Yılmaz İMANLIK


ÂSİ ÇİÇEK

ÂSİ ÇİÇEK



 
 
Uçurumun başında boy gösteren âsi çiçek,
Neden kendine çekmeye uğraşıyorsun beni?
Görmüyor musun, kır çiçekleriyle mutluyum.
Onların arasında yarınlardan umutluyum.
 
Hem söyle bana, sen hayal misin, var mısın?
Yürek çarpıntıma eşlik eden bir yâr mısın?
Yükseklerde gizlenmiş bir tutam kar mı,
Söyle bana, gurbeti yaşatan bir diyar mısın?
 
Sana gelen ayaklarımın altında kaç çiçek ezilecek
Arkamdan gözyaşı döküp kaç bahar üzülecek?
Yüksek tepelerin çılgın rüzgârı sürüklerken beni,
Ardım sıra, kim bilir daha ne ağıtlar dizilecek…
 
Uçurumlar büyülü iksirden serpiştirir yüzüne
Yalandan bir dünya sunarsın yeryüzüne
Sahte tomurcuklar altında pusu kurar hayat,
Sinsi tebessümler yayarsın yamacına, düzüne.
 
Hangi yönden eser senin rüzgârın, bilinmez
Sonuna kadar açık görünür kapın ama girilmez.
Gülücükler yetiştirirsin yüzünde renk renk,
Kokusu duyulur uzaklardan fakat derilmez.
 
Dudaklarında fırtınaya döner nazlı yağmurlar
Her şimşek çakışında yükselir önündeki surlar
Yüksekten düşen perişan olur, bilmez misin?
Bataklıkta seni yutmak için sabırsızlanır çamurlar.
 
Çok yüksekten bakarsan zaten göremezsin beni
Kim tıklatır bulutların üstündeki pencereni?
Camlarını öpen kar tanelerine değmez merhametin,
Belki de sen de ateşinde yanmalısın hasretin.
 
Uçurumun başında boy gösteren âsi çiçek,
Kalabalıklar senin olsun, yalnızlığımdan elini çek!
Gündüzler seni bekler güneşi kalbinden vur diye,
Benim yıldızım en karanlık gecelerde tek gerçek…