Bugün, 23 Ocak 2021 Cumartesi

Zeki ORDU


SAHAFZADE KİTABEVİ

SAHAFZADE KİTABEVİ


    Bir ülkenin kültür devamlığı için yazılı eserlerin ne kadar önemli olduğunu herkes bilir.     Özellikle ülkede milli kütüphaneler ve şehir kütüphaneleri kitabı kalıcı olarak temin edemeyenler için önemli kurumlardır.
    Şehir kütüphanelerinin çok kısa aralıklarla kendilerini yenileme şansı biraz zayıftır. Bu boşluğu ise ticari kitabevleri     doldurmaya çalışır. Çünkü her gün onlarca eser yayın hayatımıza karışıyor ve bunların takibini ise daha çok okur yapıyor. Her okurun takip ettiği bir yazar, şair, araştırmacı mutlaka vardır. Ayrıca sadece belli konulara ilgi duyan kişilerde de vardır. Edebi eserler, tarihi eserler, sanat eserleri veya daha teknik konuları ihtiva eden eserler. 
    Her olursa olsun kitabevleri ülke kültürünün akciğerleri gibidir. Kültürel alanda nefes alıp vermemizi sağlar. 
            *** 
    Tarihini net olarak hatırlamıyorum. Yakın bir geçmişte yolumuz Giresun Sahafzade Kitabevine düşmüştü.
    Çocukluk arkadaşım ve komşumuz şair-yazar İsa Yar;  Giresun Sahafzade Kitabevinin tertiplediği Ordulu şair ve yazarlar için sohbet ve imza gününe katılacağını ve benim de gelmemi teklif etti.
    Eskiden bir arkadaş “Hadi gidelim” derse “nereye” diyenden dost olmaz derlerdi.     Ben de resmi veya tescilli şair veya yazar sayılmama rağmen arkadaşımı yalnız bırakmamak için beraberce yola çıktık.
    İsa Yar'dan başka şair Gürsel Karataş ve Yazar Nurten Akpunar'da konuşmacı olarak davet edilmişlerdi.
    Daha kitabevinin içine girmeden beni ismi cezbetti. Bekli bir kitabevine verilecek en güzel isimlerdendi.  “Zade” takısının “sahaf” kelimesinin ardına getirmek bu kadar mı anlamlı olurdu?
    Sahafzade hem kitabı, hem de seçkin bir mekânı çağrıştırıyordu. Bir Ordulu olarak imrendim. Keşke böyle nezih bir yer bizim oralarda olsa diye.
    Tabii ben misafir olarak gittiğim için ancak konuşulanları dinledim ve fotoğraf çektim. Adıma yazılı bir eser olmaması benim dinleyiciler arasında olmamı gerektiriyordu. 
    Müessese sahibi Fatma Civelekoğlu Geçer hanımefendi gelen misafirleriyle çok ilgilendi. Dorusu ben izleyici olarak orada bulunmama rağmen kendimi hatırlı misafir zannettim.
    Toplantıya üniversite öğrencileri gelmişlerdi. Yazar ve şairleri dikkatlice dinlediler. Sorular sordular. Bazıları kitap imzalattılar ve bir süre sonra oradan ayrılma vakti geldi.
    Ben orada çektiğim fotoğrafları sosyal medya hesaplarımdan paylaştım. Sahafzade Kitabevine ne ortaklığım vardı, ne de Fatma Civelekoğlu Geçer'i tanıdığım. Şu vardı ki kültüre hizmet eden kim olursa olsun elimden geldiğince onun yanında durmak gibi bir vazife edinmiştim kendime.
    Yakın bir tarihte Sahafzade Kitabevinin zor günler geçirdiğini duydum. Hatta kapanmakla karşı karşıya kalmış. Nasıl üzüldüğümü buradan yazamam. Çünkü kelimeler acıları iyi tarif edemez. Sadece kelimelerde kalan kuru ifadeler olur. 
    Ancak özel günlerde bazı etkili kişiler kitabın ve okumanın “nimetlerini” ballandıra balandıra anlatırken mikrofonu ellerinden almak çok zor olur.  Böyle bir zamanda ise kimse yanında bulunmaz. Ee, ne demeli. “Düşmez kalmaz bir Allah” demiş eskiler.
    Son kayıtlara göre Giresun'un merkez nüfusu 140 bin civarında. Yani Giresun ilinde her bin kişiden bir kişi kitap almış olsa ilde günde 140 kitap satılır. Bir kitabın fiyatı da bir paket sigara fiyatına…
    Ülkede yapılması veya uygulanması güzel ne kadar şey varsa ya nutuğunu çekiyoruz, ya da felsefeni yapıyoruz.  Eskilerin tabiriyle “kuvveden fiille” yani uygulamaya geçiremiyoruz.
    Ben toplum olarak yeterince okuduğumuzu sanmıyorum. Çünkü okuyan bir toplumun hali yok üzerimizde.  Haz ve hız toplumu olmaktan bir adım öteye geçtiğimiz gün ülkede ve dünyada çok şey değişir.