Bugün, 8 Ağustos 2020 Cumartesi

Mehmet TÜRKAN


AŞKI OLMAYAN GÖNÜL MİSAL-İ TAŞA

AŞKI OLMAYAN GÖNÜL MİSAL-İ TAŞA


    Hayatın onulmaz yokuşlarında yürüyüp, dünyanın bitmez tükenmez isteklerine dalıp gittiğimiz şu günlerde biraz gönlümüz yumuşasın diye aşktan bunun yanında katılaşmış yürekten  bahsedelim dedik.
    Yunus Emre bir şiirinde şöyle diyor:
“İşidin ey yârenler aşk bir güneşe benzer,
Aşkı olmayan gönül misâl-i taşa benzer.
    Taş gönülde ne biter, dilinde ağu tüter,
Nice yumuşak söylese,  sözü savaşa benzer.”
    Ne deniliyor şiirde, bir bakalım, açıklamaya çalışalım. Ey dostlar duyun, işitin, sözümü iyi dinleyin! Aşk bir güneş gibidir. Gönlü, bedeni, sözü, sözcüğü, zahiri ve batını ışıtan odur. Her beşeri varlık onunla aydınlanır. Yüreğinde aşk olmayan insanın hali taştan farksızdır. Gönlü katı taşa dönmüştür. Taş gönülde de hiçbir güzellik yer bulamaz, dilinde zehir gibi kelimeler vardır, etrafını ağulayıp(zehir) durur. Ne kadar tatlı ve yumuşak söylemeye çalışsa da her sözü bir savaş gibidir. 
Yunus, aşktan bahsediyor. Yüreğinde bir zerre miktarı da mutlaka aşk olması gerektiğini söylüyor. Yunusun söylediği bu başka aşk tabi. Bu günün neslinin adını pespayeye çevirdiği, ayaklara düşürdüğü aşk değil bu. 
İki türlü aşk vardır. Birisi gerçek aşk, ikincisi mecazi aşktır. Gerçek aşk Allah'a duyulan aşktır. İkincisi ise beşeri yani mecazi aşktır. Bu aşk da Allah'tan başka varlıklara duyulan aşktır. Yunus'un burada bahsettiği aşk ise gerçek aşktır. Yüreğinde gerçek aşkı taşımayan insanın gönlü zulmete karanlığa bürünmüştür. Gönlü aydınlatan güneşten nasip alamamıştır. Onun nasibi karanlıktır. Kalbi kara,  gönlü taş olmuş ve sözleri de savaşa benzer.
Bir başka şairimiz Osman SARI diyor ki:
“Taş taş değil bağrındır taş senin 
Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin”
Yüreğinde Allah aşkı olmayan insanın halini anlatıyor bu beyitler.  Atalarımız boşa dememişlerdir. “Kork Allah'tan korkmayandan” diye. Allah'tan korkmayandan korkulur. Çünkü merhamet ve sevginin kaynağı onun sevgisindedir. 
Yunus Emre şiirin devamında şöyle söylüyor:
Aşkı var gönül yanar, yumuşanır muma döner,
Taş gönüller karmış, sarp katı kışa benzer.
Aşksızlara verme öğüt, öğüdünden alır değil,
Aşksız âdem hayvân olur, hayvân öğüt alır değil.”
Gördüğümüz gibi yunus yüreğinde Allah aşkı olmayan gönülleri sarp katı kışa benzetiyor.  Yine o aşktan nasip almamış insanları insan olarak bile kabul etmiyor. Onların hayvandan farsız olduğunu, hayvanların da öğüt alamayacağını söylüyor.
    Şöyle bir kalbimizi yoklasak acaba hangi tarafta kalırız. Bu aşkı yüreğimizde taşıyor muyuz, taşımıyor muyuz? Bir tefekkür etmeliyiz derim. Etrafımıza, yaşadığımız topluma baktığımız zaman Yunus Emre'nin bahsettiği ikinci kategoriye giren ne kadar çok adam görüyoruz.