GENÇ YORUMCULAR


İki Beden Hayalet

İki Beden Hayalet


 

Havanın güzel olduğu bir pazar günü, köy ziyaretinde bulunmak için yola çıkmıştık. İlkokula başladığım yaşlarımda, küçük bir kız çocuğuydum henüz.

Yola çıktığımızda mutluydum çünkü küçükken köye gittiğimizde içime bir sevinç dolar, oralar bana kocaman bir oyun alanı gibi gelirdi. Yeşillikler içinde kaybolurdum adeta. Babaannemlerin evinin yaklaşık yüz metre aşağısında da anneannemlerin evi vardı ve onlar da dayımlar, kuzenler derken kalabalık oluyorlardı. Yani biz pazar günlerini neşeyle, oyunla, yeşillikler içinde huzurla geçiriyorduk. O gün de diğer pazar günleri gibi güzel bir geçirmiştik köyde. Herkes mutlu görünüyordu.

Yemek yedik, voleybol oynadık hep birlikte. Zaman durur mu, hemen geçiverdi. Hava kararmaya başlamıştı. Toparlanıp eve dönmek için hazırlanıyorduk. Köydeki sokak lambası çalışmıyordu bu yüzden babam elinde fener, diğer eliyle elimden tutmuş; iki yüz metre aşağıya park ettiğimiz arabaya doğru yürümeye başlamıştık. Yol kapkaranlıktı, iki yanı bahçeydi. Ayağımız taştan yapılmış bir yola basıyordu. Tam yolu yarılamışken birden karşımıza üzerine çarşaf geçirmiş, hayalet maskesini takmış iki kişi çıktı. Ben olduğum yerde kalmış, babamın elini sıkmıştım. Korkudan dört duvar arasına sıkışmış gibi hissettiğimi hiç unutmuyorum. Babam birden çıkmalarından irkilse de adımlarına normal bir şekilde devam etti. Şaka olduğunu anlamıştı belki de. Evet, bu bir şakaymış dayım ve babam arasında. Şaka da olsa yüreğim ağzıma gelmişti sonuçta küçük bir çocuğum ve hayaleti bildiğim tek yer filmler. Çocuk aklı gerçekte olmadığını ne düşünsün?

Evet, bu anı bende en korktuğum an olarak geçti yazıya. Ama düşünmüyor değilim. Ya her birimiz birer hayaletsek? Korkunç maskeleri takmış öylece insanlığın içinde yaşıyorsak? Kim bilir bazılarına şaka gibi geliyorsa ve kahkahalarla karşılık verirken kimi korkudan ağlıyorsa?

Selin ÖZTÜRK