Bugün, 12 Ağustos 2020 Çarşamba

Nazmi KILIÇ


YENİDEN ÖĞRENDİK

YENİDEN ÖĞRENDİK


    Geride bıraktığımız 2019 yılı için hemen herkesin şikâyeti vardı. Bu yıl benim için çok zorlu geçti söylemini herkes kullanıyordu. İki bin yirmi yılı için de hepimizin her şeyin daha iyi olacağına dair umutlar vardı. Ancak bu beklenti çok kısa sürdü. Çin de ortaya çıkan bir virüs bütün dünyanın üstüne bir kâbus gibi çöktü. Boşuna söylenmemiş demek ki “gelmişten değil, gelecekten kork” diye.
    Nasıl ve ne şekilde yayıldığı konusunda çok çeşitli söylentiler yazılıyor ve konuşuluyor. Sonuca baktığınızda biz insanların bu yayılmaya vesile olduğu gerçeği görüldü. Bir nevi insanlık alemi kendi eliyle kendi kuyusunu kazdı. Anladığım kadarıyla bu virüs mevzusu daha uzun süre dünya gündemini meşgul edecektir. Yaşadığımız bu süreç bize birçok şeyi tekrar hatırlamamıza ve yenden öğrenmemize vesile oldu.
    Öğrettiklerinin en başında insanoğlunun ne kadar aciz olduğu gelmektedir. Bunu inanan ve iman edenlerin hemen hemen hepsi çok iyi bilir. Ne hikmetse içinde bulunduğumuz meşguliyetler zamanla bu acizliğimizi unutturuyor, kendimizin güçlü olduğu düşüncesi öne çıkabiliyor. Ne kadar aciz olduğumuzu anlamak için toplamı bir gram dahi etmeyen bu virüs bırakalım bizi bütün dünyayı esir aldı. İnsanları evlerine hapsetti. Camiler ibadete kapandı. Her zaman diliminde insan selinin tavaf ettiği Kâbe bile tavafsız kaldı. Okullar öğrencisiz kaldı. Zengini de fakiri de bu illet karşısında çaresiz kaldı. 
    Bu virüsün yayılmasından hareketle tekrar ölümün bize ne kadar yakın olduğunu hatırlamış olduk. İnsanız haliyle dünya telaşına kendimizi o kadar kaptırıyoruz ki yıllar sonrası için hayallere dalabiliyoruz. Gerçekte aldığımız nefesi vermemize dair bir garantimiz yok. Nefesi aldığında veremediğin zaman olay biter. Ölüm saniyeler içinde gerçekleşir. Bu gerçeği unutarak kendimizi dünya meşgalesine kaptırmamamız gerektiğini hatırladık. Kendimizi hiç ölmeyecekmiş gibi dünyası, hemen ölecekmiş gibi ahretini düşünenlerden olmamız gerektiği gerçeğini hatırladık. 
    Sağlığın ne büyük bir bahtiyarlık, eşsiz bir hazine olduğunun farkına vardık. “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” demiş Padişah Sultan Süleyman. Sağlık olmadan hiçbir şeyin öneminin olmadığını fark ettik. İmanımızı ne kadar koruyacaksak sağlığımızı da o derece özenle korumamız gerektiği gerçeği ile karşı karşıya geldik. Bir öğretmen olarak öğrencimiz için daima aman şunu da verelim, bu da önemli, bundan da haberi olsun diye çabalayıp dururduk. Şimdi ise aman sağlıkları yerinde olsu, hasta falan olmasın yeter der hale geldik.
    Tedbirli olmayı öğrendik. Neye karşı, hastalıklara karşı tedbirli olmayı öğrendik. Bazı basit önlemlerle kendimizi ve sağlığımızı koruyabileceğimizi öğrendik. Varlığımızı zor günlerimizde nasıl kullanabileceğimizi öğrendik. Kanaatkar olmayı, elimizdeki ile yetinmeyi yeniden öğrendik.
    Temizliğin ne kadar önemli olduğunu öğrendik. Temizlik bedeni maddi kirlerden, ruhu manevi kusurlardan arındırmaktır. Müslüman'ın bedeni, fiziki çevresi ve kalbi temiz olmalıdır. Beden temizliği ve ruh temizliği arasında sıkı bir bağ vardır. Onun için Peygamber Efendimiz “Temizlik imanın yarısıdır” buyurmuşlardır. Uzmanların sıklıkla bahsettiği temizlik kavramı inanlar ve iman edenlerce yıllardır bilinmektedir. Bu sebeple bizim bu salgından fazla etkilenmememiz lazımdı. Küçük ihmaller bu noktaya getirdi. Umarız gereken dersler alınmıştır. İnşallah üstümüze çöken bu kâbustan en kısa zamanda kurtuluruz. Sağlıcakla kalın ve hala evde kalın.