Bugün, 12 Ağustos 2020 Çarşamba

Nazmi KILIÇ


BİLGİ HAZİNE VE GÜÇTÜR

BİLGİ HAZİNE VE GÜÇTÜR


    Eski çağlarda bir ülkenin birinde tek oğlu olan yaşlı bir adam yaşıyormuş. Hayatının sonuna gelmiş ve öksüz oğlunu çağırıp O'na, “Sizi fakirlik içinde yaşattım ama sana büyük bir zenginlik emanet ediyorum. Bu sandığı bana bir büyücü hediye etmişti. İçindekininkadrini bilemedim.” der ve ölür.
    Oğlu sandığı açar ve bir kitap görür. Kitabın ilk sahifesinde “Hazineye ulaşmak için tek bir harf dahi atlamadan oku! Netice faslı okununca kitap kendini yapan sihirle yok edecek, hazineye ulaşsan da onu idare edemeyecek ve bu fani dünyadan gidişin kadar ebedi hayatın da azap dolu olacak!” uyarısı ile karşılaşmış. Kitaba, hazinenin tarifinin yapıldığı fasıl ile başlamış.
    Henüz kitabın ilk sayfalarında metin bir yerde kesilmiş ve bundan sonrası Arapça devam ediyormuş. Endişeli genç, başkaları kendisine yanlış bilgi verip hazineye sahip olmasın diye metni tercüme ettirmekten imtina etmiş. Onun yerine zenginlik düşleriyle kabarttığı şevkle Arapça öğrenmeye başlamış. Sonunda yedi göbek Araplardan doğma müellifler gibi lisanın inceliklerine mahzar bir Arapça konuşur, yazar hale gelmiş ve tekrar kitabın tercümesine girişmiş. Fakat bir noktadan sonra kitap Çince devam ediyormuş. Fakirlikten sıyrılma hırsının bilediği azimle önce Çince, o bitince Farsça, o da bitince Frenk dili derken genç şehrin en iyi mütercimi olarak nam salmaya başlamış.         
    Bir yandan mütercimlik yapıp ekmeğini kazanırken bir yandan da kitap ile çalışmaya devam etmiş ve sonundagiriş faslını bitirmiş.     İkinci fasılda kitapta kavuşacağı hazinenin nasıl idare edileceğini söyleyen talimatlarla genç iktisat ilmine ve ticaretin sırlarına vakıf olmuş. Hazineyi bulunca aldatılmamak için altının, gümüşün ve enva çeşit kıymetli taşların değerini belirlemeyi öğrenip kuyumculuk zanaatında danışılır bir kişi olarak bilinmiş. Yedi düvelin tüm lisanını bilen, maliyede âlim, kuyumculukta pir olan bu gencin şöhreti Sultan'a kadar ulaşmış.     O'na önceleri ufak vazifeler veren Sultan, daha sonraları O'nu sarayda müsahib olarak tayin etmiş ve zaman içinde en önemli meseleleri bile ona danışır hale gelmiş.
    Hazineye ulaşmak için kitabın çevirisini de ihmal etmeyen sarayın bu gözde müsahibi kitapta yeni bir fasıla geçmiş. Bu fasılda hiyel ilminin ve mimarlığın incelikleriyle birlikte usulü-i hendesenin tüm içeriği bulunmaktaymış Bunları okumakla yetinmeyen bu azimli genç Sultan'a payitahtı için çizdiği köprüleri, camileri ve mevsimlik saraylarını da göstermiş. Gencin ilminden etkilenen Sultan önce onu başmimar olarak atasa da bu mevkinin onun ilmine yetmeyeceğine anlayıp veziri olarak yanına almış. Muasır mevkidaşları arasında devrin en genç veziri olarak namı tüm âleme yayılan bu genç sonunda refaha kavuşmuş. Namı payitahta, komşu tüm diyarlara ve hatta henüz İslam ile şereflenme fırsatı bulamamış nice topraklara yayılan bu zattan daha iyi damat bulamayacağını bilen sultan onu en sevdiği kızla evlendirmeye karar vererekfakir bir köy oğlanı olarak doğan bu kulu hanedana almak istedi.
    Kitabını okumaktan bir gün bile ayrılmayan azimli gencimiz düğün günü son sahifeye gelmiş ve kitap kendini kül etmeden önce şu son cümleyi okumuş: “Bilgi, en büyük hazinedir.”
    Bilgi en büyük hazine ve aynı zamanda da güçtür. Televizyonda “Akıncı Belgeseli”ni izledikten sonra yıllardır önüne geçilemeyen Aselsan mühendislerinin bir bir ortadan kaldırılmasının sebebi belli daha iyi anlaşılıyor. Birde Toroslarda düşen uçaktaki fizikçilerimizin ölümüne kahrolmamak elde değil. Akıncı SHA larının üretimi bizi dünyada üçüncü sıraya getirdi. Savunma sanayinde gelinen bu nokta bilginin ve bilgiye verilen desteğin bir ürünüdür. Tıp ve diğer bilim dallarında destekler bizi daha güçlü kılacaktır. bilgiyle ve sağlıcakla kalın.