Seyfi GÜNAÇTI


Şahsiyet

Şahsiyet


    Toplumda davranışları onaylanmayan, ahlâkî yönden düşüklük gösterenler için 'şahsiyetsiz' kavramı kullanılır. 
    Şahsiyet, kelime anlamı olarak 'kişilik' demektir. Kişilik ise sözlükte, “İnsana yakışacak tutum ve davranış” olarak tanımlanmıştır. 
    Ankara gezimiz sırasında ziyaret ettiğimiz Hacettepe Üniversitesi'nin Beytepe kampusunu dolaşırken gördüğümüz öğrencilerin durumu, beni kişilik üzerinde düşünmeye sevk etti. 
    Dördüncü sınıf öğrencisi Düzce Gümüşova'lı Mehmet Şengül'ün rehberliğinde kampusu geziyoruz.     Rehberimiz hakkında neden bu kadar ayrıntılı bilgi verdiğimi merak ediyorsunuzdur. Ben Mehmet'i, diğer öğrencilerden farklı gördüm. Bende kişilik sahibi bir genç izlenimi uyandırdı. Yarın bir yerlerde karşınıza çıkarsa, ona güvenebilirsiniz. 
    Biz kampusu gezerken öğrenciler yanımızdan gelip geçiyorlar. Her cinsten, her anlayıştan öğrenciye rastlamak mümkün. Kulağına madenî bir çengel (küpe) takan, saçlarını uzatıp başının arkasında bağlayan veya tepesinde topuz yapan (sözüm ona) erkeklerden; kısa şort giymiş, göbeğini ve yakın çevresini gösteren, omuzlarını ve kollarını açmış kızlara kadar hepsi mevcut!..
    Bir kız yolun kenarındaki kaldırım taşına oturmuş, arkadaşıyla sohbet ediyor. Kısa şort giymiş. Alçak yere oturduğu için vaziyeti, ona göre normal olsa da, bize göre vahim bir durum arz ediyordu. 
    Bir ara rehberin de duyacağı bir sesle, “Burada öyle öğrenciler var ki, bazen kimin erkek kimin kız olduğunu, yakınına varmadan anlayamıyorsun” dedim.         Rehberimiz beni tasdik etti: 
    “Haklısınız. Benim de tasvip etmediğim durumlar var. Bazı görüntüler beni de rahatsız ediyor. Fakat ben bunlara alıştım.     Burada kimseye karışmayacaksın. Sen kendi işine bakacaksın. Şurada bir kavga olsa, duyarlı bir ikisi hariç, öğretim üyeleri bile müdahale etmezler. Kavgayı ayırmaya çalışmazlar. Ancak polis çağırırlar” dedi. 
    Mehmet doğru söylüyordu. Bunları kafaya taksan zaten okuyamazsın.
    Olması gereken bu mu? Burası üniversite, özgürlük var; doğru. Burada lise kuralları aranmaz; o da doğru. İyi de bu kadar başıbozukluk, bu kadar sınır tanımazlık olur mu? Hani değerlerimiz, hani edep ve saygı? Burası üniversite, özgürlük var ama yönetimin; milletin değerlerini koruma ve saygı noktasında devreye girmesi gerekmez mi?
    Bu öğrenciler ülkenin geleceği, yarının kamu görevlileri, idarecileri. Yarın göbeği açık bir hakimin senin davana baktığını, kulağı küpeli bir erkeğin senin çocuğunun öğretmeni olduğunu düşünebiliyor musun? 
    Diyeceksiniz ki, “Küpe takan erkek dinden çıkmaz.” Doğru, dinen çıkmaz ama kişilik sahibi olmaktan uzaklatır. Kendisine olan güven sarsılır. Bir erkek, asırlardır kadınların süslenme unsuru olan küpeyi neden kulağına takar? Bu haliyle kadınlara benzemiş olmuyor mu? İstediği kadar, “Ben küpeyi kadınlara benzemek için takmıyorum” desin. Ona Ziya Paşa'nın veciz sözünü hatırlatırım:
    “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.” 
     İşte ben bu ve benzeri kıyafetteki öğrencileri görünce, “acaba bunlarda bir kişilik eksikliği mi var?” dedim. Çünkü bunlar bizde saygı uyandırmıyorlardı. Hatta haklarında olumsuz düşünmeme sebep oluyorlardı. Bizde saygı uyandırmıyorlar da birbirlerine karşı içten bir saygı duyuyorlar mı? Küpe takan erkekler, göbeği açık gezen kızlara güvenebiliyorlar mı?
    Ben bunları görünce Şeyh Edebali'nin, damadı Osman Gazi'ye söylediği, “Ey oğul! İnsan vardır; şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölür” sözünü hatırladım. Şeyh Edebali ayrıca, “Ananı ve atanı say! Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir” demiş. Ben o ortamda bir 'bereket' havası da hissetmedim. 
    Çok mu karamsarım? Ümitsiz miyim?
    Hayır. Bize rehberlik yapan Mehmet, onlara benzemiyordu. Kıyafeti de konuşması da kendisinde bir saygınlık uyandırıyordu. Onu, kişilik sahibi bir genç olarak gördüm. Elbette orada Mehmet gibi daha niceleri vardı. 
    Rabbim diğerlerine de hidayet versin. Onlara da, ailelerine ve milletine faydalı bireyler olmayı nasip etsin.