Nazmi KILIÇ


OKULA BAŞLAMAK

OKULA BAŞLAMAK


    Ne kadar zormuş okula başlamak ve okullu olmak. Ben bu kadar zor olacağını düşünmemiştim. Oysaki ne kadar da çok istiyordum okula başlamayı. Zaman ne kadar da çabucak geçiverdi. Hemencecik okula başladık ve artık okullu olduk.
    Bu kadar zor olacağını bilseydim koşarcasına gelmezdim. Çocukluğumu doyasıya yaşar, sokaklarda doyasıya oyunumu oynar ve biraz daha büyüdükten sonra okula başlardım. Ne acelesi vardı ki okula başlamanın. Annem ve babam neden bu kadar acele etti de beni okula başlattı anlamadım doğrusu. Aniden kendimizi sınıfta öğretmenin karşısında bulduk.
    Okula başladığımız yetmiyormuş gibi birde elimizde kalem, defter ve öğretmenimizin verdiği etkinlik kâğıtları. Yaz, çiz, karala derken uğraşıp duruyoruz. Ama ben okumak istiyorum. Öğretmenimiz ne diye bunlarla uğraştırıyor anlamıyorum. Sevmiyorum bu çizgilerle uğraşmayı. Sanki bunlarla uğraşmak için okula başladık biz. Bunca heyecanı bunun için mi yaşamıştım.
    Ne kadar da zormuş bu çizgilerle uğraşmak. Ne kadar da uğraşsam yapamıyorum. Ellerim ne kadarda çabuk yoruluyor. Öğretmenimiz parmak kaslarımızın gelişmesi için bu çalışmaları yapmamız gerektiğini söyledi. Biraz çalışacakmışız. Nasıl söyleyebilirim öğretmenimize benim elim kolum yoruluyor diye. Söylersem bana küçük çocuk muamelesi yapacaklar. Okula başlamanın havası olmasa var ya ben biliyorum ne yapacağımı. Ama şimdilik susuyorum ve sabrediyorum.
    Okula başladık diye sanki esir mi olduk. Zil çaldı içeri, zil çaldı dışarı. Ne var sanki gönlümüzce sınıfa girsek, canımız isteyince çıksak. Dersler çok uzun, teneffüsler çok kısa. Çıkıyoruz dışarıya hiç oyun oynayamadan zil çalıyor hemen koşuyoruz sınıfa. Ama öğretmenim biz dinlenemiyoruz, ne var biraz daha oynasak diyemiyoruz. Öyle ya ders başlayacak oyunun sırası mı şimdi. Söyleyemeyiz elbette. Her şey belli bir kurala göre yapılıyor.
    Alışacağız artık bu hayata anladığım kadarıyla, artık kurtuluşu yok. Sadece ben değilim bütün akranlarım işte burada bu sıralarda. Demek ki okula başlamakla başka bir hayata başlıyormuş insan. Bu kısa sürede bunu da öğrendim. Daha neler öğreneceğiz bakalım. Acelem yok, önümüzde nasılsa çok uzun zaman var.
    Öğretmenimiz anlatmıştı bizlere okulun ilk günlerinde. Yaklaşık yirmi yıllık bir eğitim hayatımız olacakmış. Çok çalışıp başarılı olanlar önemli mevki ve makama gelebilecekmiş. Öğretmen, doktor, hakim ve mühendis olarak hayata atılacakmış. Hatta milletvekili, bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı olabilecekmiş. Elbette onlarda bir zamanlar bizim gibilermiş. Siz neden olmayasınız ki dedi öğretmenimiz.
    Düşünüyorum da öğretmenimiz haklı galiba. Okula başlamak başka bir hayata başlamakmış. Bıkmadan, usanmadan, sabredip zorlukları aşmamız gerekecek. Elbette çocuğuz ama sorumluluklarımızı da öğreneceğiz. Kendimiz, ailemiz, ülkemiz ve milletimiz için çalışıp hayırlı evlat, hayırlı vatandaş olacağız. Yılmayacağız, usanmayacağız ve mutlaka başaracağız. Çünkü bizleri şimdiye göre değil yirmi yıl sonrasını düşünerek yetiştiren öğretmenlerimiz var. Ailemizin beklentilerine cevap verip, öğretmenlerimizin emeklerini boşa çıkarmayacağız. Bırakalım artık nazlanmayı. Çok çalışalım arkadaşlar, yapacak daha çok işimiz var.