Nazmi KILIÇ


TURNA KUŞU

TURNA KUŞU


    Japonya'ya atom bombası atıldığında 2 yaşında olan bir kız, 12 yaşına geldiğinde maruz kaldığı radyasyon nedeniyle kansere yakalanmış ve hastaneye yatırılmış. Ama durumu ümitsizmiş.
    Hastanedeki tüm doktorlar, küçük kızın ölümü için gün sayarken, küçük Japon kızı hayat doluymuş. Koridorlarda koşuyor, oynuyor ve diğer hastalara yardım ediyormuş. Hastaların arasında en sevdiği kişi ise 80 yaşlarında, kendisi gibi kanser olan yaşlı bir kadınmış.
    Küçük Japon kızı, ölüm döşeğindeki bu yaşlı kadını hiç yalnız bırakmamış. Kadın ölmeden hemen önce "Benim için çok geç ama, bizim inanışımıza göre; eğer bir kişi kağıttan 1000 tane turna kuşu yaparsa, her istediği kabul oluyor. Ben yapamadım, sen yap ve kurtul" demiş ve son nefesini vermiş.
    Küçük Japon kızı çok üzülmüş ama hayatta kalma arzusuyla geleneksel Japon sanatı olan origamiyle kağıtlan turna kuşları yapmaya başlamış. Neşe içinde çalıştığından ilk başlarda çok hızlı yapıyormuş. 1000 tane turna kuşu yapması işten bile değilmiş. Ama sağlığı da hızla bozuluyormuş. 
    Bu hazin öykü önce yerel, sonra da uluslararası basında yer almış. Dünyanın dört bir yanından insanlar kıza, binlerce turna kuşu göndermeye başlamış. Ama küçük Japon kızı, haberler basında çıktığında elini kıpırdatamaz hale gelmiş. 
    Hayattaki son saatlerini 644. kuşu yaparak geçirmiş. Kuşu bitirmiş, gözleri kapanırken hemşireler ve hastabakıcılar, postadan çıkan yüzlerce origami kuşuyla odasına girmişler. Ama küçük Japon kızı yüzünde bir tebessüm yatağında cansız yatıyormuş. 
    Postacılar aylarca hastaneye kâğıttan turna kuşu taşımışlar. Sayısı milyonlara ulaşan turna kuşları Japonya'da bir müzede sergileniyor. Bu hikâye Japonya'da 1943-1955 yılları arasında yaşayan Sadako Sasaki'nin hikâyesidir.     Arkadaşları, eksik kalan 356 turnayı katlayıp onunla birlikte gömerler.
    Ayrıca Hiroşima ve ABD'de anısına heykel ve anıt bulunmaktadır. Turna kuşu, o zamandan beri barışın ve nükleer silahsızlanmanın simgesidir. Küçük kızın hayatı "Sadako ve Kâğıttan Bin Turna Kuşu" adıyla 1977 yılında Eleanor Coerr tarafından kaleme alınmıştır.
    İnsanlık nükleer silahla tanıştıktan sonra ne kadar uğraşsa da bu beladan kurtulmaya muvaffak olamamışlardır. Her türlü nükleer silah yapmakta adeta birbirleriyle bir yarış içine girmişlerdir. Bu da yetmiyormuş gibi insanları radyasyona maruz bırakacak teknoloji insan hayatına olmazsa olmaz şeklinde yerleşmiştir. Radyasyonla birlikte yaşama insanlığın kaderi veya yaşama şekline dönüşmüştür. 
    Canileşmede hiçbir sınır tanımayan insanlık ölüm makineleri yapmaya, ölüm kusmaya devam etmektedir. İnsan hayatının hiç önemi olmayan bu yaşama tarzında insanı öldürmekten zevk duyan terörist saldırılar yaygınlaşmaktadır. Görünen o ki insanlık dünyanın sonunu da kendi sonunu da hızlandırma gayretindeler. 
    Barışın ve silahsızlanmanın sağlanamaması insanlık adına çok büyük şansızlıktır. Barışa ve silahsızlanmaya karşı duyarsızlığın cezasını yine insanlık çekecektir. Turna kuşunun barışın ve nükleer silahsızlanmanın sembolü yapmak olumlu bir düşünce olabilir ama insanlığın bunda samimi olması ve bunun için çaba göstermesi gerekir. Aksi halde caniler çok masum cana kıymaya devam edecekler. Allah masum insanlığı canilerin şerrinden korusun, caniler ise en kötü şekilde layığını bulsun. 
    Sağlıcakla kalın.