Bugün, 12 Ağustos 2020 Çarşamba

Nazmi KILIÇ


EVDA KAL HAYATTA KAL

EVDA KAL HAYATTA KAL


Dünya ve insanlık alemi bir virüs denen belayla karşı karşıya. Nasıl geldi, nereden çıktı orasını biz bilemeyiz ama bilinen bir gerçek var ki bunun başlıca sebebi bizzat insanoğlunun kendisidir. İnsandan kaynaklı bu belayı Allah isteseydi insanlık alemini korurdu. Bu yaşanılan dönemde demek ki insanların yaşattıklarından dolayı bu belayı hak edilmişliği var.
 Neden olmasın ki. Bu belayı yaşamak için her türlü şartı eksiksiz, fazlasıyla yerine getirmişiz. Rabbimizin yapmamızı istemediği, uzak durmamızı tavsiyelerine gözümüzü kapatmışız. Para kazanma hırsı bütün benliğimizi kaplamış. Hayatımızı para kazanmaya göre yönetir hale getirdikten sonra gökten taş yağmasını mı bekleyelim. İşte size nur topu gibi bir musibet, hak ettik ki yaşıyoruz. Bu da bizim imtihanımız. Rabbim yinede insanlık alemini korusun. Rabbim bu imtihanları iman ile atlatabilmeyi nasip eylesin. Evladımız, kardeşimizi, ana babamızı, bütün İslam alemini bu imtihandan en iyi şekilde başarıyla çıkarsın.
Bakın nasıl hizaya getirdi insanları. Adeta “bu dünyayı ben yarattım” edasıyla sağa sola saldıranlar, insanlara zulmedenler, insanların başına bomba yağdıranlar can derdine düştüler. Evlerinde hapis hayatı yaşamak durumunda kaldılar. Düşündüğümüzde bu hadiseden almamız gereken daha çok derslerin olduğu görünüyor.
Bu aşamada artık tek derdimiz bu beladan ve bu belanın etkilerinden en kısa sürede kurtulmaktır. Burada bize düşen devletimizin aldığı tedbirler kapsamında üstümüze düşeni yapmak. Şimdilik bize düşen en basit ama bir o kadarda önemli olanı temastan uzak olup evde kalmaktır. Çinliler bu dönmede sokağa çıkanı döve döve evlere soktular. Birbirlerini sahiplendiler. 
Bu musibetin kazanımı da birbirini sahiplenme oldu. Artık insanlar kendi hayırlarına başkalarını da düşünmeyi öğrendiler. Bunu en güzel aşağıda yazılan kıssadan hisse örneğinde olduğu gibi.
Mısır yetiştiren bir çiftçi, her yıl en kaliteli mısır ödülünü alırmış. Çiftçi, ödül aldığı mısırların tohumlarını da ekmeleri için komşularına dağıtırmış.
Bunu öğrenen bir gazeteci röportaj yapmak için çiftliğe gelmiş. Gazeteci çiftçiye sormuş: “Seninle her yıl aynı yarışmaya giren komşularına, kaliteli tohumlarından vermeyi nasıl göze alabiliyorsun?”
Çiftçi cevap vermiş: “Yoksa bilmiyor musun? Rüzgar, olgunlaşan mısırlardan polenleri alır ve tarla tarla dağıtır. Eğer komşularım kalitesiz mısır yetiştirirse çapraz tozlaşma sonucu her geçen yıl ürettiğim mısırın kalitesi düşer. Eğer kaliteli mısır yetiştirmek istiyorsam, komşularıma da kaliteli mısır yetiştirmeleri için yardım etmeliyim”.
Yaşamlarımız da böyledir. Hayatlarını anlamlı ve iyi bir şekilde yaşamak isteyenler başkalarının hayatlarını da zenginleştirmelidir. Bir yaşamın değeri dokunduğu hayatlarla ölçülür. Ve mutluluğu seçenler, başkalarının mutluluğa ulaşmasına yardım etmelidir. Birimizin refaha ulaşması, herkesin refaha ulaşmasına bağlıdır.
Buna kollektivitenin gücü diyebilirsin. Buna başarının ilkesi diyebilirsin. Buna hayat kanunu diyebilirsin. Gerçek şu ki hiçbirimiz kazanamayız, hepimiz birden kazanmadıkça… Bunun için tekrar tekrar üstüne basarak diyoruz ki “EVDE KAL, HAYATTA KAL”