Bugün, 28 Haziran 2022 Salı

Zeki ORDU


SAMSUN KURTULDU MU?

SAMSUN KURTULDU MU?


İnsanlar önce kendi ilçe ve illerinin adını öğrenir. Yani coğrafyada öğrenme yakından uzağa doğrudur.

Tuhaftır; tarih, din, edebiyat, ilim ve teknik ve buna benzer çok ilim uzaktan yakına doğru öğrenilir. Fen bilimlerinde her gün bir yenilik hayatımıza girer ve biz bunun eğitimini verirken; bu hususta ilk çalışmaları daha önce öğretir veya öğreniriz.

İnsanoğlu her gün yeni şeyler öğrenir. Önce dünyaya gözlerini açtığı evi ve ev halkını tanır. Sonra sokağını, bağını, bahçesini, mahallesini, köyünü, ilçesini ve ilini tanır. Daha sonra bölgesini, ülkesini, kıtasını ve bütün dünyayı tanımaya gayret gösterir.

Samsun; Samsunlu olmayan birinin ilk öğrendiği illerden biridir. Malum; İstanbul, Bursa, Konya, Edirne’den sonra ilk öğreneceği ildir. Samsun’un ilçelerinden biri de “İlkadım” ismini taşır.

Bugünkü konumuz İlkadım ilçesinde geçiyor.

Geçen hafta açık öğretim sınavları yapıldı. Sınav yapılan yerlerden biri de İlkadım ilçesiydi. Bizim çocuk İlkadım Gazi Anadolu Lisesinde sınava girecekti. Biz de herkes gibi sabah sabah okula ulaştık. Baktık okulun bahçesi otomobil dolu, biz de bahçeden içeri girdik.

Girer girmez biri tarafından ikaz edildik. Bize “Otomobilinizi şuraya çekerseniz iyi olur, burası ambulansın yeri” dediler. Tabii kurala uymaya mecburduk ve yerimizi değiştirdik. Tam park etmiştik ki başka bir görevli “Buraya park yapamazsınız, okulun dışına çıkmalısınız” dedi. Yine kural kuraldır deyip bahçeyi terk etmek için hazırlık yaparken, orada bulunan yirmiden fazla aracın niye orada durduklarını sorgulamadık bile.

Bizi uyaran şahıs bu sefer başka bir aracın sahibi ile tartışmaya girdi. Araç sahibine “Okulu bahçesini terk et” derken, araçta bulunan kişi park etmiş araçları göstererek, “Peki bunlar niye burada duruyor” dedi. Görevli bu soruya cevap vermedi. Ben ise olanları takibe koyuldum. Öyle ya onca araç orada niye duruyor?

Görevli ve araç sahibi hararetli bir şekilde tartışmaya başladı. “Bunlar girdi diye sen de girdin öyle mi” sorusuna araçtaki kişi “Demek serbest diye ben de girdim” cevabını verdi. Ve sonunda görevli kişi “Ben anlamam yasak” dedi ve muhatabı orayı terk etti.

Biraz daha bekledim. Görevli sahipsiz araçlar için bir teşebbüste bulunmuyor, aracın yanında sahibi varsa onları bahçe dışına davet ediyordu.

Samsun için “Kurtuluşun başladığı şehir” diye bir söz okumuştum. Bu sefer okul bahçesindeki taşıtlardan kurtulmanın yolunu arıyorlardı. Yoksa tam bir kurtuluş olmayacaktı demek ki…

Sınav sonuna kadar iki araç hariç diğer araçlar okulun bahçesinde kaldılar. Olsun en azından ikisinden “kurtulmuş” oldular. Böylece daha önce bir yerlerden okuduğum “Kurtuluşun başladığı şehir” cümlesine mütenasip bir vaziyetin zuhur etmesi şehrin akıbetine halel getirmemiş oldu.

Görevli kişi nelerin tehdit olacağını feraseti(!) ile sezmiş olduğundan “Büyük bir tehlike(!)” bertaraf edilmiş oldu ve okul bahçesi bu lüzumsuz işgalden kurtulmuş oldu.

Mezkûr şahsın böyle talimat vermesinin ardında yatan kudretin bir hayli tesirli olduğu kanaatine vardım.

Ayrıca bu okulda sınava giren öğrencilerin bir kısmı ikinci bir üniversite için buradaydılar. Öğrenci yakınları da muhtelif ilçe ve illerden gelmişlerdi. Bütün bu durumlar bunların gözü önünde gerçekleşti. Benim imkânım vardı yazdım ama diğerleri bunu şifahi olarak anlatırsa nasıl bir “algı” meydana gelir. Atalarımız “Şüyuu vukuundan beter” dedikleri şey bu olsa gerek.

Bence öğrenci yakınları bunları konuşmamıştır. Çünkü çocukları üniversiteli. Ne de olsa okumuş çocuk ebeveynleri…