Yılmaz İMANLIK


GÜL MEVSİMİ

GÜL MEVSİMİ


     Bahar geliyor yavaş yavaş. Havada taze toprak kokusuna karışan çiçek kokuları… Erik ağaçları beyaz gelinliklerini giyerken şeftali dalları onlara nispet yapar gibi pembe elbiselerine büründü. Tabiat uzun bir uykudan uyanmanın sevincini yaşıyor.  Güneşin gülümseyen yüzünü neredeyse unutmuşum.
    Baharın gelişi içimde ayrı bir heyecan dalgası oluşturur her zaman. Rengârenk çiçekleri düşünürüm, sonra çiçeklerimi düşünürüm. Onları özlerim hiçbir şeyi özlemediğim kadar. Hele güller: sarı, kırmızı, beyaz, pembe… Hepsi nasıl tüter gözümde? Hepsi hayatıma anlam katan kompozisyonun bir parçası olur.
     Güller gülümseyen yüzünü göstermeye başladığında gül kokusu, günlerimizin vazgeçilmez bir parçası olurdu. Ne güzeldi o günler! Öğrencilerim sabah beni güllerle karşılar, akşam güllerle uğurlardı. Eğer bir öğrencimin bana uzattığı gülü almazsam o kadar kırılırdı ki… 
    Her zaman bahçedeki güllerin en güzelini getirirlerdi benim için, en güzel kokanını. Bir de park gülleri vardır, güzel görünür ama kokusuzdur. Onlardan hiç getirmezlerdi. Çünkü onları bize layık görmezlerdi. Bana verdikleri gülleri mutlaka yakama takar, ders bitinceye kadar öyle dolaşırdım. Öğretmenler odasındaki masada güllerle dolu ayrı bir bahar kurulurdu. Neredeyse masada defter, kitap koymaya yer kalmazdı. Bazen takılırdık bayan öğretmen arkadaşlarımıza, bu gülleri eve götürüp reçel yapın da ziyan olmasın diye. Sonra gül kokulu gülüşlerimiz… 
    Gül kokulu şakalarımız ayrı bir renk katardı günlerimize. Biz, bir baharımızın güllerini severdik bir de hayatımızın gülleri olan öğrencilerimizi. Onlar da bizim için güller kadar önemliydi. Onları en güzel şekilde yetiştirmeli ve etrafa mis gibi kokular yaymasını sağlamalıydık. Bizim için en önemli bahçıvanlık görevi görev buydu.
      Şimdi yeni okulumdayım. Yeni okulumda ilkbaharımı yaşayacağım. Acaba burada da duyabilecek miyim çiçeklerin kokusunu? 
    Acaba kaç öğrencim bana gül getirecek? Güllerin ne kadar güzel koktuğunu, ne kadar narin olduğunu ben anlatabilecek miyim onlara; onlar anla-yabilecekler mi? 
    Bizim gerçek baharımızın öğrencilerimizin yaşadığı mevsim olduğunu, gerçek güllerimizin öğrencilerimiz olduğunu söylerken: 
    “Hocam sen git, bahar masallarını ilköğretimdeki öğrencilerine anlat!” mı derler bana?
    Güllerimi özlüyorum. Cıvıl cıvıl güllerimi. Bütün dertlerimi unutturan kokularını, gülüşlerini…
    Hey yolların ardında bıraktığım gül mevsimi! Yeniden dönemem sana. Hiç olmazsa bana sabah rüzgârıyla güllerimin kokusunu gönderemez misin? 14.04.11