Bugün, 22 Ekim 2021 Cuma

Nazmi KILIÇ


ÖZEL OKUL

ÖZEL OKUL


    İnternette bir resim ve resmin altındaki yazı dikkatimi çekti. Resim sıradan bir sınıf ve sınıfın ön cephesi boydan boya kara tahta ile kaplanmış. Oğrenciler normal vaziyette oturuyor. Öğretmen kara tahtayı neredeyse boydan boya doldurmuş. Öğrencilere ders anlatıyor pozisyonda. Öğrenciler ise öğretmeni dinleyip notlar alıyorlar gibi bir durum söz konusu. Konu eğitimle ilgili olunca ilgimi çekti. Resmin altındaki yazıda ise şu ifadeler yer alıyor. 
    Resimde görmüş olduğunuz bu bir okul fakat öyle sıradan bir okul değil. Bu okul Dünyanın ultra zengin adamlarının ve E-Bay, Google, Apple, Yahoo ve Hewlett-Packard gibi teknoloji devlerinin çocuklarını okuttuğu "Waldorf School of the Peninsula" okulu. Okulu ilginç kılan ve zenginlerin rağbet etmesine sebep olan tek bir özelliği var oda, "eski usul eğitim" yani bu okulda bilgisayar, laptop, yada tablet gibi hiçbir teknolojik alet bulunmuyor, akıllı tahtalar yerine eski kara tahtalar, tebeşirler, kağıt kalem gibi tamamen çocuğun tüm becerilerini ortaya koyacak eski malzemeler kullanılıyor.
Ayrıca örgü ve dikiş iğneleri ve bazen de çamurla aktivitelerin yapıldığı ve tamamen çocuğun el becerilerini geliştiren birçok ders var. Bunun dışında bolca oyun odaklı öğrenme ve hikaye anlatma var.
    Kısacası bu okuldaki bir çocuk yemek yapmaktan tutun, dikiş dikmek, bahçede çalışmak, heykel yapamaya kadar birçok konuda eğitiliyor. Bu eski usul eğitim çocuğun el becerisinden zeka gelişimine kadar her şekilde katkı sağlıyor. Dünyanın en akıllı telefonlarını bilgisayarlarını üreten adamların, kendi çocuklarını teknolojiden uzak tutmalarının sebebini sanırım kolayca anlayabiliriz.
    Teknolojik her cihaz başta çocukları da zeka tembelliğine yol açıyor. teknolojiyle haşir neşir olan çocukların radyasyona maruz kalmalarının yanı sıra, obeziteye yatkın olmaları ve daha saldırgan bir ruh hali içinde olmaları bir çok defa çocuklar üzerinde yapılan araştırmalarda dile getirilmişti.
    Buna rağmen birçok aile, çocuklarına daha iyi bir eğitim sağlamak için akıllı tahtalardan tutun her türlü teknolojik aletlerin olduğu okulları tercih etmeleri akıl işi değil. Üstelik çoğu aile bununla övünüyor. Ailelerin bilinçsizliği çocuklarının geleceğini risk altına sokuyor maalesef. 
    Unutmayın; çocuklarınız klavyeyi iyi kullanması ya da mouse iyi hareket ettirmesi, onun zihnini harekete geçirecek, el becerilerini ortaya koyacak her türlü etkinlikten alıkoyarak, gün geçtikçe beden ve beyin tembeli olan biri haline getirir sadece... Şeklinde tamamlamış son cümleyi.
    Bu yazıyı okuyunca uzun süreden beri öğrencilerde oluşan olumsuz tutumları hatırladım birden. Evet, pandemi dolayısıyla teknolojinin olumsuz yansımalarına karşı gözümüz gibi koruduğumuz çocuklarımızı içine attık. Yüz yüze eğitim olmayınca uzaktan eğitimi sürdürme umuduyla ellerine verdiğimiz teknolojik aletler dengelerini altüst etti. Biz ders anlattığımızı düşünürken onlar olmadık işlerin kurdu olup çıktılar.
    Elbette ben teknoloji karşıtı bir eğitimci değilim. Teknolojinin eğitimde kullanılmasını şiddetle savundum. Mümkün olduğu ölçüde de kullanmaya çalıştım. Ben bu yazının etkisinden kurtulmamışken 1995 yılında mezun ettiğim bir öğrencimle karşılaştım. Öğrencim bana “bizim aldığımız eğitimi bizim çocuklar alamıyor” dedi ve başladı anlatmaya. O günün şartlarında hangi aşamalardan geçtiklerini,  kendi çocuklarına sunulan imkanlarla kendilerine sunulan imkanlar arasındaki farkı ortaya koydu. Elbette çok büyük fark vardı.
    O nesil okumak, hayata atılmak amacıyla okula hazırlanıp gönderiliyordu. Gün boyunca öğretmeninin gözünün içine bakıyor istifade ediyordu. Şimdi ise hayatını yaşaması için okula gönderiliyor. Teknolojiyle fazla mesai yapması çocukları olumsuz yönde etkiliyor. Dikkatini, ilgisini ve enerjisini öğrenmeye harcamıyor. Gereksiz ve boş işlerle zihnini meşgul edip problemli bir öğrenci profili sergiliyor. Gördüğüm ve anladığım kadarıyla pandemi süreci her şeyde hayatımızı olumsuz yönde etkilediği gibi eğitimde de aynı durum söz konusu. Herkese ağır sorumluluklar düşüyor.     Uğraşmak lazım. Allah meslektaşlarımıza güç kuvvet versin. Sorumluluğun çoğunluğu onların omzundadır. Öğretmenlere sahip çıkılırsa onlar bu işin üstesinden geleceklerdir. Sağlıcakla kalın.