Bugün, 31 Ekim 2020 Cumartesi

B.Rahmi ÖZEN


EVRENSEL AŞKIN TÜRKÜSÜNÜ SÖYLEMEK

EVRENSEL AŞKIN TÜRKÜSÜNÜ SÖYLEMEK


Gönül ufku, can suyu ikliminde
Söylensin Evrensel Aşkın Türküsü
Destan gibi, yiğitlerin dilinde
Uçmak olsun dilden dile ülküsü

Geceye karşı, dudaklarımıza yakışan Evrensel Aşkın Türküsü söylenirse nağmeler içinde yeşerir gariplerin dünyası. Yücelişin merdivenleri, ham benliğin toprakta can verişiyle ulaştırır insanı doruk noktasına. Karanlıkta yeniden var olmanın doğumudur bu.
 Ellerimiz, su serpmeli çöllere. Damlalaşan yüreğimizin can suyunu sunarsak çöllere; bitirir çiçeklerini.   
 Sevginin düz çizgisi, mutluluk makamında noktalaştırır her şeyi. Özlem okyanusunda yeniden yıkanır kucaklaşınca yürekler.
Yaşadığımız bu toprakların öyküleri, erdemli yürekler sayesinde yeşerecek. 
    'Evrensel Aşkın Türküsü' gönlümüzün yoğunlaşan harmonisinde dalgalanırsa çöllerin yeşermesi yarın kadar yakın olur dostlarım! Ellerimizle okşayacağız bütün yeryüzü toprağını. Erişilmeyen dağ yamaçlarına ayaklarımız ırmak olup akacak! Sen olacaksın, ben olacağım, biz olacağız okyanus! Ve ektiğimiz tohumların filizlenişinde gerçekleşecek gariplerin arzuları.
    Uçuşa hazırlanan kuş yavruları gibidir garipler gözümüzün önünde. 
    Gariplerin yorgun bedenleri, kutlu ellerinin sayesinde dirilir. Duyguları toynak vurup kişneyen küheylan olur sahavetin sayesinde. Açılırsa eller, kim bilir daha ne güzel çiçekler açıp sarılır boynuna. Kaçlarını kavuşturmuştur bir damla su, huzura. Onurunu yüceltmek için insanoğlunun; yorgunca koşmalı aşk masalının ardından. 
    Herkes bir aşk masalı yaratmalı kutsalına ulaşmak için.  Masal, haz yaşamalı insanın dudaklarına. Bir yoksul goncanın yüreğine su vermek kadar tatlı ne vardı bu dünyada?
    Sancılı geceler, aydınlığı getirmeli varlıklı insanın eliyle. Ve yürekleri alevlemeli. İşte gelinen o an, hayatı doruk noktasında yakalama anıdır olgun ruhlar için. Ne mutlu onlara!

Bir kenarda bir garibi buldunsa
Bülbül gibi yüreğine kondunsa
Dudağına bir damla su sundunsa
Umman olur, bir damla su; gül açar.
'Yağmurlara direnen camların ardında
Silik gölgesi kalmamalı yüreğimizin.
Kalmamalı adlarımız; sıkışıp kapıların ardında. 
Evlerimizin dar odalarında... 
Silinmeyecek şekilde kazınmalı yüreğimiz taşlara...
Kazınmalı ağması için bereketimiz; bulutlara... 
Dahası; girmemiz için gönüllere... 
Uzanmalı insanın adı çağlara.
Uçuşmalı;  ipek kanatlı kelebekler gibi 
Bir dudaktan bin dudağa. 
İnce bir ezgi ile Yunuslar gibi, 
Mevlânâlar gibi yüklenmeli çağlar yüreğimizi.
Okumalı insanlar yazdığımız destanı,
Okumalı ezberden bizim de türkülerimizi
Her yerde, insanın ve de insanlığın, 
Ve de ak bulutlara dek duyulan 
Erdemin, dillerde türküsü söylenmeli...
İnsanın gecesini gündüz yapan değil mi ki;
Yüreğindeki nurdur. 
Değil mi ki; dostlar, gündüzleri karartan;
Bakışlardaki sûrdur. 
O halde siz, ey;
Evrensel Aşkın Türküsünü söylemek isteyenler!
Ülker yıldızı olmamamız için hiçbir neden yoktur.
Hiçbir neden yoktur...
Bir neden vardır ancak ki;
Egomuzdur, egomuzdur, egomuzdur...