Bugün, 23 Ocak 2021 Cumartesi

Yılmaz İMANLIK


GENÇLERİN POPÜLİZMLE İMTİHANI -2

GENÇLERİN POPÜLİZMLE İMTİHANI -2


Mutsuz bir Gençliğe Doğru mu?
Önümüzde mutsuz bir gençlik var sanki…
Aza kanaat getirmeyen, küçük şeylerle mutlu olmayı başaramayan,şükretmeyi bilmeyen,karnı doysa bile ruhu asla doymayan bir gençlik… 
Gençlik neden bu hale geldi ve gittikçe neden daha da kötüye gidiyor? 
Aslında onları suçlamadan önce bu sorunun temeline inmek, gençleri dinlemek, empati kurmak, anlamaya çalışmak daha faydalı olmaz mı?
Belki de bu sorunun temelinde gençlerimizin milli, manevi, ahlaki değerlerden köklerini koparmaları yatmaktadır.
Evet, mutsuz bir gençliğe doğru gidiyoruz.
Gençleri mutsuzluk denizinde sürükleyen etkenlerden biri de hayatın onlara dayadığı zorlu maratonlar değil midir?
Sınavlar, okullar, işsizlik…
Hayatta sınavlar hiç bitmiyor. Ders çalışmaktan, sınavlara girmekten iyice bıkan öğrenciler artık popüler insanları görünce onlar gibi kısa yoldan hayata atılmanın yollarını arıyor. Çünkü çalışmak, bir şeyleri elde etmek için zaman harcamak zor geliyor. Çalışmaya ayırdıkları zamanları teknolojinin kendilerine sunduğu sınırsız dünyanın farklı iklimlerinde harcamak daha cazip geliyor onlara.
Bu konuda birkaç öğrencimin fikrini aldım. Bunların iki tanesini sizinle paylaşmak istiyorum.
12. sınıf öğrencim Doğa Gizem Bolluk şöyle diyor:
“Tespitlerinizde haklısınız hocam ama fidanları yetiştirecek olan bahçıvanlar da teknolojiye yenik düşmüş durumda.(Bu tespit çok yerinde)
Mutsuz gençliğin sorumlusu ebeveynler diye düşünüyorum. Çünkü artık okumak, üniversite bitirmek çok şey ifade etmiyor. Üniversite mezunlarının çoğu işsiz. Bizler de bunları gördüğümüz için youtuber veya Wattpedde yazar olma yoluna gidiyoruz. Yaptığımız yanlış olabilir ama doğruların da yolu kapalı gelecekteki gençliğe.
Fidanı büyütüp güzelleştirecek olan siz bahçıvanlarsınız. O fidanı diken de anne-babalarımız. Yani genç olarak ün, unvan, şöhret istiyoruz. Bunların bize kazandıracağı şeyler hoşumuza gidiyor. Umarım çok geç olmadan farkına varırız gerçeklerin. Gelecekteki gençlerin yılları bizim gibi heba olmaz. Ben bir öğrenci olarak insanlığın ilk haline, Taş Devri'ne, dönmek isterdim teknolojisiz, dertsiz…”
Yine aynı sınıfta Aslı TOK isimli öğrencim şu ifadelere yer veriyor:
“Biz bir öğrenciyiz. Bizler bir at yarışındaki atlar değiliz ki. Hayatımızı şekillendirmeye çalışan gençleriz. Geçen sene başka sınava odaklanmaya çalışırken bu yıl başka sistem…  Hangisi doğru hangisi yanlış diye düşünürken gitti altı ayımız…
Kardelen Ayşeler okusun, kendi istedikleri ve mutlu oldukları meslekleri yapsınlar. Şu mesleğin ataması var diye o mesleği seçmesinler.
Sosyal medya…
Popülizmin oyunu… Neden böyle bir hayatı istiyoruz ya da neden istemeyelim? Çünkü insanlar artık hayatı kolay yaşamak istiyor. Eskisi gibi gençlerin çoğunun amacı yok. Bugün yaşadık mı tamam bitti. Güzel kıyafetlerimiz var mı var, o da tamam, biraz da para varsa her şey tamam?
Hayatta bir adım önde olmak için bir yerlerden sivrilmeye çalışıyor gençlerimiz. Ama bilmiyorlar ki sivrildikleri yerin sonu uçurum.”
Gençlik ve Gelecek
Geleceğimiz gençlerimizin omuzlarında şekillenecek. Bu ülkeyi gençlerimize emanet edeceğiz. Ama önce taze fidanlarımızın etrafındaki ayrık otlarını temizlemeli, onları sahte ışık ve bahçıvanlardan kurtarmalıyız. Unutmayalım ki bir fidan, işinin ehli olan bahçıvanların yardımı olmadan düzgün ve sağlıklı büyümez.
Onlar bizim bahçemizin fidanları ise biz öğretmenler ve aileler o bahçenin bahçıvanlarıyız…