Bugün, 27 Ekim 2020 Salı

Zeki ORDU


AHH GİRESUN!

AHH GİRESUN!


    Ah Giresun! Ben seni nasıl yazayım şimdi?
    Sen bizim komşumuzdun. Halâ da öylesin. Ta ilkokulda öğrenmiştik komşularımızı.
    Ordulu olduğumuz için; Ordu'yu merkeze alarak anlatırdı bizlere. Doğumuzda Giresun, batımız da Samsun diye. Güneyimizde Sivas ve Tokat illeri.
    O günden sonra komşularımızı da sevdik biz. 
    Sanki bizim kuvvet kaynağımızdınız. 
    Seninle denizden de komşuyuz biz.
    Mahsulümüz aynı, ağzımız aynı, töremiz aynıydı. Türkümüz aynı. Ve dahi gönlümüz. 
    Bir tavanın balığı idik. Sahi söyle Giresun; sizin karasularınızdan Ordu'ya ne kadar balık yüzdü biliyor musun?
Kaç martı veya göçmen kuş Ordu semalarından Giresun semalarına uçtu?
Kaç yolcu Ordu'ya gitti veya kaç yolcu         
    Ordudan geldi size?  
Sizin futbol takımınız kiminle oynarsa oynasın biz sizi tutuyorduk komşumuz diye.
    Giresun iline ait kaç delikanlı vuruldu Ordulu bir güzele? Kaç Ordulu sizin ilçelerinizden,  güzellerinize meftun oldu?
    Söyle Giresun? Bütün bunlar olurken dile geldi mi hiç?
    Biliyorum gönle gelen dile gelmez diyorsun. Haklısın. Sevginin vatanı gönüldür. Dil geveler lafları. Bazen maksadı aşan sözler söyler. Bazen de meramı anlatamaz. Bazen kelime bulamaz izah etmeye.
    Ne oldu sana Giresun? O seller yağmurdan mı oldu gözünden akan yaşlardan mı?
    Seller sadece evlerinizden mi etti sizi? Ya canlar ne olacak Giresun?
    Her şey normale döndüğünde (normal nasıl bir şey ise) her şey eskisi gibi mi olacak?
    Yine hastalarınız olacak. Yine düğünleriniz olacak. Yine doğanlarınız olacak. Yine ölenleriniz olacak. Yine “hayat devem ediyor” diyeceksiniz.
    Gidenler gelmeyecek.
    Olanlar unutulmayacak. 
    Bazı şeyler iz yapar, değil mi Giresun. Bazı şeyler “yara” yapar.
Sel suyu akar gider de, “göz suyu” diner mi hiç?
    Göz yine görür de dünyayı, gönül unutur mu olanları…
    Ahh Giresun!
    Siz, biz hepimiz gözyaşı medeniyeti nesilleriyiz. Ülkece çok zorluklar gördük, çok badireler atlattık. Bu da geçecek. Yarası kalsa da, kederi kalsa da…
    Nesiller için yaşamaya mecburuz. Nesiller için çalışmaya mecburuz. Kan kusup kızılcık şerbeti içtik diyeceğiz. Kalanlar için yaşayacağız.
    Merak etme, yağmurlar ancak gözümüzden gelen yaşlardan fazla olabilir ama hiçbir zaman gönlümüzden akan yaşlardan fazla olamaz.
    Sen gönül nedir biliyorsun değil mi     
    Giresun?
    Ha. İşt o. Oradaki acı hiç dinmez.
Geçmiş olsun komşu… Allah beterinden saklasın.
    Bizim yaşlarımız gözümüzden dışa doğru, gönlümüzden içe doğru akmaya devam edecek. Hem de yangınları değil söndürmek alevlendirerek…