Bugün, 28 Haziran 2022 Salı

Selim EROĞLU


NE VAR NE ÇOK?

NE VAR NE ÇOK?


    Bir sohbet meclisinde bulunuyordum. Sohbet erbabı zat-ı muhterem, meclise hitaben “ne var ne çok” diye sual eyledi.
       Çokları gibi ben de dili sürçtüğünü, o yüzden böyle söylediğini zannettim. Edebim gereği yanlış ifade buyurdunuz demeği uygun bulmadım. Haliyle işi sohbetin akışına bıraktım. Ne de olsa “sofrada elini, âlimin yanında dilini tut” demişler. Bizim kadim kültürümüzde birinin, bilhassa büyüklerin sözünü kesmek büyük saygısızlık sayılmıştır. Susmak, konuşmaktan evladır. Herkes konuşur ama herkes susamaz. Konuşmak bilgi ve kabiliyet, susmak ise sabır ister.
       Sohbetin ilerleyen safhasında işin sırrı çözüldü. Meğer hatip, bu suali bilerek bu şekilde ifade ediyormuş.
       Ne var ne yok, demek olumsuzluk çağrıştırır. Bir cümlenin içinde “yok”  kelimesi geçiyorsa bütün güzellikler yok olur gider. Olumsuzluk olumsuzluğu doğurur. Yok deme yok olursun diyorlardı eskiler. Ne kadar da haklılarmış.
       Bizzat şahit oldum. Varlıklı birisi yok diyorsa insanlar sohbetin kasvetinden patlıyorlardı. “Madem yok diyorsun Allah yok etsin de, bari yalan konuşmamış olursun” diyenleri bile gördüm. Söze yok diye başlamanın sonu bedduaya kadar varıyor.
       Şu yok, bu yok diye şikâyet etmeye başladığımızda, seferberlikten kalma, yokluğun alasını görmüş rahmetli dedem, “siz yokluk görmemişsiniz, bizim gördüğümüz yokluğu görseniz fıttırırsınız” derdi de gülüp geçerdik. Ne kadar da haklıymış.
       Bugün gençlerin elinden telefonu alın bakın bakalım neler oluyor. Hepsi sudan çıkmış balığa döner. ''Telefonum yoksa ben bir hiçim” diyen çok. Allah kimseyi gördüğünden geri koymasın. Çok severim bu duayı. Hangimiz bir önceki neslin yaşadığı hayatı yaşamak ister? İnanın çoğumuz psikolojik tedavi görmeye başlarız.
       Her şeyi bilen bilgisayara sormuşlar “ne var ne yok” diye, onun bile devreleri yanmış, uzun süre kendine gelememiş, kafası karışmış. “Yok” kelimesini bilgisayar bile sevmemiş.
       Bazen olumsuz soruya olumlu cevap verenler de oluyor. Verilen cevap çok hoşuma gidiyor ve de çok manidar buluyorum.
       Eskiler ne var ne yok, denildiğinde “Allah var şeriki (ortağı) yok” diye cevap verirlerdi. Ne güzel bir cevap.  Kadim medeniyetimizin özeti gibi. Değil mi ki Allah var, gam yok. O halde ne gam.
       Modern dünya da bunu keşfetmiş. Bir kişi sürekli hastayım desin inanın hasta olmasa da hasta olur. Yok yere sağlığından olur. Pozitif düşünce diye bir kavram geliştirmişler. İyi düşünen iyi görür. İyi gören mutlu olur. Mutlu olan mutlu eder.
       Pozitif düşüncenin alası bizde.  Gün doğmadan neler doğar, sözü bizden başka hangi milletlerde var acaba.
       Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri ta 17. Yy' da öyle buyurmamış mı: “Görelim Mevla neyler/ Neylerse güzel eyler…
       O günden sonra ben de “ne var ne yok” sualini gündemimden çıkardım. Artık “ne var ne çok” diye sual ediyorum.
       Çoklar o kadar çok ki yok demeye gerek yok. Yok dersek yok olur, var diyelim var olsun. En azından denemeye değer. Denesek ne kaybederiz?