Bugün, 21 Ocak 2021 Perşembe

B.Rahmi ÖZEN


NÂR İLE NUR

NÂR İLE NUR


Gün olur göz çağlayanlarının eteklerinden pişmanlıkları akar, kötü yüreğin. ‘Dokunmaya kıyılmayacak nazlı bir gül iken gelip yüreklerinizi kanattık!’ der, erdemin yüceliğini görünce. Gözleri, yanağının üstünde dertli bir nehir gibi süzülür, fatihini bulduğu an.

Bu topraklar… Ah bu topraklar! Bu topraklar, size yabandır, ey kem düşünceler, kem yürekler, kem gözler!

‘Bir baykuş kahkahasıyla ne aramıştınız iyiliğin toprağında?’

Kem yüreklinin sesidir bu;

‘Şimdi anladım, bu topraklara seni bulmak için geldiğimi! Bana, öğretilmeyenleri öğrenmek için geldim. Benden esirgenenlere kavuşmam için.’ 

‘Kavuştun mu?’

‘Konuşamıyorum. Kendimden utanıyorum.’

‘Niçin?’

‘Birimiz alev gibi yakıyor, birimiz nur gibi ışık saçıyor. Bir pınarsın ki; içtikçe susatıyorsun. Seni tanıdım; bana kavgayı, çekişmeyi ve savaşı öğrettiklerini anladım.’

‘Öyle. Sevgi, kardeşlik ve barış derim, ben.’

‘Sevgi ve barışın lezzetini gül dudaklarınızdan çıkan incilerle tattım. Sözünüz, yüreğiniz ve duygularınız karşısında şiirler soluk, ezgiler ahenksiz kaldı!’

‘Bak şu âleme; bütün dünya nâr ile nûr’un kavga ve çekişmesidir.’

‘Öyle mi? Lakin ben, bir şey göremiyorum.’

‘İyi bakarsan görürsün.’

‘İyi bakmayı öğret!’

‘Biz, insana iki göz vermedik mi?’ diyor Rabbimiz.

‘Toprak da sende, ateş de, hava da, su da…’

‘Senin beynin şerefle, kalbin sevgiyle dolu... Benimse bağırsaklarımın içi gibi kalbim de pislikle dolu. Nasıl olacak, bu?’

‘İyi şeyler de insanda, kötü şeyler de… Yüce Yaratıcı onları öyle güzel birleştirmiş ki; insanlardan çoğu, bunun farkında değil. Yani nefisle ruh, Firavun’la Musa… Hepsi şu bir avuç bedenin içinde gizli... Kimimiz Musa yüzlüyüz, kimiz Firavun.’

‘Ben, bu kirli kalple... Siz, dağ pınarları gibi temiz; bense kirli... Bu topraklardaki bütün aç köpekleri doyursam yine yetmez beni temizlemeye.’

‘Orasını Allah bilir. Sen O’na teslim et, kendini.’

Çok gizemli masal tadında bir mekânda, kötü yüreklinin yüzüne, buğulu bir renk armonisi içinde tebessümler kondurur Musa yüzlü adam.

Tebessümlere hayran kalan Firavun yüzlü, şimdi o eskisi değildir. Dar göğsünün kafesinden çıkmaya hazırlanır, inançları. Kafatasından fırlayacak gibi olur, kara düşünceleri. Sonsuz bir güzelliğe uçmak için bülbül palazı gibi çırpınış içindedir:

‘İçime girdin!’ der Musa yüzlüye. ‘İçime girdin, tufan oldum, derya oldum!’ der. ‘Ateşimi söndürdün. Uzat;  ayaklarını öpen bir dağ olsun kirli dudaklarım. Tenine değsin ve günahından arınmanın hazzını yaşasın.’

Nicelik ve nitelik dünyasının ucunda dertli sesiyle konuşan Firavun yüzlüyle Musa yüzlü adam, farklı bir boyutta yanık toprakların suya kavuşması gibidir.

Musa yüzlünün tavrı, sözleri ve yardımı; aklın sınırlarını çatlatırcasına bir bıçak gibi böler, Firavun yüzlünün hayatını.

Musa yüzlü konuştukça, Firavun yüzlünün gözleri kartal gözünden keskindir. İç ateşinin ve vicdanının yakıcılığı artar. Sevgiye uçmak arzusuyla dolu bir ruh, yanan bir avuç topraktır, sanki Musa yüzlünün karşısında.