Bugün, 12 Ağustos 2020 Çarşamba

Yılmaz İMANLIK


KORKULAR

KORKULAR


    Artık hiçbir şeyden eskisi kadar korkmuyorum. Deli cesareti midir ya da yaşamak istediğim birçok şeyi yaşamış olmanın verdiği rahatlık mı onu da bilmiyorum.
    Korkular her zaman hayatımızın bir parçasıdır. Korkulardan arındırılmış bir hayat yoktur. Öyle bir hayatı aramak da gereksiz vakit kaybıdır. Öyleyse içindeki kurşunu çıkaramıyorsan onunla yaşamayı öğrenmelisin.
    Yaşlandıkça insanın korktuğu şeyler azalır, sadece ölüm korkusu ağır basar; yoksa o insanları mal-la mülkle, acıyla tehdit edemezsiniz. Korkular ellerinde nasıl bağlamış yaralar gibi onlardan bir parça olmuştur.
    Hayatta bazen boş vermeyi bilmezseniz korkular ruhunuza sıkıştırır, nefes alamazsınız. Bir köpek havlayarak üstünüze doğru geldiğinde arkanızı dönüp kaçarsanız o köpek muhtemelen peşinizden gelir; elinize bir odun parçası alıp siz de onun üstüne giderseniz kaçma ihtimali vardır.
    Hayat bize daha ne kadar yaşama fırsatı verir ki? Geri kalan ömrümüzü en güzel şekilde yaşamak yerine korkularımıza heba edersek zamanı boşa geçirmiş olmaz mıyız? Bazen işler o kadar karışık bir hal alır ki bir türlü düzeltemezsiniz.     
    Karşınızdaki insanların sözlerinde ille bir şeyler korkutur sizi. Korktuğunuz anda korku bulutlarının devamı hep dolaşacaktır tepenize. O bulutların korkusuyla yaşayabilir misiniz?
    Bazen düşünüyorum da dünyada ne çok gereksiz şeyler peşinde koşuyoruz. Önemsiz şeylere çok önem veriyoruz. Onlar için ağlayıp üzülüyor, kendimizi hırpalıyoruz. Bu sefer gözümüzde büyüttüğümüz şeyler de gerçekten kendilerini vazgeçilmez sanıyor.
    Aslında yakınlarımızdan birini kaybettiğimizde, onu kendi ellerimizle mezara koyduğumuzda dünyada peşinde koştuğumuz ne kadar mal mülk, makam varsa hepsinin bir nokta kadar bile değerinin olmadığını anlıyoruz. Ancak daha mezarlıktan çıktığımız anda gözlerimizi dünyanın ışıklı caddelerinden alamıyoruz.
    Bizim yüzüne bakamadığımız çoğu şey için dünyanın birçok yerinde insanlar birbirini yiyor. Ah bir de empati yapmayı başarabilseydik!
    Önemsiz şeyler yüzünden birbirimizi kırmak o kadar kolaydır ki. Daha sonra açtığımız yaraları kapatmak için çok daha önemli şeyler feda ediyoruz.