Bugün, 28 Eylül 2020 Pazartesi

Zeki ORDU


KİMLİK Mİ EKMEK Mİ?

Dünyanın başına musallat olan bu salgın ülkemizde de bir hayli can yaktı. İlk duyulduğunda pek ciddiye alınmayan ve sanki zuhur ettiği ülkenin bir problemi iken kısa bir zamanda kıtalar aştı.


Zeki Ordu

Dünyanın başına musallat olan bu salgın ülkemizde de bir hayli can yaktı. İlk duyulduğunda pek ciddiye alınmayan ve sanki zuhur ettiği ülkenin bir problemi iken kısa bir zamanda kıtalar aştı.

İster sağlık, ister, güvenlik ister ekonomik açıdan olsun bir musibetle karşılaştığımızda alınacak tedbir; o sahada en son uygulanan tedbirlerdir.

Bilinen ismiyle “Korona” şimdilik kesin olarak tedavisi şu denilen bir hastalık değil. O zaman uzmanların öngördüğü tedbirler dışında yapılacak bir şey yok.

Konunun akademik ve bir o kadar sıkıcı boyutunu geçelim. Zaten önüne gelen bir tedbir buluyor. Şimdi biz realite dediğimiz durumlar için birkaç satır yazalım.

Büyükşehir kapsamında olan ve belirli zamanlarda sokağa çıkma yasağı uygulanan illerimizde vatandaşlarımız daha önce alışık olmadığı bir hayat düzenine geçti.

Günümüzde içli dışlı olduğu sosyal medya ile daha çok sıkı fıkı oldu insanlar. Bunun yanı sıra özellikle ev hanımları evde ekmek yapıp fotoğraflarını paylaştı ülkeye. Hatta yeni yeni yemek tarifleriyle zamanı bir şekilde değerlendirmek istediler. Ancak her yeni durum öyle kolay alışılacak bir şey değildi. Daha önce uyuma ve okuma yazma alışkanlığı olmayanlar biraz sıkıldı durumdan. Yapılacak da çok şey yoktu.

Bu arada “market” adı verilen ticarethanelerde kuru gıdaların tez tükenmesi, bazı temel gıda maddelerini olmayışı, olanların da fiyatlarının fahiş olması bazı soruları akla getirdi.

Benim aklıma gelen soru şu: Hür ve insanca yaşamak için ekmek mi önemli, kimlik mi?

Kim buna “Bu ne biçim soru”  diyebilir. Bence şaşılacak bir durum yok bu soruda. Her ne kadar “Acıktığımızda kimlik sorulmuyor, ekmeğe ihtiyaç var” denilse de ben aynı kanaatte değilim.

O zaman şu soruyu sormak istiyorum: Biz evlerimizde üç ile altı ay kalmak durumunda olsaydık ne yapardı?

Kimse bu soruya “Mecburen otururduk” gibi basit bir cevap vermesin. Peki, bize altı ay yetecek yerli stoklarımız var mı?

Bana “Yahu bu sorunun kimlikle alakası ne?” diye soranlar olursa derim ki; şayet hali hazırda ellerimizde buluna iki karışlık torağı atıl vaziyette bırakıp, hazır almaya alışmışsak; zor durumlarda açlıkla karşı karşıya gelebiliriz.   

Bunun “kimlik” ile alakası şu. Önce milli bir üretime sahip olmayı aklına koymuş bir neslin inşası lazım. Zor günlerde kimse kimseye yardım etmez. Biz elimizdekilerin kıymetini bilmeyip, kapitalizm ve popüler kültürün rüzgârına bırakırsak kendimizi; üç günlük ev hayatında bile yokluk korkusu çekeriz.

Bence herkes “zihni kimliğini” kontrol etsin.

Veya:

Aidiyetiniz var mı?

Sağlıklı günlere…