Bugün, 28 Eylül 2020 Pazartesi

Zeki ORDU


AYASOFYA VE TÜRKÇE EZAN

AYASOFYA VE TÜRKÇE EZAN


    İlk not: Bu bir siyasi yazı değildir. 
    Bir ülkenin yönetimine baktığımızda insana dair bazı değişikler yapılması muhtemeldir.
    Muhtelif yatırımlar, iş sahaları, sosyal tesisler, işçi ve memur düzenlemeleri, hariciye, askeriye, eğitim, sağlık, diplomasi,  kültür ve sanat faaliyetleri gibi birçok sahada siyasi irade kah kanunla, kah KHK ile, kah yerel yönetimler vasıtası ile bazı değişikliğe gider.
    Bütün bunlar yapılırken seçmenin “kabul edeceği” ölçülere dikkat edilmeye çalışılır. Bazen değişiklikler ülkede kabul görmez. Bu durumda yapılması düşünülen değişiklikler ya toptan geri çekilir, ya da bazı düzenlemeler ile yürürlüğe girer.
    Buraları geçelim. “Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır”  atalar sözü kabilince siyasi ve resmi otorite kendince bazı uygulamalar yapar.
    Bu uygulamalar bazen derin izler bırakır. Hatta husumete sebep olup “tarihi hafıza”dan silinmez. Bu tarihi hafıza lafını da ben uydurmuş olayım. Yani yapılanlar yapıldığı yerde kalmaz, vatandaşlar gerektiği yerlerde bunu gün yüzüne çıkartır.  Bu “gereken yer” genellikle “sandık” olup, her seçim öncesi milletin önüne konur.
    Bu hadiselerin başında “Türkçe Ezan” adıyla maruf düzenleme gelmiştir ki, mevcut yöneticilerin siyasi varislerini her seçim öncesi “zan” altında bırakmış, kedince “hesabı” sandıkta kesmiştir.
    Peki, bu anlayıştan dönülür mü?
Çok zor. Ya bu düzenlemeyi yapan iradenin siyasi varisleri, toptan reddedip “siyasi dedelerimiz” bu işi yanlış yapmıştır, milletten özür dileriz” demeleri lazımdır ki, mümkün değil gibi.
    Ezanı sözde “Türkçe” okutan anlayışın siyasi varisleri bu anlayışı yazılı olamayan veraset ile günümüze intikal ettirip, yine aynı şeyleri müdafaa etmeye devam etmiş, mağdur taraf da bunun açıklamasını sandık denilen kutuda yapmıştır.
İlk ezanın asr-ı saadette Bilal-i Habeşi tarafından okunmasıyla günümüze kadar Müslümanların yaşadığı bütün ülkelerde ilk haliyle okunmuştur. Ta ki     30 Ocak 1932 tarihinde ise ilk Türkçe ezan, Hafız     Rıfat Bey tarafından Fatih Camii'nde okunana kadar.
    Dünyanın hiçbir devrinde, hiçbir ülkesinde görülmeyen bu durum maş'eri vicdanları sızlatmış, ruhta kanayan ve iyileşmeyen bir yara olarak kalmıştır. Ayrıca bu değişikliği tarihi hafızasına kaydeden vatandaşlar ne zaman ezan kelimesini duysa dedelerinin uğradığı bu nezaketsizliğe hep içerlemişlerdir. Ayrıca unutmamışlardır.
    Bu durumun normale dönmesi Merhum Adnan Menderes'in iktidara (pardon hükümete) gelmesiyle son bulmuştur.  Tarihler 16 Haziran 1960 senesini gösterirken ezan yine ilk şekliyle okunmaya başlanmıştır. 
    Bu arada nedense ezanda “Hayye ale'l-felâh” kısmını Türkçe tercüme etmesini becerememişler “Haydin Felaha” olarak değiştirmişlerdir. 
    Merhum Adnan Menderes o günlerde basın, yayın gibi “Kitle haberleşme araçlarının” olmaması sebebiyle idam edilmiş olup, “seni buraya tıkan kuvvet böyle istiyor” diyen “yargılayıcıların” verdiği kararla idam sehpasına çıkarılmıştır.  Her şeyin farkına sonra farkına varan millet sadece rahmetli Menderesi “Oraya tıktıran kuvvetin” yanında olmadığını düşündüğü Adalet Partisini tek başına iki defa iktidara taşımıştır.
    Burada “71 hadisesi “ ile “Alıp şapkamı giderim” anlayışının anlatılacağı yer değil.
Adnan Menderes canından olmuştur ama  “Gönül Partisinin” tek ve değişmeyen adayı olarak “gönüllerdeki” yerini hep korumuştur. Zaten idam etmeselerdi bile onu idam ettirenler gibi o da bugün zaten yaşıyor olmayacaktı.
    Tarihte ikinci hadise de Ayasofya'nın tekrar cami olması. Fatih'in 1453 senesinde İslam beldesi yaptığı İstanbul'da “kılıç hakkı” gereği, Ayasofya camiye tebdil olmuş tarihler 1935 yılını gösterirken bakanlar Kurulu kararıyla müzeye dönüştürülmüştür.
    O günden beri müze olan Ayasofya müze olduğu günden bu yana Müslümanların tekrar cami olmasını hayal ettiği bir yapı olmuştur. 
    Nihayet Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve parlamentoda aynı fikre sahip siyasi iradenin de desteği ve kamu oyunun vicdani kabulü ile camiye tebdil olmuştur.
    Tarih hem ezan, hem de Ayasofya konularında öncülük eden liderleri bir kenara not etmiştir artık. 
    Bir Müslüman olarak Merhum Adnan Menderes ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a  bu gayretlerinden dolayı teşekkür ederim. Ayrıca Bu iki liderin önü açan diğer hukuki ve siyasi katkı sağlayan kişlere de müteşekkirim.
    Tarihi hafıza silinmez.
    Mazi hafızadır.
    Tarihi kayıtlar silinmez.
    Son not: İlk notta bunun bir siyasi yazı olmadığını belirtmiştim.