Bugün, 28 Haziran 2022 Salı

Selim EROĞLU


DEDEM SARI HOCA

DEDEM SARI HOCA


Bazı dostlarım, haklı olarak, sitem ediyorlar, niye hiç deden Sarı Hoca’dan bahsetmiyorsun diye. Haklılar, bahsetmem gerekiyordu, bahsetmeliydim.

Ben, ana tarafından, Sarı Hoca namıyla tanınan Arsinli Hacı Ahmet Uzun’un torunuyum. Dedem vefat ettiğinde dört yaşındaymışım. Kendisiyle hatırlayabildiğim birebir hiçbir hatıram yok. Çocukken hep Sarı Hoca’nın kızdan torunu diye tanınıyordum.

Dedemin asıl adı Ahmet olmasına rağmen yüzünün ve sakalının renginden dolayı halk arasında Sarı Hoca diye nam salmış. Adeta lakabı gerçek isminin önüne geçmiş. Kendisi, aile efradı ve çevresi bu tanımlamadan hep memnun olmuşlar, hiçbir şikayetleri olmamış. Neredeyse gerçek ismi unutulur olmuş. Ömrü boyunca başındaki sarığını, her ne pahasına olursa olsun, hiç çıkarmamış. Gerek bilgisinden, gerek hocalığından, gerekse sarığından dolayı Molla Ahmet Hoca diye de vasıflandıranlar olmuş.

Sarı Hoca, 1900 yılında Trabzon’un Arsin ilçesinde dünyaya gelmiş. Of medreselerinde okuyarak hem hafız hem de hoca olarak icazet almış. Uzun süre köyünde ve yakın civarda hocalık yapmış, talebe okutmuş. Zaman zaman 1930-40 arasında Samsun bölgesine de bilhassa ramazanlarda hocalık yapmaya ve talebe okutmaya gelmiş. Önceden buralara gelen akrabalarını ve tanıdıklarını ziyaret ediyormuş. Hoylan’a bir akrabasının ziyaretine giderken Kocaman’da durup namaz kıldırmış, imamlık yapmış, kuran okumuş. Köyün ileri gelenleri dedemin hocalığını ve sesini çok beğenmişler, buraya gelmesini , gerekirse yerleşmesini istemişler. O zamanlar köylerde hoca ihtiyacı hat safhadaymış. Yeter ki teklifimizi kabul , biz sana her türlü kolaylığı göstereceğiz, diye teminat vermişler. Sarı Hoca memleketine döndükten sonra ailesiyle istişare etmiş Kocamanlıların teklifini kabul etmiş. Altı çocuğuyla birlikte 1939 yılında Terme’ye ayak basmış. Gelişleri deniz yoluyla olmuş. Miliç’te karaya ayak bastıklarında meşhur Erzincan depremi olmuş. 12.01.1970 tarihinde vefat edinceye kadar Kocaman’da hayat sürmüş. Burada hocalık yapmış, talebe okutmuş. Mezar taşında ‘’ Trabzon Arsinli Alioğlu Ahmet Uzun’’ yazıyor. Bir Osmanlı geleneğidir, bir insanın mesleği ne ise mezar taşı da o şekilde yapılırdı. Sarı Hoca molla ( hoca ) olduğundan mezar taşı da sarık şeklinde yapılmıştır. Tam bilemiyorum, belki de kendi vasiyeti böyledir.

Dedem Sarı Hoca yetmiş yıl ömür sürmüş. Bu fani ömrünün kırk yılını doğduğu yer olan Arsin’de, geri kalan otuz yılını hicret ettiği Kocaman’da yaşamış. Dedem otuz yıllık Kocaman hayatına çok şey sığdırmış. Yaptıklarıyla, davranışlarıyla, hocalığıyla, bilgisiyle, görüş ve düşünceleriyle tam bir ‘’kanaat önderi’’ durumuna gelmiş. ‘’ Sar Hoca demişse doğrudur, o yapmışsa mutlaka bir hikmeti vardır ‘’ kanaati bütün ahalide yerleşmiş. Kuran’a uygun bir hayat sürmüş. Bilgisiyle ameli hiç mi hiç ters düşmemiş. Okuttuğu talebeleri kendisine tam bir sadakat göstermiş. Ona sormadan hiçbir adım atmamışlar.

Bütün cemaatin, bilhassa talebelerinin sabah namazına gelmelerini istermiş. Sabah namazında adeta derse giren bir öğretmen gibi yoklama aldığını söylerler. Yoklamada olmayanları gün içerisinde mutlaka arar sorarmış. Bu özelliğinden dolayı o zamanlar mescit lebalep dolarmış.

Rahmetli Bayram Dayım anlatmıştı : Dedemin bir talebesi evlenmiş. Evlendim diye sabah namazına gelmemezlik yok, mutlaka sabah namazına geleceksin, diye hem nikahını kıymış hem de tembih etmiş. O talebesi evlendiği gecesi sabahı namaza gelmiş. Dediklerini bizzat kendi hayatında uyguladığı için sözü her yerde geçiyormuş.

Mehmet Özkan’ın muhtarlığı zamanında , 1969 yılında köye Pazar kurulması kararı alınıyor. İstişare heyetinde haliyle Sarı Hoca da bulunuyor. Hayırlı gündür düşüncesiyle pazarın cuma gün

olması ağırlık kazanıyor. Sarı Hoca, Cuma gününün pazar için uygun olmayacağını söylüyor. Pazar, cuma günü olursa insanlar ticarete fazla dalar, dünyaya meylederler, cuma namazına vaktinde gelmezler yahut zamanla hep terk ederler diyor ve pazarın perşembe günü olmasını istiyor. Bu görüş oy birliğiyle kabul ediliyor. Ogün bugün Kocaman’ın pazarı perşembe günüdür.

Sarı Hoca vefat edeli tam 52 yıl olmuş. Hiçbir evladı da hayatta değil. Geçenlerde torunlarından Simitçi Hüseyin Kadir gecesi arifesinde vefat etti. Allah rahmet eylesin. ‘’Bizler Sarı Hoca’nın torunlarıyız. Halk bizi böyle tanıyor, böyle biliyor’’ diye hasbıhal ederdik.

Bunca yıl geçmiş olmasına rağmen dedemin namı, yaptıkları, söyledikleri hala söyleniyor. Torunları bile onun namıyla anılıyor.

Dedem Sarı Hoca’dan teberrüken sadece bir kesit sundum. Bana sitem eden dostlarımı üzmemek adına zaman zaman dedemden bahsetmeye devam edeceğim.

Bu vesileyle ahirete irtihal etmiş bütün geçmişlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.