Bugün, 31 Ekim 2020 Cumartesi

Seyfi GÜNAÇTI


Kadere keder olmaz

Kadere keder olmaz


Koronavirüse yakalanmam sebebiyle yaşadıklarımı geçen hafta tamamlamaya karar vermiştim. Ancak muhatap olduğum sorular üzerine birkaç konuya daha değinmek istiyorum.

Her hastalığın insan üzerinde farklı etkileri vardır. Koronavirüs de bazı olumsuz etkileri ile kendini belli ediyor. Bunlardan biri de vücut kimyasında değişiklik yapmasıdır. Ban tıp adamı değilim. Ancak yaşadıklarımdan yola çıkarak açıklamaya çalışacağım.

Bu hastalığa yakalanan kimse kokuları alamıyormuş. İki hafta önceki yazımda belirtmiştim, bende tam tersi oldu. Burnum kokulara karşı çok hassaslaştı.

Normal zamanda kötü kokuları gidermek için, ortamın güzel kokması için kullandığımız spreyler, bu hastalık sırasında bana çok bunaltıcı gelmeye başladı. O kokunun olduğu ortama giremiyordum. Kokunun içeriği değişmediğine ve diğer insanlara iyi geldiğine göre benim koku alma duyumda değişiklik olmuştu. Bunun için diyorum ki, bu virüsün sebep olduğu hastalık, insanın vücut kimyası üzerinde değişiklik yapıyor. Bu konu başka bakımlardan da incelenebilir. Konuyu uzmanlarına bırakıyorum.

Hastaydım ama şuurum yerindeydi. Hastalığımın hiçbir anında ümidimi yitirmedim. Kadere inancım tamdı. Bu konuda öğrenim görmüş, kendim de bir öğretmen olarak hasbelkader öğrencilerimi aydınlatmaya çalışmıştım.

Kadere inanmak, imanın şartlarındandır. Allah her şeyi bilir. Bir insanın neler yaşayacağını da bilir ve bu durum önceden yazılmıştır. Buna kader diyoruz. Bazıları, “Madem kaderimiz önceden yazılmış, biz ne yapsak onu değiştiremeyiz” derler. Burada bir ayrıntı var.

İnsan neler yaşayacağını önceden bilemez. Öğrencilere, “Bundan sonraki hayatınızda neleri değiştirmek istersiniz?” diye sorduğumda cevaplar genelde, “Zengin olmak isterim”, “iyi bir insanla evlenmek isterim” veya “yokluk yaşamak istemem” şeklinde olurdu. İyi de sen gelecek hayatında varlıklı olmayacağını veya olumsuz bir durumla karşılaşacağını biliyor musun?

“Hayır, bilmiyorum.”

Öyleyse, var olduğunu bilmediğin şeyi nasıl değiştireceksin?

İnsan kaderinde neler olduğunu bilmediğine göre, insana düşen daima iyiye yönelmek ve doğru yoldan ayrılmamaktır.

İnsanın hayatında yaşadıkları ikiye ayrılır:

a)İradesi dışında olanlar, b)İradesi dahilinde olanlar.

İnsan ana babasını seçemez. Nerede doğacağına karar veremez. Rengini ve ırkını belirleyemez… Bunlar insanın iradesi dışında yaşadıklarıdır ve insan iradesi dışında yaşadıklarından sorguya çekilmeyecektir.

Ancak, başkasına ait bir malı çalmak veya çalmamak, yasak olan içkiyi içmek ya da içmemek, tembellik yapmak yahut çalışmak, kumar oynamak veya oynamamak, insanlara yardım etmek; insanın iradesi dahilindedir. İşte insan iradesi dahilinde olan hususlardan sorumlu olacaktır.

İşte bu inanç ve anlayışla Allah’tan gelecek her sonuca hazırlıklıydım.

Bir de “Sen bu hastalığı camiden kapmış olmalısın” diyenler oldu.

Camiler ibadete açıldıktan sonra camiye gitmeye başladım. Gördüğüm odur ki, insanların gittikleri kapalı mekânlardan belki de en güvenilir olanı camilerdi. İlk haftalar, özellikle Cuma namazları öncesi Pazar Camisinde sıkı tedbirler vardı. Kapıda polis ve belediye zabıtasının yanı sıra cami görevlileri de bulunuyordu. Maskesi olmayanlar içeri alınmıyor, iç mekân dolmuşsa gelen cemaat açık alana yönlendiriliyordu. Herkes kendi seccadesi ile geliyordu. Camiye girişte eller dezenfekte ediliyor, hem cami içinde hem de açık alanda sosyal mesafeye uyularak yer tutuluyordu. Her caminin kapısında polis-zabıta yoktu ama diğer tedbirler uygulanıyordu. Bazı camilerde biraz gevşeme görülüyorsa da bugün camilerin çoğunda tedbirlere uyuluyor.

Hepinize sağlıklı günler diliyorum.