Bugün, 23 Nisan 2021 Cuma

Yılmaz İMANLIK


BOŞLUKLAR

BOŞLUKLAR


Her insanın hayatında mihenk taşı olan dostları vardır. Gerçek dostlar iyi günde de kötü günde de dostlarını yalnız bırakmaz. Onlar bir kompozisyonun parçaları gibi birbirini tamamlar. Parçalardan biri eksildiğinde diğerleri onun yokluğunu ciğerlerine kadar hisseder.

Hani derelerin yatağına yerleşmiş ve yıllarca o derenin bir parçası olmuş taşlar vardır bilirsiniz. Suyun akışına onlar yön verir. Suda yaşayan canlılar bile onların varlığına alışmış, en incesinden en büyüğüne kadar hepsini benimsemiştir.
Bir gün büyük bir sel gelir ve o taşları yerinden oynatır ya da sürükleyip götürürse suların akışı değişir. Geriye kalan boşluklar hemen fark edilir. Birden dengeler değişir. Gönlümüzden akan derelerin yatakları değişir. Dostumuzun yokluğunu sarsıcı bir şekilde ta içimizde hissederiz. İçimizde bir yanımız eksik kalır. Nefes almamızı sağlayan damarlardan biri kopuverir. Koskoca bir boşluk oluşur gönlümüzde.
Sevdiklerimizin yokluğuna alışmak ne zordur…

Zamanla boşlukları yeniden doldurmaya çalışırız. Azgın bir su gibi akıp giden gönül ırmağımızda sürüklenip giden kayaların yerine yenilerini yerleştirmeye uğraşırız. Hayatımıza yeni dostlar, yeni serüvenler girer. Onların boş kalan yerinize tam oturduğunu düşünürsünüz çoğu zaman. Ama olmaz. Hayatımızı hep yanlış kişilerle doldurmaya çalışırız. Bir yerlerde hep bir eksik vardır. Bu eksikleri çoğu zaman fark ederiz ama görmezden geliriz. Bazen pişmanlıklar kör eder gözümüzü bazen de gerçekleri görmekten korkarız. Zamanın dalgalarıyla sürüklenip giden dostlarımızı özleriz de çaresizlik dilimize kelepçe vurur, söyleyemeyiz.

Yapılan bir yanlış, peşinden başka hataları da getirir. Tıpkı bir gömleğin yanlış iliklenen düğmeleri gibi. Zaten ilk zamanlar kabullenmekte zorlandığımız yanlışlar zamanla bizden bir parça olur. Artık her şeyi normal görmeye başlarız.
Öyleyse…

Hayatımıza sokacağımız kişileri, vazgeçemeyecek kadar çok sevmemeliyiz bir defa. Çünkü bizi terk edip gittiklerinde bir parçamızı da beraberinde götürmesinler. Onların yerini alanların da bir gün gideceğinin bilincinde olalım ki gittiklerinde yıkılmayalım, ayakta duracak gücümüz olsun…