Bugün, 27 Şubat 2021 Cumartesi

Zeki ORDU


OKUMA HAPLARI İLE OKUMAKTAN KURTULMAK

OKUMA HAPLARI İLE OKUMAKTAN KURTULMAK


Okuyor muyuz?

Sorarsanız evet.

 Günümüzde kitaplar, nerdeyse kitap fuarlarında yazarıyla fotoğraf çektirmekten öteye gidemiyor. Her yanımız medyatik olmak için yarışıyor.

Ne zaman bir yerde kitap fuarı olsa; bir gün sonra gazetelerde “Okumaya ilgi artıyor” başlıklı haberler görüyoruz.

Daha ilkokul sıralarında “Bir kütüphane, bin hapishane kapatır” gibi söylenişi veciz ve yine söyleniş itibariyle “derin” bir mana ihtiva ediyor.

Kitaplar kötülüğü önler mi?

Okunursa önler.

Okunuyor mu?

Orası meçhul.

İnsan düşünüyor. Evlerde onlarca kitap var. Her ne kadar çoğunun deseni “Mobilyalara uydurulmaya çalışılmışsa da” da kitap kitaptır. Orada hapis halde duruyor. 

Kitaplar satıldığı kadar okunmuş olsaydı; bu kadar cinayet, hırsızlık, tecavüz, hile, düzenbazlık niye artıyor? Niye kitaplar bu kötülüklerin önüne geçmiyor? Geçemez çünkü okunmuyor. Sadece satın alınıyor. Satın almanın yazılı olmayan şartlarından biri de alışveriş esnasında fotoğraf çektirip “sosyal medya” üzerinden paylaşmak.

Geçenlerde fenni bir yazı okudum. Uzman bir konuda “Bir sayfalık” bir yazı yazmış. Şu bizim günümüz tabiri ile “A4” ebadında bir yazı. Bir fenci olarak yazı, bilgidir düsturunca okudum. Yazının sonunda iki tane yorum vardı. Birinde “güzeldi” diye yazılmış. Yani tek kelimelik bir yorum.   

İnsan bir şeyi beğenince uzun yazmaya bilir. Okura göre güzelmiş o da güzel olduğunu belirtmiş. Ancak beğenilmemişse bir gerekçe yazılır. Doğrudan doğruya “beğenmedim” yazılmaz.

Yazı için ikinci yorum ise şuydu: “Çok uzun.”

Çok uzun dediği yazı yukarıda da belirttiğim gibi bir sayfalık bir yazı. Konu ise bir aletin çalışma ilkeleri. Bu yazı daha ne kadar kısa yazıla bilinir ki?

Sonra düşündüm. Bir sayfa yazıya bile çok uzun yazan biri kitap okuyor mu?

Yine düşündüm; bu konu en kısa nasıl yazılabilir?

Kendime sorduğum bu sorulara cevap bulamadım. Nasıl bulayım ki? Bir sayfalık yazıya “uzun” diyen bir nesil için; roman, hikâye, deneme, araştırma ve şiir yazılır mı?

Bir kere şiir hiç yazılmaz. Çünkü bu kişilere göre kar hep beyaz, iki kere iki hep dört eder. Yani şiiri anlayacak muhayyile onlarda olamaz.

Ne diyelim? En iyisi bir tablet keşfedip, hangi konuya yarıyorsa üzerine yazıp, onlara vermek lazım. Bir bardak suyla aç karnına içerse belki kolayca bilgiye ulaşırlar.

Olur mu olur.