Bugün, 28 Eylül 2020 Pazartesi

Yılmaz İMANLIK


HATIRA DEFTERİ'NDEN BALO'LARA

HATIRA DEFTERİ'NDEN BALO'LARA


    Eskiden öğrenciler 12. sınıfa geldiklerinde “Hatıra Defteri” tutma alışkanlığı denen bir şey vardı. Defterler özenle seçilir, cıvıl cıvıl ve ciltli olurdu. Tek tek bütün arkadaşlar dolaşılır, onlara hatıra yazdırılırdı. 
    İlk sayfalar daima öğretmenlere ayrılırdı. Çünkü onlara göre öğretmen her zaman her yerde en öndeydi. Öğretmenler de onları kırmaz, üç beş satır da olsa bir şeyler yazardı. O birkaç satır o kadar önemliydi ki… Çoğu zaman öğrencinin geleceğinin şekillenmesinde bir tuğla vazifesi görürdü.
    Hatıra defterine yazı yazan bütün öğrenciler “Bana ayırdığın kalbin kadar güzel bu sayfaya…” diye başlardı.
    O zaman kalpler bembeyaz sayfalar kadar beyazdı. Ve bütün öğrenciler o defterleri ömrünün sonuna kadar saklardı.
    Ya şimdi?..
    Hatıra defterleri mazinin tozlu sayfalarında birer hatıra olarak kaldı.
Yeni nesil 12. sınıf öğrencilerimizin “Hatıra Defteri” denen bir şeyden haberleri hiç olmadı?
    Ben yıllardır hiç görmedim ve hiçbir 12. sınıf öğrencim yanıma gelip iki satır bir şeyler yazmamı istemedi. Belki de sınav kaygısı okullarda yaşanan birçok güzelliği unutturdu.
    Ah beyaz sayfalar! Onlar bembeyaz olarak kalmadı ki. Şimdi o defterlerin yerini başka şeyler aldı. Kalıcılığı olmayan, suya yazılan hayaller gibi. “Değişmeyen tek şey değişim” dedikleri bu olsa gerek.
    Zaman değişti…
    Nesil değişti.
    Ve birçoğumuz teknolojinin çocukları olduk.
    Şimdi hatıra defterlerinin yerini adına “Balo” dedikleri bir eğlence aldı. TDK bu kelimeyi şöyle tanımlamış: “İt.(Ballo).Danslı ve özel giysili gece eğlencesi.”
     Balolar, olmazsa olmaz diyebileceğimiz kadar önem arz ediyor öğrenciler için.
    Baloyu öğrenciler kendi aralarında organize eder, lüks otellerden yer ayırtılır. Okul idaresinin dışında yapılır. Hatta hangi gün yapılacağı bile gizli tutulur. Olur ya öğretmenler tarihini bilirse gelmeye falan kalkar…
    Söz konusu balo olunca bütün öğrenciler zeki, çalışkan ve organizatördür.     Bilmediğiniz ne yetenekler ortaya çıkar.     Hatta hepsi zengindir(!) En fakiri bile bilmem kaç liralık elbise aldırır. Ah o anne babalar, ah bizler! O paraları nasıl kazanırız bilmezler ki. Sonra balonun içeriği… O konuda bir şey demeye kalksak cevap hazır: “Sana ne!”     Doğru bize ne? Ya da kıyafete o kadar para verme konusunda bir şey desek cevap yine hazır: “Sen mi kazandın?” Evet biz kazanmadık parayı ama o anne-babalar da kolay kazanmadı ki.
    Kağıda yazılmayan hiçbir şeyin kalıcılığı olmaz. Balolar da bu gece var yarın yok. 
    Bizim neslin hatıra defterleri hâlâ en güzel yerde duruyor, tıpkı hatıralarımız gibi.
Evet, çocuklarımız eğlensin. Ancak bu eğlenceler en azından ailenin kontrolünde ve abartmadan yapılsın değil mi?