Bugün, 23 Ocak 2021 Cumartesi

Selim EROĞLU


DAYIMDIR, FAZLA PARA VERİR; YEĞENİMDİR, BENDEN PARA ALMAZ

DAYIMDIR, FAZLA PARA VERİR; YEĞENİMDİR, BENDEN PARA ALMAZ


    İnşat ustası ,çok sevdiğim bir eniştem var. Yarım asrı aşkındır ustalık yapar. İnşaatın her kademesinde çalışmıştır. Sonunda kendi tabiriyle “ince iş” dediği 'kalebodurculuk' da karar kıldı. Ele aldığı işi titizlikle yapar. İşini yaparken asla acele etmez. Para kazanmaktan ziyade işini mükemmel yapmanın peşinde koşar. Hem sanatkârdır hem zanaatkâr. İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih eder. Hedefi,  çok para kazanmak değil iyi anılmaktır. “Şurası olmamış” dediğiniz zaman sizi memnun etmek için günlerce uğraşır.
       Zaman zaman kendisiyle hasbî sohbetlerimiz olur. Vefalıdır. Yapılan iyiliği asla unutmaz. Bir kişiyi sevmişse “seni kaybetmektense zarar etmeyi göze alırım” der.  Yaptığı işe göğsünü gere gere imzasını atar. “Burayı Hüseyin Usta yaptı” desinler, bu ona yeter. Sadece usta değildir, aynı zamanda işin felsefesine de kafa yorar. Yukarıdaki söz ona aittir. İlk defa ondan duymuştum. Çok hoşuma gitti. Bilinsin istedim. İş yaparken bu tür durumlar başlarına çok geliyormuş. 
       Adam, usta olan yeğenine iş yaptırmış. Yeğeni de dayısını kırmayarak işini güzel bir şekilde yapmış. “Ne güzel dayı-yeğen anlaşıyorlar” diyeceksiniz. Bir husus var ki başta, ayrıntıları konuşmamışlar. İş devam ederken, iş yapan yeğen “dayımdır çok para verir” diye düşünüyormuş. İş yaptıran dayısı da “yeğenimdir, benden para almaz” diye düşünüyormuş. İş bitiminde olacakları siz düşünün. İkisi de hayal kırıklığına uğrayacak. Kavga etmeseler bile birbirlerine küsecekler, darılacaklar, hatta birbirlerinden soğuyacaklar. Mevzu derinleşecek. Aile fertleri devreye girecek. Su-i , zanlar, aleyhe konuşmalar gırla gidecek. Mevzuya dâhil olan kimileri, dayıyı, kimileri de yeğeni haklı bulacak. Konu uzayıp gidecek, gidiyor da zaten.
       Konu niye böyle olumsuz sonuçlanıyor? İşin cevabı başlıkta gizli. Akrabalığa, samimiyete, dostluğa dayanarak ayrıntıları başta konuşmamak. Oysa insan yola çıkarken nereye gideceğini bilmeli. Akrabalık,
 adaletin uygulanmasına mani olmamalı.
   Eniştem ilkokul mezunu ama işinin ehli. Ben ondan öğrendim, bir işe başlarken ayrıntıları konuşmayı. Birine iş yaptırırken, tecrübelerime dayanarak, özellikle işin parası konusunda baştan konuşmayı tercih ediyorum. Bazen yadırgandığım oluyor. Yuvarlak laflarla geçiştirenler oluyor. Böyle durumların sonunda mutlaka itilaf çıkıyor. 
       Basit gibi gözükebilir ama sosyal huzursuzlukların, ailevi husumetlerin temelinde bu ayrıntılar yatıyor. Çünkü şeytan ayrıntıda gizlidir.  Birine bir iş yaptırdım. Ne alacığını sordum. Ne kadar ısrar ettimse de söylemedi. Hatta “senden para mı alacağım hocam” bile dedi.  İşin sonunda “50 lirayı hak etti, buna  50 lira vermeliyim” diye düşündüm. Borcum ne kadar diye sorduğumda “hocam yemin ettim 20 liradan aşağı almam” dedi. Çıkardım yeminli parasını verdim ve “iyi ki 100 liraya yemin etmemişsin” dedim.
       Niyetsiz ibadet olmaz. İşe başlarken ayrıntıları konuşmak niyet gibidir. Niyet hayır olursa akıbet de hayır olur. Siz siz olun işinizi baştan sağlam yapın. Ben, bunca tecrübeden sonra, böyle yapıyorum ve başım hiç ağrımıyor. İşin sonunda kavga varsa bilin ki sebep başındadır.