Bugün, 28 Eylül 2020 Pazartesi

Zeki ORDU


KISTIRMA

KISTIRMA


    Bazı şeyleri anlatmanın ne kadar güçtür. Aslında güçlük işin esasını anlatmaktan çok, anlattığınız şeylere dinleyenlerin inanmaması.
    Maziye bir baktığımızda ardımda kalanları yeni nesle anlatmak ne işe yarar bilmem. Kimine göre geçmişten bahsetmek bir kültür devamlılığı, kimine göre zamanında yaşanmış bitmiş sıradan bir durum.
    Her ne olursa olsun geçmişe dair bazı hatıraları dile getirdiğimiz olur. Zaten bu işi ehemmiyetsiz gören kişiler değil dünü, bugünü dahi hesap etmeden geleceğe ait plan yaparlar. 
    Bugün sizlere tatlı mı tatlı bir şey anlatacağım. Anlatacağım bu “tatlı” şey bazı yörelerde farklı isimlerle anılıyor. Her ne olursa olsun yapılışları aynı. Tabii ki tatları da.
    Eskiden şekerleme diye tabir edilen ve günümüzde yüzlerce çeşidi olan birçok tatlı var. Tamamı en gösterişli paketler içinde piyasaya sürülmüş.  Hepsi de albenili. Aynı markanın onlarca çeşidi var.  Ancak bundan yarım asır önce bu kadar çok çeşit yoktu. Biz elimizdeki imkanlara göre bazı yenilikler yapardık.
    Bahsedeceğim tatlı türü bazı yörelerde “kıstırma” bazı yörelerde “püskevit”  olarak bilinen, lokum ile bisküviden yapılan bir tatlı türü.
    Fabrikasyon olarak yapılmamış olup, kendimizin ürettiği bir tatlı yani. Bisküvi ve lokumdan yapılıyor.  İki bisküvi arasına bir lokum sıkıştırılıp, lokum yassılaşacak kadar kuvvet uygulayıp, sonra da afiyetle yediğimiz bir şey.
    O zamanlar bisküvi günümüz tabiri ile “dökme” satılırdı. Yani daha ambalaj içine girmemişti. Lokum ise kutularda gelir belli ölçüye göre satılırdı.
    Özellikle çocuklar, bisküvi ile lokumu bir araya getirerek elde ettikleri yeni ürünü afiyetle yer, üzerine bir tas kaynak suyu içerlerdi. Tabii daha sonra da oyun…
    Oyun dedikse, oyuncakları  kendimizin yaptığı oyunlar.
    Oyun sahası bütün dünya…
Coğrafi sınırların hüküm sürmediği tek yer çocukların oyun sahaları.
    Tek başına bir kişinin kıstırma yapması mümkün değildi. Ortaklaşa yapılan bir tatlıydı. Birkaç çocuk harçlığı ile lokum alır, bazıları da bisküvi. Daha sonra lokum ile bisküviler kıstırma olacak şekilde hazırlanır, nizami bir taksimden sonra afiyetle yenirdi.
    Hava ve suyun bedava olduğu o zamanlarda ağzımız gerçek tatlara alışıktı.
Şimdi ise yüzlerce tatlı arasında “Tat hafızası” olarak hatırladığımız ve yarınlara kalan bir tatlı yok. Daha doğrusu hiçbir şey yok.
    Bizim nesil en azından o eski tatları arıyor bulamasa da. Şimdikiler hiç bilmiyorlar. Onların bildiği en önemli şey “klavye ile kavga etmek.
    Ne edeceksin. Zaman bu. Neyi getirip neyi götüreceği belli olmuyor. Ağzımızın tadını götürdü mesela…