Bugün, 28 Haziran 2022 Salı

Nazmi KILIÇ


ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU ( 4 )

ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU ( 4 )


Yıllardır çıkacağı umuduyla beklenen Öğretmenlik Meslek Kanununda kariyer basamakları konusundaki ortaya konulması düşünülen uygulama hayal kırıklığı yaşanmasına vesile olmuştur. Öğretmenler zaten kadrolu öğretmen, sözleşmeli öğretmen, ücretli öğretmen ve vekil öğretmen diye gruplara ayrılmış. Bu guruplaşma bile öğretmenlerin toplum nezdinde itibarsızlaşmasını hızlandırmasını sağlamıştır.

         Hal böyle olunca öğretmenleri uzman öğretmen ve başöğretmen diye gruplandırmak hala kabul görmüş değil. Öğretmenlerin dünya görüşlerine göre hatta branşlara göre bile gruplaşması, kendi güçlerinin, farklılıklarının verdiği zenginliğin farkında olamayıp parçalanmaları ve yalnızlaşmaları öğretmenlerin aleyhine olmaktadır. Burada bir grup öğretmene sunulan, diğer bir grubu dışarıda bırakan uygulamalar öğretmenlerin birlikte hareket etme kabiliyetlerini yitirmesine sebep olmuştur.

         Kariyer basamakları uygulaması ilk kez ortaya çıktığında bu öğretmenler arasında hiç olumlu karşılanmamıştı. Birçok öğretmen protesto amacıyla sınava girmeme kararı almıştı. Akabinde görülen yanlış uygulamalar kariyer basamakları uygulamasının mahkemelik olmasına sebep oldu. O gün bu gün derken hala mahkeme olumlu sonuçlanmadı.  Belki bu uygulama düzenlenir diye umut ederken olay daha da karmaşık hale getirildi.

         On yılını dolduran öğretmen uzman olmak için sınava girecek. Kazandığında on yıl sonra başöğretmen olmak için sınava girecek. Sınavı kazansa bile direk başöğretmen olamaz. Çükü orada sınırlı bir kadro verilir. Çeşitli kriterler getirilerek kazanılan sınavın, alınan eğitimin hükmü olmaz. Uzmanlıkta da durum aynıdır. Öğretmenler sınava girmek için eğitimi alır, sınavda barajı geçer ve kadro sıkıntısına takılırsa hiçbir anlamı olmaz.

         Burada maksat öğretmenlere uzmanlık ve başöğretmenlik unvanı verilecekse aşamalar uygulanır herkes uzman veya başöğretmen olacaksa eyvallah. Ama burada sıralama yapılıp ilave belgelerle sıralamalar değişir, sınırlı sayıda unvan verilecekse durum değişir. Yine itiraz, yine mahkeme müracaatları derken iş yılan hikâyesine döner. Tıpkı 2006 yılında olduğu gibi. O zamanlar aynı gün göreve başlayan öğretmenlerden bile kimisi sınava girmiş kimi girememişti. Askerlik süresi nedeniyle de sınava girme hakkını elde edemeyen öğretmen bile vardı. Gelecek sene girerim umudunu yaşayanlar için 2022 yıla olmasına rağmen hala sınav yapılmadı. Yakın zamanda da yapılacak gibi görünmüyor.

           Aslında Milli Eğitim Bakanlığı kariyer basamağı uygulaması konusunda önemli eksikliği olmuştur. Bu Hüseyin Çelik zamanında uygulamaya konulmuş olmasına rağmen düğüm hala çözülememiştir. Bu uygulamaya muhatap olan tam yedi bakan olmasına rağmen kariyer basamakları meselesi çözüme kavuşamamıştır. Derin dondurucuda beklemeye alındı.

         Uygulanmaya henüz başlamamış olmasına rağmen komu oyunda öğretmenlerin ücretlerine iki bin liralık atış sağlanacağı bilgisinin sunulması. Basın ve medyanın toplumu yanlış bilgilendirmesi, toplumu yanıltması dikkatten kaçmamıştır. Öğretmenlik mesleğini çalışmayan, yatarak para kazanan, toplumun sırtına yük bir meslek gibi göstermesi ve bu konuda engelleyici yasal düzenlemenin yapılmaması büyük kayıptır. Basının ve medyanın öğretmenlik mesleği üzerinde yaptığı gerçek dışı haberler ve söylemlerle öğretmenlik mesleğini hedef haline getirmesi, yıpratması üzüntü vericidir. Benzer nedenler yüzünden artık öğretmenlik meslek kanunu ile öğretmenlerin elini güçlü kılacak yasalara ihtiyaç vardır.

         Bu gün uzman ve başöğretmen sayısı giderek azalmaktadır. Uzman öğretmenlerimizin çoğu emekli oldu. Çoğunluğu da emekli olma aşamasında. Onların beklentileri bu durumda mağduriyetlerinin giderilmesi yönündedir. Evet, uzman öğretmen unvanı verildi ama başöğretmen ve yeni uzman öğretmen ayağı işletilemedi. Uzman öğretmenler başöğretmen, öğretmenler de uzman öğretmen olma şansını yakalayamadı.

         Kamusal alanda hizmet veren memur grupları arasında, öğretmenlerin sayısının yüksek olmasına bağlı olarak bütçeye maliyetinin yüksek olması, bu yüzden öğretmenlerin bir külfet olarak görülmesi sebebiyledir ki öğretmenin sosyal ve ekonomik düzenlemelerle ilgili hiçbir proje uygulanmıyor. Dolayısıyla Öğretmenlik Meslek Kanunu bizim beklentilerimizi karşılayamayacağı endişesi taşıyoruz. Umarım biz yanılırız.