Bugün, 4 Aralık 2021 Cumartesi

Ahmet SEZGİN


NE ZAMAN RUH KÖKLERİMİZE DÖNÜP DİRİLECEĞİZ?

NE ZAMAN RUH KÖKLERİMİZE DÖNÜP DİRİLECEĞİZ?


    Bugün Filistin'de, Doğu Türkistan'da, Suriye'de, Irak’ta, Arakan'da, Çeçenistan’da ve daha birçok İslam ülkesinde masum Müslümanların, çocuk, kadın ve yaşlıların kanları oluk oluk akıyor; insanlık ölüyor maalesef!
    Siyonist Yahudi, emperyalist ABD ve Rusya ile Haçlı Avrupa; tıyneti icabı nefret ve vahşet içinde ama Türkiye hariç İslam ülkeleri ve onların teşkilatları da uşaklık veya zillet içindedir. İslam ülkelerindeki işgaller, iç savaşlar, açlıklar, vahşetler, perişanlıklar, bölünmüşlükler, cehaletler, diktatörlükler, zorunlu göçler, kanlar, gözyaşları bizim yüreğimizi yakmıyor mu?
    Biz Müslümanlar, birer damla “gözyaşı” akıtabilseydik ilk kıblegâhımız Mescid-i Aksa işgalden kurtulmaz mıydı? Parti, hizip, mezhep, ırk, cemaat, tarikat, bölge gibi farklılıklar; asabiyete, bölünmemize sebebiyet vermeseydi, bu zilletleri yaşar mıydık? Her türlü vahşete, zulme, sömürüye karşı çıkmak için, gerçek kardeş olabilmek için daha hangi fitne, bela ve musibetleri bekleyeceğiz? “Ölüm korkusu ve dünyaya aşırı tutkumuz” mu bizi bu zillete düşürdü yoksa?
    Kudüs’e, Gazze’ye, Musul’a, Kerkük’e, Uygur-Sincan’a, Kerbela’ya, Bağdat’a, Keşmir’e, Kırım’a, Kaşgar’a atılan füzeler; Mekke ve Medine ile Ankara, İstanbul, Hatay ve Urfa’ya da düşmüyor mu? Atılan bombalar, akıtılan kanlar, anne ve çocukların sel olan gözyaşları, zulümden kaçıp kendilerine güvenli ülke arayan muhacirlerin perişanlıkları, kıyıya vuran bebelerin dramları, bu ümmetin yüreğini dağlamıyor mu?
    “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan” olursak onların başına gelenler, bizim başımıza da gelmez mi? “İçimizdeki beyinsizler yüzünden helâk olmaz” mıyız? Ateş bize de dokunmaz mı?
    Filistinli çocuklar, Yahudi Golyad’a sapanlarla taş atarken, Suriyeli, Iraklı çocukların cesetleri kıyılara vururken, bebeler yetim ve öksüz kalırken bizler; modern Ebrehe ve ordularına pişmiş taşlar atacak “ebabil kuşları”nı mı bekliyoruz sıcak yuvalarımızda zillet içinde? Kurban edilen Müslümanlar için göklerden “kınalı bir koç” mu bekliyoruz? Yoksa zalim gâvurlardan mı medet umuyoruz? “Kurtarıcı bir Mehdi” mi çağıralım? Allah:“Siz, kendi hakkınızdaki hükmü değiştirmek istemedikçe biz, sizin hakkınızdaki hükmü değiştirmeyiz.” buyurmuyor mu?
    Sizler; “McdDonald’s” ta yemek yiyip “Coca cola” ve “Nescafe” eşliğinde “Marlbora” içerken, “Mercedes” ile gittiğiniz 7 yıldızlı otellerde “iftar” ziyafetleri verirken, dolar ve borsayla birlikte “zikir” yaparken; mazlumlar da zulüm, kan ve gözyaşı içindeyken cennet hayali mi kuruyorsunuz sahi?
    Haçlı-Siyonist güçlerin, bütün emperyalistlerin Hilale ve Müslümanlara karşı topyekûn hücuma geçtiklerini görüp ne zaman “Türk-İslam Birliği”ni tesis edeceğiz? Ne zaman her alanda kendi ruh köklerimize dönüp dirileceğiz?
            Elbet kurtulur boynu bükük Mescid-i Aksâ
            Müslümanlardan birer damla gözyaşı aksa!