Bugün, 21 Ocak 2021 Perşembe

Nazmi KILIÇ


FİL VE HOROZ KISASI

FİL VE HOROZ KISASI


    Hindistan'da filleri evcilleştirmek için ilginç bir yöntem kullanılırmış. Orman zeminine, filin içine düşebileceği büyüklükte bir çukur kazılır ve üzeri dallarla örtülür.     Yavru fil gelip dallara bastığında çukurun içine düşer. 
    Fil, çukurdan çıkmaya çabalar ama başaramaz, takatsiz kalır, kurtulma ümidi kaybolur, hayatına dair müthiş bir korkuya kapılır, çaresizce bir mucize kurtuluş yolu veya ecelini beklemeye başlar.
    Fil avcıları yüzlerini de kapatan tümüyle simsiyah giysiler içinde, ellerinde sopalarla gelip fili şiddetli bir şekilde döver, yara bere içinde bırakırlar. Hayvan, yediği sopaların ve yaralarının verdiği acıdan ve çukura düşmesi nedeniyle yaşadığı korkudan dolayı, hayatında görmediği bir bunalım ve ruhi çöküntü yaşar, birkaç saat içinde...
    Sonra aynı avcılar, ağaçların arkasına gider ve üzerlerindeki siyah elbiseleri tümüyle çıkarıp, baştan aşağı beyaz elbiselerle ve ellerinde çeşit çeşit yiyecek ve meyve sepetleriyle geri gelirler. File şefkatle yaklaşır, onu besler, yaralarına pansuman yapar, okşayıp sever, güzel sözler söyler ve onu düştüğü çukurdan çıkarırlar. 
    Fil, bu beyaz giysili kurtarıcılarının kendisine gösterdiği karşılıksız sevgi ve ilgiden dolayı o kadar minnettar kalır ki o andan itibaren ömür boyu onların gönüllü kölesi olur, her istediklerini yapar ve asla sözlerinden çıkmaz.
    Horoz her sabah adeti üzere ötüyormuş. Bundan rahatsız olan sahibi bir gün horoza demiş ki: ”Her gün ötmenden rahatsız oluyorum, bir daha ötersen seni keserim”.
    Horoz duruma çok üzülmüş fakat canından olmamak için ötmeyi bırakmış ve şöyle düşünmüş “Bir ben ötmesem ne olacak, bir sürü horoz kardeşim var”.
    Bir süre sonra sahibi yine gelmiş ve demiş ki; “Eğer tavuk gibi gıdaklamazsan seni keserim”.  Horoz buna çok üzülmüş.     Fakat başka çaresi olmadığını düşündüğü için gıdaklamaya başlamış. Yani canını tekrar kurtarmış.
    Aradan biraz daha zaman geçmiş bu kez sahibi demiş ki; “Hiçbir işe yaramıyorsun. Eğer tavuk gibi yumurtlamazsan seni keserim. Horoz hüngür hüngür ağlamaya başlamış ve demiş ki;”Keşke öterken ölseydim”.
    Bu her iki kıssanın biz insanlara verdiği mesaj gayet açıktır. Fil kıssasında da horoz kıssasında da vurguladığı gibi, insanların kendi ayakları üstünde durabilmeleri için son derece donanımlı ve birikimli olmalarını gerektirir. Bu birikim sağlanamadığı takdirde başkalarına bağımlılık ve ilkesizlik durumu ortaya çıkar.     Bu bağımlılık ve ilkesizleşme durumu ise her kişinin tarafından kabul görmez. Bu da ancak gelişimle ve birikimle mümkün olur.     Birikimlerimiz ve ilkelerimiz ile kendimizi daha güvende hissederiz. Birikimli ve ilkeli olabilmek ve kalabilmek umuduyla, sağlıcakla kalın.