Bugün, 28 Ocak 2022 Cuma

Zeki ORDU


BİLGİSAYAR İLE ÖLÜME ÇARE

BİLGİSAYAR İLE ÖLÜME ÇARE


    Sadece başlığı okuyanlar kesinlikle “zırvalamış” diyecekler. Sosyal medya denilen yerden tecrübe edilmiştir ki ya yazının fotoğrafına ya da yazının başlığına bakıp metni okumadan yorum yapanlar oluyor. Her ne kadar yapılan yorumlar saçma gibi dursa da yorum yapanlar doğru bir iş yaptıklarını sanıyorlar.
    Ülkemizde söylenen ile kastedilen şey bazen birbirine karışıyor. 
    Malum gün geçmiyor sağlık sayfası olan gazeteler ile bazı internet sayfalarında “Falan hastalık tarihe karıştı” gibi başlıklara rastlıyoruz.  Yani o hastalık ne ise onun çaresinden söz ediliyor. İnsanın aklına bütün hastalıkların çaresi bulunursa ölüm de olmaz gibi şeyler geliyor.
    Hiç hasta olmayan biri zaman içinde yaşlanacak ve her canlı gibi o da dünyadan el etek çekecek. Burada maksat sağlıklı ve uzun yaşamak. Ancak çok kişi sağlıklı yaşamanın temel ilkeleri yerine tıbbın gelişmesinden medet umuyor. 
    Konuyu çok uzatmadan sadede gelelim.
    Bundan 30 sene önce bilgisayar hayatımıza yeni giriyordu. İnternet yaygın değildi ve daha cebe girmemişti. Başta resmi daireler olmak üzere çok kişi bilgisayar kurslarına yazılıyor, bu aleti en kısa zaman içinde kullanmak istiyordu.
    Okullarda verilen ev ödevlerini bilgisayardan yapan öğrenciler bir adım önde sayılıyordu. Ne de olsa teknolojiye ayak uydurmuş ve yeniliğe açık biri olarak addediliyordu. Her ne kadar ödevleri el yazısı ile yazıp internetten alanları hoş görmeyen öğretmenler varsa da onlar da çağın dışında sayılıyordu. Her ne kadar daha sonra “Kimse internetten değil kendi araştırmasıyla yapsın” modası gelişse de önceleri internet daha makbul sayılıyordu. İşin tuhaf tarafı dün interneti savunan aynı kişiler karşı çıkıyordu. 
Neyse bu bahsi geçelim. “Zikzaklı” insan grubu her zaman var olacak, dün ak dediğini bugün aynı kişiler kara diyecekti. Bu kaçınılmaz bir vak'aydı…
    Ben de bilgisayar kursuna katılmıştım.   Öğretmenimiz bize bu alet sayesinde yaşlığa ve hastalıklara çare bulunacağını söylüyordu. Kimimiz inanıyor, kimimiz içimizden gülüyorduk. Bize bilgisayarın nelere muktedir olacağını anlatan öğretmenimiz söylediğine kesinlikle inanıyordu. O, bu temenni ile bize öğretiyordu. Kim bilir belki de o iksiri bilgisayar öğrettiği biz öğrencileri bulacaktık.
    Aradan 30 sene geçti. Bize kurs veren bilgisayar öğretmenimiz bir hayli yaşlanmış evden çıkamıyordu. Yani biz öğrencileri yetmişe merdiven dayamıştık bir kere. O günden beri ülkede ve dünyada çok şeyler oldu. İyi veya kötü... Yaşlılığa kadınlarda “makyaj” dışında bir çare bulunamadı. Hatta birçok insan hiç hasta olmadan bile ölüyordu.
    Bize kurs veren öğretmenimize duadan başka yapabileceğimiz bir şey yok.  Şimdilik yaşlanmaya veya ölüme çare hala daha bulunamadı.  Ne diyelim. Naçizane iki mısralık bir şiirimle yazıma son vermek istiyorum. Bilgisayar ne der bilmem ama ben ancak iki mısradan fazla bir şey yazamadım ölüm hakkında.
    Ölümü öldürmek mi daha başarılamadı
    Ebediyen yaşama sevdası yarım kaldı