Bugün, 26 Mayıs 2022 Perşembe

Nazmi KILIÇ


GÖNÜL SOHBET İSTER ( 1 )     

GÖNÜL SOHBET İSTER ( 1 )     


Her kültür kendi toplumsal alışkanlıklarının bir ürünüdür. Bir kültürü anlayabilmek için o toplumun alışkanlıklarının neler olduğuna bakmak gerekir. Türk kültüründe de geçmişten günümüze ön plana çıkan yaygın alışkanlıklardan biri “kahve ve kahvehane” alışkanlığıdır. Kahvenin ve kahvehane kültürünün nereden ve nasıl yayıldığı her zaman merak konusu olmuştur.
    Kahvehaneler ortaya çıktıkları ilk zamandan beri halkın toplandığı, kahve içmenin yanında sanattan siyasete pek çok konuların konuşulduğu, sanatçıların, edebiyatçıların, bilim adamlarının ve halktan her tabakadan insanın günün belli saatlerinde uğradığı mekânlardır. Buralarda yapılan sohbetlerin devleti yöneten kişiler eleştirmesine kadar ilerlemesinin hoş karşılanmadığı zamanlarda olmuştur. Bu sebeple belli dönemlerde kahvehanelerin yasaklandığına dair bilgilere de rastlamak mümkündür.
    Kahvehane nedir ne değildir diye bir araştırma yaptığımızda dünyada kahvehanenin 16. Yüzyılın başlarında Mekke, Kahire ve Şam'da ortaya çıktığı bilgisine ulaşırsınız. Ortaya çıktıktan kısa süre sonra 16. Yüzyılın ortalarına doğru Osmanlı Devletinde görülmeye başlanmıştır. Bilinen ilk kahvehaneler Halepli bir tüccar olan Hakem ve Şam'dan gelen Şems isimli kişiler tarafından açılmıştır. Kısa sürede sayıları hızla artarak yaygınlaşmıştır. Osmanlının son dönemlerinde kahvehaneler gizli toplantıların yapıldığı, dönemin fikir adamlarının konferansların verildiği yerler haline geldi.
    On altıncı yüzyıldan itibaren, Türk insanının hayatına giren kahve ve kahvehane etrafında çok geniş bir kültürel birikim oluşmuştur. Kahve ve kahvehane merkezli kültürel birikim ortamı, o kadar hızlı gelişmiş ve geniş alanda etkili olmuştur ki, beklide Türk insanının yaşamına bu derece etki eden ikinci bir unsur gösterilemez. “Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül dost ister kahve bahane” sözü Türk dünyasındaki sohbet geleneğinin önemini ortaya koymaktadır.
    Geçmiş dönemlerdeki Türk kahvehaneleri , “görgü, kibarlık ve nezaket kurallarına uyulan sosyallik mekânları” olarak ele alınmaktadır. Ayrıca kahvehaneler, “gerçekte, eğitim, ticaret ve sanat üzerine fikir alışverişi yapılan yer” olarak da görülmektedir. Toplumsal paylaşımın gerçekleştiği ve geçmişin yad edildiği kültürel mekanlar olarak Türk insanının yaşamında önemli bir işlev üstlenmiştir. Bir sohbet kültürüne sahip olan Türk toplumunun, dinsel açıdan meşru kabul edilen kahve ve kahvehaneye sahip çıkması, bu unsurları yaygınlaştırması, birçok toplumdan daha hızlı aynı zamanda kapsamlı olmuştur.
    Kahvehaneler, Türk insanı için birer kültür mekânı olarak hizmet vermişlerdir. Ayrıca insanımıza “toleranslı davranma” alışkanlığının kazanıldığı merkezler olduğunu da düşünebiliriz. Kahvehanelerin en dikkat çeken özelliği, “sosyalleştirici” bir fonksiyon görmeleridir. Bu mekânda bulunan ve burada aynı maddeyi tüketenler, farklı sosyal kesimlere mensup olanlar da, aynı konular üzerinde tartışabilmektedirler. Bu yönüyle kahvehanelerin, farklı sınıf ve anlayışta olanları bir araya getirmesinden dolayı “diyalog ve hoşgörü merkezleri” olarak görülebilir. Kahvehaneler, erkekler için evin dışına çıkmada bir mazeret sağlamıştır. Kahvehaneye gitmekten maksat, her ne kadar kahve içmek olarak gözükse de, asıl amaç, arkadaşlarla buluşup sohbet etmek ve eğlenmektir. ( DEVAMI HAFTAYA )