Bugün, 4 Aralık 2021 Cumartesi

Ahmet SEZGİN


1970’li YILLARDA TERME

1970’li YILLARDA TERME


Terme İmam-Hatip Lisesinde 1970 ve 1980’li yıllarda Matematik derslerimize giren, şimdi İstanbul’da avukatlık yapan değerli Faruk Ülker Hocamızın Terme’ye ait nefis bir anı yazısını paylaşıyorum sizlerle bu hafta:

“Şimdiki nüfusu 70.000’lerin üzerinde olan Samsun’un Terme ilçesi, o yıllarda 15-16.000 nüfuslu sakin, yeşillikler içerisinde, doğa güzelliği harika, fındığı, pirinci ve bilhassa pidesiyle ünlü şirin bir yerdi.

Tam ortasından akan Terme Çayı, şehre kattığı güzellikle ayrı bir muhteşem. Birkaç kilometre ilerideki Miliç Sahili, bir dinlenme, sayfiye yeri olmanın da ötesinde tüm güzellikleriyle, tertemiz denizi, kumları, güneşi ile turistik öneme haiz müstesna bir yer şüphesiz...

O yıllarda Terme Çayı boyunca akşam gezintilerimizde tabiatın güzelliğini esirgemediği yeşilliklerin nazlı nazlı akan Terme Çayı üzerinde akislerini seyretmek, günün yorgunluğunu unutturuyordu herkese.

Suyun huzur verici sessizliği ve hayranlık uyandıran renkleri seyretmeye doyum olmazdı. Ülkenin ve o yılların gergin ortamı, doğanın renginde, akşam güneşinin suya vurduğu akislerde, sessiz ve sakin akan suyun ritminde kaybolduğunu görmek istercesine kendine çekerdi akan ırmağın güzelliği.

Karadeniz genelde yağmurludur. Islanmak da ayrı bir güzel Terme’de. Güneşin, yağan bulutların hemen arkasından kendini göstermek istercesine ıslanmış toprağı ısıtarak nefis toprak kokusunu etrafa yaymasının ve ağaçların yaprak esintilerinin çıkardığı ahenk de başka güzellik ve huzur katar insana.

Hayvanların geniş arazilerde, özgürce yemyeşil alanlarda sürü şeklinde otladığını hatta oto yolda aniden önünüze çıkması yadırganmazdı orada... Doğa her daim canlıdır, monotonluğu sevmez.

Terme’nin çok köyleri yeşillikler içinde bir ağaç denizi gibidir. Çam, köknar, meşe, söğüt ve kavak ağaç türleri her tarafta yaygındır. Onların altında, mısır ve fındık bahçeleri iç içedir. Suyun daha bol olduğu yerlerde çeltik tarlaları daha ayrı bir görünüm arz eder.

Terme’nin meşhur pidesi…. Belki yıllar içinde hak ettiği tanınmışlık ve marka değerini alamamış olduğunu düşünüyorum. Terme pidesi bir marka olarak tescili eğer yapılmamışsa mutlaka yapılmalıdır. O sıralar evde yemek yapmayı da pek bilmediğimizden, öğlen akşam pide yemek tek alışkanlığımız olmuştu.

O zamanlar da çok pideci vardı ama biz Şerif abimizin yani, Şerif Alişar’ın pide salonundan çıkmazdık. Terme pideciliğinde otorite ve ustadır kendisi. O bir başkaydı, mütevazi kişiliği, güler yüzü, sakinliği ve hoş sohbetiyle unutamadığımız bir büyüğümüzdür o. Allah uzun ömürler versin kendisine...

Terme İmam Hatip Lisesinde göreve başladıktan sonra bekar olan arkadaşlarla okula yakın yerde ev kiraladık. Evin temeli toprak üstünde, biraz yükseklikte olduğundan, su birikintilerinden ve bölgenin de yağışlı olmasından rutubetliydi.

Akşam olunca hemen yanımızdaki mısır bahçesinden gelen cırcır böceklerinin sesine, kurbağaların sesi de iştirak ettiğinde gecenin sessizliğinde, doğanın o tabi seslerinden oluşan nağmenin huzurunu, bir müzik orkestrasının ritminde bile bulamazdı insan...

Terme’nin insanı misafirseverdir. Dışarıdan gelene daha bir sıcak bakar. Kocaman Caddesindeki okuldan çıkıp çarşıya gidinceye kadar en az beş on esnaf çayını içmeye davet eder. Bir isteğin olup olmadığını, halını hatırını sormadan geçmez...

Terme’ye, eski öğrencilerime ve Termelilere selam, saygı ve muhabbetlerimle…”

Faruk ÜLKER