Bugün, 21 Ocak 2021 Perşembe

B.Rahmi ÖZEN


TERMELİ KARDEŞİM, BOZGUNCULUĞA “DUR!” DEMEZSEN

TERMELİ KARDEŞİM, BOZGUNCULUĞA “DUR!” DEMEZSEN


`Murgul Bakır İşletme Tesisleri` kurulmadan önce çevrenin bâkir tabiatı cennet güzellikleriyle insanların hayatına neşe katarken, bu fabrikanın bacasından çıkan kükürt dioksitlerle çok kısa zamanda tamamen Murgul bölgesi, çöl olmuştur. Ormanlar kurumuş, bitki örtüsü yok olmuş ve müteakiben toprak erozyonu başlamıştır.

Cenab-ı Hakk`ın, bin bir güzelliklerle ayaklarımızın altına, halı gibi serdiği varlık nedenimiz olan toprağımız Terme`ye kurulacak termik santral ile yok olacaktır. Toprak için bir Azrail olan `kurşun, kadmiyum, nikel, civa ve aromatik hidrokarbon` bileşikleri, toprağımızı zehirleyecektir.

Termik santralin havaya gönderilen zehirleri tekrar yeryüzüne dönecek tonlarca `kül, kükürt ve azot oksitleri` hem havada, hem toprakta, hem de sularımızda muazzam bir zehirlenme istilası başlatacaktır. Şimdi soruyorum Termeli kardeşim;

“Kim kurtaracak toprağımızı bu zehir kusan termik santralin elinden? Kim çıkaracak onun bağrına saplanan zehirli hançeri?” Aziz Termeli`m, sen toprağına sahip çıkmazsan kimse gelip senin toprağına sahip çıkmaz. Gözünü aç! Ve göğsünü dire bu ejdere…

Toprak, ağaç, yaprak, su ve hava hep birbirine bağlı bir denge unsuru içindedir. Birinin dengesinin bozuluşu, diğerinin bozuluşuna neden olur. Zira kozmik doğa, bir bütündür. Termik santral tarafından topraklarımızın kirlenmesi, içme sularımızın da kirlenmesi demektir.

Termik santral, sularımızda `nitrat, alüminyum ve diğer ağır metal iyonlarını`, çoğalacaktır. Yani `denge` bozulacaktır. Bu maddeler ve iyonlar, belli bir sınırı aşınca zarara neden oluyor. Böylece, `kadmiyum, nikel, çinko ve diğer ağır metallerle` bitkilerin ve hayvanların bünyelerine oradan da insanoğluna geçerek insanın fizyolojisinde `denge bozukluğuna` yol açacaktır. Bu, bir hastalık demektir. Bu, bir bozuluştur.

Bu, Terme`ye yapılacak termik santral eliyle toprağa ve yaprağa bir zulümdür. Bu, bir kozmik denge içinde yaratılan ekosistem dengenin termik santral eliyle bozuluşu demektir. Varlığın sonunu getirir...
Dünya cenneti diyebileceğimiz, tüm mutlulukları üstünde kurduğumuz toprağımız, havamız, suyumuz ve yaprağımız; termik santralin zehir soluyan nefesiyle yok olursa her halde, mutluluk yerine azap çekmemiz gerekir, aziz Termeli kardeşlerim...

İşte ayet-i kerimeler:
“Yeryüzünde bozgunculuk eden kişiler olmayın.”

Bu buyruk, Bakara sûresi 60.âyet, Araf süresi 74.ayet, Hud sûresi 85.ayet, Şuara suresi 183.âyet ve Ankebut suresinin 36.ayetinde beş kez geçmektedir. Aynı ilâhî kelâm beş kez: “Yeryüzünde bozgunculuk eden kişiler olmayın.” diye tekrarlanıyor.

Ayetlerin baş taraflarında anlatılanlar, daha ziyade fitne ve fesatla ilgilidir. Ancak `evrensel olan Kur`an-ı Kerim ayetlerini bir kelâm mucizesi olarak yorumlarsak suyun tadının, renginin, içindeki minerallerin bozulması, asit yağmurlarına neden olan yanlış ve kontrolsüz teknolojinin egemenliği, topraklarımızın yok oluşu, teneffüs ettiğimiz oksijenimizin elimizden alınışı birer bozulma ve bozgunculuk kapsamına girer.

Yine bir kelâm mucizesi olarak, şu âyet-i kerime çok düşündürücüdür.
“Dirlik-düzene yönelik düzeltme sağlanmışken yeryüzünde bozgunculuk etmeyin...”

“Yeryüzünde fesat (bozgun) yolunu arama, çünkü Allah, bozguncuları sevmez.”
“Allah, bozgunculuk edenleri sevmez.”

“Yunus” suresindeki mesaj daha anlamlı: “Allah, bozguncuların işini düzeltmez.”
A`raf suresinin 86., 103. Ve Neml suresinin 14. ayetinde bozguncuların ne tür bir akıbetle karşılaştıklarına dikkat çekiyor:

“Bozguncuların sonunun ne olduğuna bir bakın.”
Anlaşılıyor ki, bozguncular, sonuç itibariyle bozdukları şeylerle cezalandırılacaktır. “Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bakın”; ilâhî mesajının altında yatan anlam budur. Rum suresindeki âyet-i kerime daha anlamlı bir mesajla
yüklüdür:

“Bozgun, insanların elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde çıkmıştır. Allah da, belki dönerler diye yaptıklarının bir kısmını böylece kendilerine tattırır.”
Bu bozgunculuğa “dur!” demezsen Termeli kardeşim, zulüm mutlaka eninde sonunda sana dönecektir.