Bugün, 27 Şubat 2021 Cumartesi

Seyfi GÜNAÇTI


Seçime iki kala

Seçime iki kala


Tarih, 01 Haziran 1990 Cuma. Öğleden sonra Aksoy İşhanı’nın altındaki fotoğrafçıya uğradım. Sahibi Mustafa Ayaz’ı, Kocaman Caddesinde İmam Hatip Lisesi’nin karşısındaki Foto Paris’ten tanıyordum. Bir merhaba demek için uğramıştım ama laf lafı, konu konuyu açtı, orada hayli kalmışım. Saat 17.00’ye yaklaşmıştı.

O yıllarda Cuma Pazarı yanında, Selahattin Ekin’in evinde kiracıyım. Eve geldiğimde eşimde bir telaş ki, sormayın. “Sen kaç saattir neredesin? Millet seni arıyor” dedi.

Meğer Devlet Bakanı Kemal Akkaya beni aratıyormuş. Beni kimlere aratmamışlar ki? Polisler, postacılar, daha kimler… Eve kadar gelmişler, bulunabileceğim yerlere bakmışlar. Pasaj gibi yerde, o küçük fotoğrafçı dükkânında olacağımı nereden bilsinler! Bir telefon numarası bırakmışlar. “Geldiği zaman bu numarayı arasın” demişler.

Numarayı aradım. Karşıma Bakan’ın danışmanı Burhan Ersoy çıktı. “Hakkında şikâyet var. Bakanımız seni bekliyor. Hemen bir arabaya atla, Samsun’a gel” dedi ve bir şey sormama fırsat vermeden telefonu kapattı. Akşam yaklaşmıştı. Bu saatte Samsun’a nasıl gidecektim? Gitsem bile hangi araçla Terme’ye dönecektim?

Daha beş ay önce Terme İlçe Milli Eğitim Müdürü olmuştum. ANAP Hükümeti zamanında bu göreve gelmiştim. Şimdi ise ANAP’ın bir bakanı ve Hükümetin en etkili ismi beni çağırıyordu. O günlerde Kemal Akkaya, sadece bir devlet bakanı değil, Başbakan Yıldırım Akbulut’tan sonra hükümetin 2 numaralı adamıydı.

 Bu, resmi bir tören veya toplantı değildi. Bir ara gitmemeyi düşündüm. Gurur yapıp gitmemek, doğru bir davranış olur muydu? Lakin bir hiç yüzünden görevden alınabilirdim. “Madem Bakan çağırmış; gidelim ve görüşelim. Mesele nedir, anlayalım” dedim. Bir sürücü kursunun ortağına durumu anlattım. Beni Samsun’a götürmeyi kabul etti. Birlikte Samsun’a gittik. Samsun’a vardığımızda henüz akşam ezanı okunmamıştı.

O zamanlar cep telefonu yok; varsa da bende yok. Bankalar Caddesindeki PTT binasına gittim. Jetonlu kulübeden numarayı aradım. Kimse telefonu açmıyordu. Üçüncü aramadan sonra karşıdan ses geldi. Telefondaki şahıs, “Biz Atakum’da filan yerdeyiz. Buraya gel” dedi.

Atakum’a gittik. Araya sora ANAP konvoyunu bulduk. Beni bakanın danışmanına yönlendirdiler. Burhan Bey, benden genç görünüyor. “Sen ne yapmışsın yahu?” dedi. “Ne yapmışım?” dedim. “Sen Kocaman’da bizim aleyhimize propaganda yapıyormuşsun. ‘Milli Eğitim Müdürü gündüz gidiyor gece geliyor, gece gidiyor gündüz geliyor; ANAP’ın aleyhinde propaganda yapıyor’ diyorlar” dedi.

Kocaman Kasabasına belediye olma hakkı tanımışlardı. İki gün sonra da seçim yapılacaktı. İki aday vardı: ANAP adayı Sezai Nevik ve MHP adayı Salih Duran.

Burhan Bey’in söylediklerine hem şaşırmış hem de sinirlenmiştim. Böyle bir şey söz konusu değildi. ANAP aleyhine propaganda yapmak bir yana, böyle bir şey aklımdan bile geçmemişti. Böyle bir davranışta bulunmak, benim karakterime de uygun değildi. Sonra, beni bu göreve getirmek için emek vermiş ağabeylerimin, hele de Murat Taş’ın yüzüne nasıl bakardım? Kaldı ki ben son dört ay içinde Kocaman’a uğramamıştım bile.

Bunları ve fazlasını Burhan Bey’e anlattım. “Ben bilmem, hakkında şikâyet var. Sen o zaman bir de Bakanın Özel Kalem Müdürü ile konuş” dedi. Görüşmeyi ben de istiyordum.

Burhan Bey’in gittiği yönden bir adam bana doğru geliyordu. Ben özel kalem müdürü beklerken; zayıf, ince yapılı bir adamla karşılaştım. Meğer özel kalem müdürü bu imiş. Tanıştıktan sonra o da bana çıkıştı. Benim savunmamı hesaba katmıyor, sanki böyle bir suç işlemişim gibi konuşuyordu:

“Nasıl böyle bir şey olur? Bizim göreve getirdiğimiz adam nasıl bizim aleyhimizde konuşur?” diyordu. Böyle bir şey olmuşsa adam söylenmekte haklıydı. Ama ben ne böyle bir yanlış davranışta bulunmuş ne de Kocaman’a gitmiştim. Dört aydan beri Kocaman’a ayak basmadığımı tekrarladım. “Benim Kocaman’a gittiğimi kim söylüyor? Beni Kocaman’da gördüğünü söyleyen kişi ile yüzleşmek istiyorum” dedim. Adam, Bakanın benimle görüşeceğini ve Bakanı beklememi söyledi.        

Haftaya görüşmek üzere, 2021 yılının hakkımızda hayırlı olmasını ve korona belâsından kurtulmayı diliyorum.