Nazmi KILIÇ


TATLI DİL

TATLI DİL


    İnsan, tabiatından kendisinde var olan kötü huylarından istese de kolay vazgeçemez. Ancak insan gerçekçi, insancıl, karşı fikirlere tahammül gösteren, inançlara saygılı, mantıki bir eğitim ve terbiye ile zaafları baskı altına alınır. Bununla beraber güzel tarafları öne çıkartılırsa iyilik, merhamet, hoşgörü gibi kavramların kapıları açılır ve kendisinde var olan kötü huyların önü kesilebilir.
    Çocukların büyüme, gelişme ve eğitim çağında gereksiz, hiç bir işe yaramayan, günlük yaşamında kullanamayacağı hurafelerle, kof, saçma-sapan bilgilerle zihnini işgal etmenin, çocuğa hiç bir yararı olmayacağı gibi, körpecik beyinlerinin gelişmesine zarar verir.
    Bu vesile ile sevgi, merhamet, hoşgörü, anlayış gibi insani kavramların, küçük yaşta öğretilmesi, karşı fikirleri, dinleri, inançları, milliyetleri saygıyla karşılamak gibi, güzel unsur, güzel duygular, çocukluğunda ve gelişme çağında karantina altına alınmalıdır ki, ileri yaşlarda depreşmeye yönelik zaaflarını asgariye indirmiş olsun.
    Sevgi ve hoşgörünün çağımızda insanlar arası, toplumlar arası, en önemli barışçıl etken olduğunu unutmamalıyız. Sevgi, dostluk, hoşgörü, insanlar birbirileri ve gerçeklik arayışındaki ilişkiyi, doğru kullanabilmelerinin, güven duygusunu hissedebilmelerinin biricik yoludur.
    Sevgiyi, hoşgörüyü yalan ve çıkardan uzak tutup, hilesiz bir biçimde gönlümüze dokuduğumuzda, yüreğimize nakış nakış işlediğimizde, sığ, kirli sularda kürek çekmekten kurtulur, gerçek doygunluğu, doğruluğu, mutluluğu, erdemi yakalamış oluruz.
    Çocuklarımızı eğitimden ve sorumluluklardan uzak, vurdumduymaz, saygı, sevgiden bihaber, tembel, sadece kendi çıkar ve rahatını düşünen bencil yarattıklar olarak yetiştirilmemelidir. Onların kişilikli, dürüst, onurlu, yardımsever, karşı fikirlere, milliyetlere, dinlere saygılı, hoşgörülü olmasını öğretmeliyiz. İnsan olarak, düşünen, sorgulayan kafa yapılarına destek olmaz ve yol göstermezsek, çağın bilgi donanımıyla donatmazsak ne olur bilir misiniz?
    Dünyadan, yaşamdan bihaber, kimseye hoşgörüsü, saygısı, sevgisi olmayan, acıma, merhamet nedir bilmeyen, gözünü kırpmadan insan öldürebilen, başkalarını korkutarak ya da sömürerek güç kazanmaya çalışan, tembel, hoşgörüsüz, egoist bir nesil yetiştirmiş oluruz. Onun için çocuğun aile ve okulda alacağı kültür eğitim terbiýe insanların başkalarının fikrine kültürüne inancına giyimine saygı duymaları sosyal etnik farklılıklara hoşgörüyle bakmalarını eşitlikçi anlayışı paylaşım, dayanışma duygusunu geliştirmeleri gerektiriyor. Herkesin hakkının kendi hakkı kadar önemli olduğunun vurgulanması gerekiyor.
    “Akıllı, bilgili olmakla, adil ve ahlaklı olmak aynı kapıya çıkar” diyor H. Ali. Ne doğru bir söz değil mi? Bütünlük, var olmak, kişiliğin önemi varsa, insanlara ve tüm canlılara karşı adil olmayı öğretmeliyiz çocuklarımıza. İyi bir insan olmanın temel gereği budur. Asıl mesele dün, bugün, yarın değil, farklı din, dil, kültür değil. İnsanın gerçeği ve bütünlüğü meselesidir. Yargılamak adil olmayı ve bilmeyi gerektiriyor. Bilmek ayrı bir fedakârlığın adı unutmayalım.
    Ne demişler: Tatlı dil yılanı ininden, Acı dil insanı dininden çıkarır. Her ne yaparsak tatlı dille ve tatlılıkla yapalım. 
    Sağlıcakla kalın.