Nazmi KILIÇ


OKUL EVDE BAŞLAR

OKUL EVDE BAŞLAR


    Yıllar önce Trabzon'un Çaykara ilçesinin bir köyünde bir çocuk vardı. Büyüdüğündeki en büyük hedefi doya doya kavurma yiyebilmekti. Çünkü ailesi çok fakirdi. Dar gelirli oluşlarından dolayı okula zor şartlarda gidiyordu. Liseyi bitirse bile artık ailesinin üniversiteye gönderecek gücü yoktu. Babasının ödenmemiş bir sürü borcu vardı.         Bir gün eve gelen postacıyı icra memuru zannedip, evlerinde kalan son malzemeyi de götüreceklerini düşündü. Sonra onun posta memuru olduğunu anladı. Posta memurunun getirdiği zarftan üniversite sınav sonucu çıktı. Kâğıda baktığında, üniversite sınavını kazanmıştır. Hem de Türkiye birincisi olarak.
    Üniversiteyi burslu olarak okur. Üniversiteyi bitirince Amerika'ya davet edilir. Yıllarca Amerika'da kaldıktan sonra Türkiye'ye döner. Devletin değişik kademelerinde görevler yapar. Hala onun adı anıldığında insanlar saygı duyar. Çok zeki ve çalışkan bir insan olduğu söylenir. Elim bir trafik kazasında vefat etmeseydi, ülke için çok şeyler yapabilirdi denir.
    Küçüklüğünde sadece doya doya kavurma yemeye yetecek kadar bir paraya kavuşmak isteyen Adnan KAHVECİ, büyüdüğünde bir ülkenin maliye bakanı olacak kadar büyük paralara hükmedebiliyor. Ne sayesinde? “Çok çalışmak”. Adnan KAHVECİ'nin çalışmak için yeterince nedenleri vardı ve niçin ders çalışması gerektiğini biliyordu.
    Lütfen çocuğunuza “Hadi yavrum sen git ders çalış” demeden önce, çocuğunuzla “Niçin ders çalışması gerektiğini” konuşun. Eğer çocuğunuza sürekli “Hadi ders yap” komutuyla giderseniz, çocuk her zaman sizden dürtü bekleyecek, asla kendisini ders çalışmak için zorlamayacaktır. Çocuğunuzun yeterince nedeni varsa, artık ona “Ders çalış” demenize gerek kalmayacaktır. Yemekten sonra biraz fazla otursa veya fazla televizyon seyretse, bu durumdan kendisi rahatsız olacak ve kendi kendine “Benim ders çalışmam lazım” diye bir dürtü, onu harekete geçirecek, kalkıp ders çalışmaya gidecektir. 
    Öğretmen o gün okulda ödev vermediyse çocuklar eve geldiklerinde dersin yüzüne bile bakmazlar. Anne baba “çocuğum ders çalış” dediklerinde “benim ödevim yok ki, öğretmen bugün ödev vermedi” derler. Aslında çocukların ihmal ettiği bir gerçek vardır. Okulda görülen dersi unutmamak için, aynen tekrarını yapmak daimi ödevdir.     Dolayısıyla çocuğun ödevim yok demesi, ders çalışmaması için mazeret olamaz. O gün okulda gördüğü bütün dersleri önce tekrar etmelidir.
    Günlük ders tekrarı yapıldıktan sonra, öğretmenin verdiği ödevler yapılmalıdır. O da yapıldı diyelim. Ders çalışma bitti mi? Hayır. Daha bitmedi. Yarın işlenecek olan konulara şöyle bir göz atılmalıdır. Yatmadan evvel mutlaka kitap okuma alışkanlığını kazanmasını sağlamalısınız. Eğer bu uygulamayı gerçekleştirebilirseniz, çocuğunuz kendisinden daha başarılı gördüğü kişileri yakalayıp geçecek ve daha mükemmel bir öğrenci olacaktır.
    Velilerin en önemli sorumluluğu sabırlı ve tutarlı olmaktır. Asla tutulmayacak bir söz verilmemelidir. Söz verilmişse mutlaka tutulmalıdır. Çocuğunuzun nefretini değil sevgisini kazanmaya çalışınız. Altı yaşına kadar yetiştirdiğiniz çocuğunuzu, iyi bir eğitim alabilmesi için okula teslim ettiniz. O halde yapılanları sorgulamak yerine okula, öğretmene güveniniz, destek olunuz ve eğitim için gerekli olan her türlü faaliyetlere katkı sağlayınız. Hem maddi hem de manevi desteğin eğitimdeki kaliteyi arttıracağını beraberce görebilmek umuduyla saygı ve sevgiler.