Bu Adam Dost Duruşlu
Tarih: 3.7.2018 14:52:06
Mustafa CAN


Masanın üzerindeki telefonum sessizde duruyordu. Çayımı yanıma almış, soğumasına aldırmadan arada bir yudum alıyordum. İki saati devirmiştim. Yorulduğumu söyleyemeyeceğim. Yorgunluk halim, yazdıklarım hoşuma gitmezse, o zaman kendini gösterir. Hemen hemen yazarların çoğunluğunun da yorgunluk konusunda benimle hemfikir olduklarını düşünmekteyim.

Çay içmenin tadını yazı yazma sırasında alamadığımı fark edince, mutfakta ocak üstünde duran çaydanlığın yanına gittim. Hanım evde olsaydı, çayı bana o getirirdi, ocağın söndürülmüş olduğunu gördüm. Soğumuş çayı içmek istemediğimden, evimizin çok uzağında da olmayan sahile, oradaki bir masaya oturup mola çayı içmek geçti aklımdan.

Yaz mevsimi, hava sıcak, çok teferruata gerek duymadan kendimi sokağa bıraktım. Kısa yoldan sahile indim. Ne kadar da güzel deniz! Çarşaf gibi dedikleri bir duruşu var. Dalgasız ve bulutsuz mavi gök rengini içine çekmiş, karşılıklı bakışır buldum onu. Yüzümü yalayarak tenime değen serin rüzgârın varlığına bir de şiir yazasım geldi.

Kalabalık sahil. Kimisi denizde, kimisi kumların üstünde, kimisi sahile konan ağaçtan yapılmış deniz yataklarının üzerine uzanmış, tepelerindeki güneşliklerin altında keyif çatmaktalar. Garsona işaret ettim, çay istediğimi söyledim, sandalyeyi gölgelik bir yer ayarlayarak yerleştirdim. Güneş, deniz, serin esen rüzgâr ve masamda tavşankanı çay dolu bardak.

Bulunduğum yerde başkaları da oturmakta. Çayı yudumlamak için bardağı kaldırdığımda, yaşı kırkın üzerinde, olgun görünüşlü, spor giyimli, güler yüzü ile biri yanımda durdu.


“Madem yalnız içecektiniz, evinizde içmeliydiniz. Dostların da hakkı olmalı ve çay da birlikte içilmeli.”


“Ya param yoksa?”


Paranız yoksa dostluk konuşur. O zaman da parasını onu teklif eden kişi verir, olur biter.”


O ara irade dışı, tikli biri gibi elimi otomatik olarak cebime attım. Gerçekten de cüzdanı almamışım. Ses çıkarmadan kısa bir süre durdum.


“Kazandınız,” dedim. Birlikte içelim. Bir de paramı gerçekten yanıma almamışım, şayet içeceğimiz çayın parasını siz ödeyecekseniz itiraz etmeyeceğim.”


Oturdu yanıma. Kendini tanıttı. Ben de kendimi tanıttım. Duruşu, mimikleri ve görünüşü hiç de bana yabancı gelmiyordu.

“İnsanlar, ilk defa karşılaşsalar da birbirlerine tanıdık gelebilir. Simalarını tanıdık birisine benzetebilir. Bana çok oldu. Sizi de birisine benzettim. Ağzımdan da bu söz çıkıverdi. Bana tanıdık biriymişsiniz gibi geldiniz. Kendimi teklifi yapmamak için frenleyemedim.”

“Bana da siz tanıdık biri gibi geliyorsunuz.”


Uzun uzadıya konuştuk. Konuşkan, bilgi dolu, akıcı bir ifade ve üslubu var. Tiyatrosever, sever kelimesi çok az kalır, tiyatrosuz yaşamak ona çok zor gelen bir edebiyat öğretmeni imiş. Bir lisede görev yapmakta imiş. Bütün sosyal faaliyetlerin de organizatörü. Girişken tarafı, sanatsever tarafı ile beni de kendine çekti. Bir çay, iki çay, üç çay ve işi sohbet sırasında dokuzar çaya kadar çıkarmışız. Kasaba bünyesinde tiyatro çalışmalarını bir vesile ile de tertipliyor. Tebrik ettim kendini.


Sefer Bey, çağımızın ilacının sanat olduğunu vurguladı. Gençliğin kendi kültürüne sahip çıkması için sanat üzerinden
hareket etmesi gerektiğini söyledi.


“Fakat eğitim camiasının idareci kesimindeki takıntılar çok belirgin bir durumda. Engelleyicilik hat safhada. Günümüzdeki idareci kafaların taraftar mantığındaki yamukluğun tarifini yapmak çok zor.”


“Sefer Bey, içten davranışınız, bilgili haliniz ve sanatseverliğiniz bu anlayışsız adamlara bir nebzecik yumuşatıcı ilaç etkisi etmiyor mu?”


“Ne gezer?


“Beton gibi kafa. Bir de idareci yetkisinin keyfiliği olunca iş şirazeden çıkmakta. Türk dili ve dile bağlı sanatların en büyüklerinden birinin tiyatro olduğuna inanmaktayım. Bu inancımı sürdürmek ve hayata geçirmek isterken, bir de takibata uğramak cabası oluyor.”


“Sanatseverlerin bir yanı vardır Sefer Bey Hocam, Her şeyden tavize yaklaşırlar belki, ama sanattan tavize yaklaşmazlar,” dedim.


Gülümsedi. Aynı şekilde karşılık verdim.


* Sefer Bey, coşkulu, içten ve bilgi dolu haliyle tam bir entelektüel idi. Onunla sahildeki çay içme arzumun yerine gelişi beni sevindirdi ve rahatlattı. Bir de gördüm ki, sohbet sonrasında dostluğumuz da oluşmuştu.

 

Anahtar Kelimeler: Adam, Dost, Duruşlu
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Arkadaşın Var mı (26 Haziran 2018 - Salı)
Tuğçe´yi Tanıyor musunuz? (19 Haziran 2018 - Salı)
Bir Bayram Sabahına Uyanmak (12 Haziran 2018 - Salı)
Okuma Yazmayı Geç İstersen (05 Haziran 2018 - Salı)
Masal Okur musunuz? (29 Mayıs 2018 - Salı)
Sayfa:
Dergi
RESMİ İLAN
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar