veri girişi yapıyorlar. Bu kardeşlerimiz üniversitelerde öğrendiklerini unutmuşlardır desek yalanımız az olur.  Lise mezunu bir elemanın  bir haftalık  eğitimle yapabileceği ÇKS'ye veri girişi işini, üniversitelerde okuyarak emek vermiş, alın teri dökmüş  bilgili ve birikimli mühendis ve teknik elemanlarımıza yaptırmak günahtır.  Bütün il ve ilçe tarım müdürlüklerimizde çalışan ve sayısı binlerle ifade edilecek mühendislerimizin olduğunu düşünürsek  bu büyük günahtır.
Biz daha işin başında, yetiştirdiğimiz ziraat mühendislerimizi gereği gibi istihdam etmez ve tarımımızı onların derin bilgi ve tecrübeleri ile planlamaz isek,  Üretici Birlikleri Kanunu ve Organik Tarım Kanunu gibi kanunların uygulanmasını sağlamada ne kadar başarılı olabiliriz? Dolayısıyla ülkemizin tarımına ne kadar katkı sağlayabiliriz ki?  
Öncelikle çözülmesi gereken sorunumuz budur. Yani, İl ve İlçe tarım müdürlüklerinde görevli ziraat mühendislerimizi arazilerimizde üreticilerimiz ile nasıl buluşturabiliriz?
Bu sorunu çiftçi kayıt sistemi (ÇKS) mevzuatında yapılacak bir değişiklik ile çözebiliriz.  
BU KONUDA 
ÖNERİMİZ ŞUDUR.
Arazi varlığında bir eksilme veya artış olmayan, ürettiği üründe bir değişiklik olmayan üreticilerin, çiftçi kayıt sistemi bilgilerini her yıl yeniden dosya hazırlayarak güncellemesinin bir anlamı ve yararı yoktur. Bu üreticilerin arazi bilgilerinin her yıl yeniden sisteme girilmesi, bürokrasiyi artırmaktan başka bir yararı olmayan faaliyetlerdir.
    Bu nedenle, Çiftçi kayıt Sistemi yenilemesinin, üreticinin işlediği arazi varlığında ve ürettiği üründe bir değişiklik olması durumunda yapılmasının uygun olacağı kanaatindeyiz. 
    Bu uygulama ile İlçe tarım müdürlüklerinin iş yükü asgari % 80 oranında azalacaktır. Bu sayede kurumda çalışan beş ziraat mühendisinden en az dört adedi gereksiz bürokrasi ile uğraşmak yerine kendi asli görevlerini yapacaktır.
    Ayrıca, bu suretle ilgili bütün kurum ve kuruluşların iş yükü azalacak ve üreticilerimizin mağduriyeti sona erecektir.Bu arada şunu da hemen arz etmek isterim ki, bu konuda gerekli çözüm için taşın altına elini koymak istemeyenlerin  “Bu teknik olarak mümkün değil. Nasıl yapabiliriz ki?” sorusunu sorduklarını duyar gibi oluyorum. Bunun mümkün olmadığını iddia edenlere şunu soruyorum.
    Türkiye'nin herhangi bir yerinde gayrimenkulü bulunanlar her yıl emlak vergisi beyannamesi mi veriyorlar? Ancak bu kişiler, emlak vergisi beyannamesi vermemelerine rağmen her yıl emlak vergilerini  ödüyorlar ve yeni bir taşınmaz sahibi olduklarında ise, sahip oldukları tarihten itibaren üç ay içinde bu taşınmazı beyan ediyorlar öyle değil mi? Bütün emlak sahipleri eğer her yıl emlak vergisi beyannamesi verse idi, belediyelerin önünden beyan kuyruğu hiç eksik olmaz,  emlak servisinde çalıştırdıkları eleman sayısı kadar daha fazladan eleman istihdam etmek zorunda kalırlardı. Öyle değil mi? 
    Bu durum, Çiftçi Kayıt Sistemi mevzuatında yapılacak bir değişiklik ile düzeltilebilecek bir durumdur. Buradan yetkililerimize sesleniyoruz.  ÇKS' de gerekli değişikliği yapın ve Mühendislerimizi bize bırakın.  Arazilerimizde onlarla birlikte haşır neşir olalım. Onlar bize, daha verimli ve daha kaliteli üretimin yollarını arazide öğretsinler.  Alın terimizi, mühendislerimiz ile arazilerimizde çay içerken soğutalım.”şeklinde konuştu. Hbr: Berkan KARAPIÇAK