Bugün, 28 Haziran 2022 Salı

Nazmi KILIÇ


ÇALIŞALIM

ÇALIŞALIM


    Yıllar önce Trabzon ili Çaykara ilçesinin bir köyünde bir çocuk vardı. Büyüdüğünde en büyük hedefi doya doya kavurma yiyebilmekti. Çünkü ailesi çok fakirdi. Bu fakir konumlarından dolayı okula zor şartlarda gidebiliyordu. İlkokul yıllarında bir gazetenin açtığı bilgi yarışmasında birinci olmuştu. Ancak babasının borçları nedeniyle üniversiteyi okuması imkânsız gibiydi.
    Çalışması sayesinde liseyi bitirir, üniversiteyi de Türkiye birinciliği ile kazanır. Burslu olarak üniversiteyi bitirdikten sonra Amerika'ya davet edilir. Yıllarca Amerika'da kaldıktan sonra Türkiye'ye döner. Devletin değişik kademelerinde görev yapar. Hala onun adı anıldığında insanlar saygı duyar. Çok zeki ve çalışkan birisi olduğu herkesçe bilinir. Trafik kazasında hayatını kaybetmeseydi, ülke için çok şeyler yapabilirdi denir.
    Küçüklüğünde sadece doya doya kavurma yemeye yetecek kadar bir parya kavuşmak isteyen Adan KAHVECİ, büyüdüğünde bir ülkenin maliye bakanı olacak kadar parlara hükmedebiliyor. Önemli mevkilerde görev alabiliyor. Hala saygıyla hatırlanıyor. 
    Maliye bakanlığını yaptığı sıralarda İstanbul yolculuğunu daha ekonomik olsun diye trenle yaptığını duymuştum. Şimdiki insanımızın yaşadığı şaşalı hayatı görünce bu insana nasıl saygı duymaz ki insan. Bu gün bile bana yakın tarihte etkilendiğin üç kişi ismi sorsalar birisi rahmetli Adnan KAHVECİ, diğeri rahmetli Recep YAZICIOĞLU'NU söyleyebilirdim. İkisinin rahmetli ve trafik kazasında ölmeleri ülkemiz için talihsizlik, bir muammadır. 
    Böyle bir insanın nasıl yetiştiğini, nasıl bu makamlara yükseldiğini bilmem söylemeye gerek var mı? Elbette çok çalışmaktan başka ne olabilir. Çalışmadan bu makamlara nasıl ulaşılabilir? Rahmetli Adnan KAHVECİ'NİN çalışmak için nedenleri vardı ve neden çalışması gerektiğini biliyordu. Siyasi parti başkanı olabileceği halde biraz daha çalışması gerektiğine inandığı için düşünmemişti. Daha zamanı gelmedi diye çalışması gerektiğine inanan insandı.
    Çocuklarımıza ders çalışmalarını tembihlerken veya onları çalışmaya zorlarken lütfen dikkat edelim. Niçin ders çalışmak zorunda olduğu konusuna yoğunlaşalım. Bunu kendi nefsimizin tatmini için istersek beklediğimiz verimi alamayız. Çocuklarımızı sürekli ders çalış komutuyla davranmamız yerine onların ne zaman ne yapıp ne yapmayacaklarına dair belli alışkanlıkları kazandırmamız etkili olacaktır.
    Eğer çocuklarımızın çalışmasıyla ilgili yeterince nedeni varsa, artık ona ders çalış telkinlerine gerek kalmayacaktır. Kendini adayan ve programlayan öğrencinin, bulduğu her fırsatı ders çalışmayla geçirecektir. Hedefini koyacak, hedefine ulaşmak için ne gerekirse yapacaktır. Gezmesinden, oyunundan, uykusundan ve eğlencesinden feragat ederek dersine çalışıp başarılı olacaktır. Eğer nedeni olmazsa sizin çalışmaya zorlamanız, buna mecbur etmeniz boşuna olacaktır.
    Öğrencilerin ders çalışma aşamaları gelişigüzel olmamalıdır. Akşam eve geldiğinde öğretmenin ödev verip vermemesine bakılmaksızın evde öğrenilenin tekrar edilmesi, yarına hazırlık yapılması, araştırmaya yönelmesi kendini yetiştirmeye yeter de artar. Bütün bunların yanında kitap okuma alışkanlığı kazanırsa iş yarı yarıya hallolur. Eğer ana ve babalar bunu evde gerçekleştirirse, çocukları daha başarılı gördüğü kişileri yakalayıp geçer ve daha mükemmel bir öğrenci olur.
    Ailenin, okulun ve öğretmenlerin hedefi insan yetiştirmek olunca sorumlulukları da farklı oluyor. Etkili olmak, çocukların nefislerine yenilmesini önlemek önce aileye, arkasından öğretmene düşer. Bulunmuş oldukları yaşın verdiği psikolojik baskıları olumlu düşünmelerine ve davranmalarına engel oluyor. Onların çalışmalarına ve başarılı insanlar olarak yetişmelerine çok ihtiyacımız var. Ne yapacağını ve istediğini bilen neslin yetişmesi, bunun için hedef belirleyip hedefe yürümesi sağlanmalıdır. Çocukların arkasında değil yanlarında olunmalı. Yazıcıoğlu, Kahveci bu gençliğe örnek olarak gösterilecek çalışkan ve başarılı insanlarımızdır. Kendilerini bu vesile ile rahmetle anıyor, hizmetlerinden dolayı kendilerinden Allah razı olsun diyoruz. Rabbimiz bize de bu insanlar gibi öğrencileri yetiştirmeyi  nasip etsin. Bu duyguyla her daim çalışalım, çalışmamızın karşılığını görelim.