Bugün, 27 Ekim 2020 Salı

Seyfi GÜNAÇTI


Sağlığın kıymeti

Sağlığın kıymeti


“İnsan sahip olduğu varlığın değerini ancak onu kaybedince anlar” demişler. Ben sağlığın değerini bildiğimi düşünüyordum. Yakalandığım hastalık sebebiyle bunu daha iyi anladım. Allah’a şükür, şu anda sağlığım yerinde.

Telefonla arayan, sosyal medyadan sağlık dileklerini bildiren herkese teşekkür ediyorum. Hastalığa nasıl yakalandığımı, belirtilerini ve hastalığın seyrini soranlar oldu. Bu yüzden ayrıntıya girerek anlatmaya çalışacağım.

Kayınbiraderin tapu dairesindeki işlemleri için 23 Ağustos Pazar günü ailece Samsun’a gittik. Kızımın yanında kalıyorduk. İki hafta tapu işlemleri ile uğraştık. Sağlıkla ilgili bir sorunum yoktu. 03 Eylül Perşembe akşamı evdekilere kendimi halsiz hissettiğimi söyleyerek yattım.

Ertesi sabah kendimi daha kötü hissetmeye başladım. Kahvaltı yaparken, özellikle boynum ve bağrım ter içinde kaldı. Gidip kendimi yatağa attım. Pek bir şey yiyemiyordum. Terleme öğle yemeğinde de oldu.

Kendimde bir olumsuzluk olduğunu hissediyordum. Ortalıkta koronavirüs salgını vardı ve ben de yakalanmış olabilirdim. Evdekilere “Hastaneye gidip bir test yaptıralım” dedimse de, onlar rahatsızlığın geçici olabileceğini söylediler. Hastaneye gitmedik.

Pazar sabahı tuvalette bir anda gözlerimin önü karardı. Yere düşmüşüm. Eşim, benim düşmemden oluşan gürültüyü duymuş. Işığın yanmasından dolayı içeride olduğumu anlamışlar. Fakat kapıyı açamıyorlar. Her zaman yapmazdım ama kapının kilidini içeriden kapatmışım. Aman, siz böyle yapmayın!

Kapı açılmayınca kırmayı denemişler. Lâkin kapı sağlam çıkmış. Bunun üzerine kapının camını kırmaya başlamışlar. Bazı banyo kapılarında hiç cam-pencere görmüyorum. Bir de kapının içeriden kilitli olduğunu düşünün. Tehlikenin büyüklüğünü tahmin edebilirsiniz.

Ayıldığımda, bir elin kilide aşağı uzandığını gördüm. Düştüğüm yerden kalktım ve kilidi açtım. Onlar da içeri girdiler. Elimi yüzümü yıkarken alnımda iki, burnumun üstünde bir tane yara izi olduğunu aynada gördüm. Yerde de hayli kan birikintisi vardı. Ben düşerken sol omuzum, tuvalet kâğıtlarının konulduğu silindirik düzeneğe denk gelmiş. Bu da yere düşme hızımı kesmiş.

Hemen ambulans çağırdılar. Ambulans geldi. Fakat asansörden ambulansa yürüyecek durumda değildim. Oturduğum yerden kalkınca mide bulantısı artıyordu. Sedye ile ambulansa, oradan da Gazi Devlet Hastanesine götürdüler.

Tomografi çekildi, kan tahlillerim yapıldı. Kovid 19 testi için örnek alındı. İlaç verip eve gönderdiler. Bir gün sonra telefonuma testin POZİTİF çıktığı bilgisi geldi. Sonra da korona destek hattından aradılar, gerekli uyarıları yaptılar ve 14 gün evden çıkmamamı söylediler.

‘Zor günler başlamıştı’ demeyeceğim. Çünkü ben zaten üç gündür hastalığı hissediyordum ve yatıyordum. Şimdi hastalığın adını da öğrenmiş oluyordum.

Hastalığın etkileri nelerdi?

Bu hastalığa yakalananlarda aynı belirtiler görülmeyebilir. Ben kendi yaşadıklarımı anlatacağım. Belirtiler; halsizlik, iştahsızlık ve mide bulantısıydı. Yiyememenin, mide bulantısından kaynaklandığını düşünüyorum. Yediğini çıkarma hissi varsa, nasıl yiyebilirsin ki?

“Koku alabiliyor musun?” diye soranlar oldu. Demek bu hastalığın herkesteki etkisi aynı olmuyor. Burnum kokuya eskisinden daha hassas hale gelmişti desem yanlış olmaz. Banyoya sıktıkları koku giderici sprey yüzünden tuvalete gidemiyordum. Bana çok kötü geliyordu. Mutfağın yakınından geçemiyordum. Yemek kokusu hemen burnuma geliyor ve beni rahatsız ediyordu. Yemek saatlerinde “mutfağa gel, birlikte yiyelim” diyorlardı ama midemi kaldıran koku yüzünden mutfağa girmek istemiyordum. Ayrıca mutfak bana sıcak ve çok boğucu geliyordu.

İlk günler sırtımın ortasında, şiddetli olmayan bir ağrı hissetmeye başladım. Üçüncü gün bu ağrı belime indi. Özellikle gece yarısı başlıyor, inceden devam ediyor ve beni rahat uyutmuyordu. Pazartesi hastaneye gitmek istedim ama evdekiler, “hastalığın böyle etkileri olur, yakında geçer” diyerek beni durdurdular.  (Devamı haftaya)