Yılmaz İMANLIK


BU ŞEHİR

BU ŞEHİR


BU ŞEHİR

Bu şehir seni yutar, dememiştin koca çınar
Büyük denizlere dalma, gemilerin erken batar,
Dalgalarla baş edemezsin, dememiştin be dostum!

Keşke bu kadar çok özlemeseydin beni!
Hep uzaklardan sevseydik birbirimizi
Rüzgarla haber gönderseydin sonbaharlarda
Sarı yaprakların kanadında koşar gelirdim sana.

Dağların doruklarından doğan derelerin
Bembeyaz köpüklerinde yıkayarak düşlerimi
Yapraktan kayıklara bindirerek gülüşlerimi
Minik bir şelalenin sevinciyle koşardım sana.

Bu şehirde nice köprüler kurulur suların üstüne
Ama gönül köprüleri kurmak zordur, dememiştin
Önce gönül köprüsünü yıkar zamansız fırtınalar
Hayalleri sürüklemek için köpürür taşkın sular
Bir kirpi ürkekliğiyle kabuğuna çekilir geceler…

Güllere doğru koşarken kaç kır çiçeğini ezdim?
Ben saymaktan hep korktum koca çınar.
Masum değildi güller, söylemedin bana
Güllere dokunan dudaklar eninde sonunda kanar…

Yalnızlık, kaldırımların koynunda sinsi bir girdap
Daha ilk adımda başlar yalnızlıkla savaşlar.
Önce hayaller vurulur karanlık bir köşede.
Senden başka kimse göremez hayal kırıntılarını
İçinde ılık denizler oluşturur gözyaşların
Umut yüklü gemiler, alabora olur gözlerinde

Söyle bana, sarı yapraklar ne kadar doldurur
Bu şehrin ruhuma açtığı derin çukurları?
Tırmanabilir miyim önümde yükselen dev surları?