Bugün, 4 Aralık 2021 Cumartesi

Nazmi KILIÇ


ARI VE SİNEK

ARI VE SİNEK


    Arıların dünyalarına göz attığımızda araştırdığımızda ilginç bilgilere ulaşırız. Onların hayatı başlı başına bir araştırma konusu. “Eğer arılar Dünyamızda olmasalardı insan ömrünün 4 yıl olacağını biliyor muydunuz?” Bu söz ünlü fizikçi Eistein'e aittir. İnsanlık için büyük öneme sahip bu mucize hayvanlar, dolaştıkları her bitkinin çoğalmasına ve dolayısıyla insanoğlunun da birçok ihtiyaçlerını karşılamasına yardımcı olmaktadır.
    Bizler kaybetmeden değer bilen canlılar olmadığımız için, arılar hakkında araştırmalar yapmamız ve mutlaka bilinçlenmemiz gerekmektedir. Bu bilinçlenme bize arıların küçük böcekler değil, yaşamın devamı için hayati öneme sahip mucize canlılar olduğunu anlamamıza yarayacaktır. 
    Yirmi bin türden oluşan geniş bir familyaya sahip olan arılar, hayvanlar dünyasındaki en çarpıcı mühendislik ve mimarlık bilgisine sahip, sosyal hayatları ile diğer pek çok canlıdan ayrılan, aralarındaki iletişim ile kendilerini inceleyen bilim adamlarını hayretler içinde bırakan canlılardır.     Konu arı olunca ilginç daha çok bilgilere ulaşılacaktır. Arıların başka bir özelliğini ise bilim adamlarının bir deneyi daha açık şekilde anlamamızı sağlıyor.
    Bilimsel araştırmalar yapmak ve bu araştırmalar sonunda bilimsel gerçeklere ulaşmak isteyen bilim adamları deney tasarlarlar. Deneylerinde arılarla sineklerin hareketlerini gözlemleyeceklerdir. Bu maksatla bir grup arıyla sineği aynı şişeye koyarlar. Şişenin taban tarafını ışığa doğru, ağzı açık olan kısmını da karanlığa dönük olarak yerleştirirler.
    Dikkati çeken husus arıların ışık olan tarafa üşüşmesi ve ışığa yönelmesidir. Ne var ki şişenin tabanı cam ve onlar da camın yabancısı olduğundan çıkmayı başaramazlar.
    Bu arada sinekler, şişenin ağzına doluşurlar ve karanlıkta dışarı çıkıp kaybolurlar.
 Bilim adamları ağzı açık olan şişeden karanlık olan tarafa doğru tek bir arının bile hareket etmediğini hayretler içersinde gözlemlerler. Camın önünde ışığa doğru ulaşmaya çabalarlar. İnsanın aklına hemen bu arıların ne kadar akılsızca davrandıkları gelir.
    Arıların ne kadar akıllı varlıklar olduklarını hepimiz biliyoruz. Sinekler ise malum hayvanlar. Arılar ne kadar temiz ise adı üstünde, sinekler de o kadar pistir. Arılardan korkarız bizi sokarlar diye ama sineklerden midemiz bulanır.
    Sinekler karanlıkta sıvışan kaçaklardır. Karanlığa yürüyenlerdir. Karanlık işlerle haşır neşir olanlardır. Şişenin ağzının karanlığa açılmasının onlarca hiçbir önemi yoktur. Sinsi, ilkesiz, yüreksiz, korkak varlıklardır. Onların dünyalarında sadece kendi hayatları söz konusudur. Nerede yemek varsa, nerede rahat yaşayacaklarsa oraya üşüşürler. Onlar için karanlık olması önemli değildir. 
    Arıyı kovalamak isterseniz savaşır. Engellere aldırmaz. Amacı sadece ışığa ulaşmaktır. İğnesini sapladığında öleceğini bilerek savaşır. En önemlisi değerleri için ölür.
    Ama sinekler kaçarlar. Sonra yılışık yılışık tekrar dönerler kovaladığınız yere. Yemeklerinize, kollarınızın üzerine tünerler. Pis ayaklarıyla ezerler yaşadığınız her yeri. Düşündüğümüzde fiziksel olarak birbirleriyle benzerlikleri olmasına rağmen karakter açısından çok büyük farklılık olduğu görülmektedir.
    Engellere rağmen ışığa yürüyenlere, ışığa ulaşmak için çabalayanlara, ışık saçanlara sevgiler, saygılar. Işığınız ve ışık saçanınız bol olsun, sağlıcakla kalın.