Bugün, 23 Ocak 2021 Cumartesi

Ahmet SEZGİN


UZAKTAN "CANLI DERS" İŞKENCESİ

UZAKTAN "CANLI DERS" İŞKENCESİ


Ne darbeler, haksızlıklar ne de yokluklar benim öğretmenlik aşkımı yok edebilmişti. Ama bu pandemi (koronavirüs) sürecinde uzaktan "canlı dersler", benim gibi idealist bir eğitimcinin öğretmenlik aşkını yok etmeye başladı heyhât!

    Canlı derslerde öğrencilerimi görsem, ailenin mahremiyetine halel gelecek, görmüyorum ama ben ders anlatırken ne yaptıklarını, jest ve mimiklerini, neyi ne kadar anladıklarını tam anlayamıyorum. Mikrofonları açıyorum. 30 kişiden iki üç öğrencinin sesini duyuyorum. Fazla olursa zaten bütün sesler birbirine karışıyor. Ara sıra öğrencilerin ailesindeki kişilerden değişik sesler geliyor, motivasyonum bozuluyor. Bazen TV sesi bazen de müzik sesi...Bazı öğretmenler gibi mikrofonları kapatmıyorum. Çünkü monolog halinde tek düze ders anlatmak istemiyorum. Anlatmış olmak için anlatmak, ilkelerime, meslek ahlakıma aykırı.

     Az sayıda öğrenci de olsa bir şeyler öğretmeye çalışıyoruz. Sınav grupları daha bir önem arz ediyor. Türk Dili ve Edebiyatı gibi bir dersi kütüphane odamdaki küçük tahtaya yazarak, soru cevap yaparak ders anlatmaya, konuyu kavratmaya çalışıyorum. Bir aydan beri "yazım kuralları" ve "noktalama işaretleri"ni yeni bitirebildim ancak. Her yarım saat sonunda atletim su gibi terlemiş olduğu halde savaştan çıkmış gibi perişan vaziyette odamdan çıkıyorum. Lahavle çekiyorum.

     Durum çok vahim! Çoğu insan, öğretmenleri tatilde sanıyor hâlâ. Bu canlı dersler, öğretmenlerin canını alıyor, can yakıyor. "Durdurun bu treni!" diye sessiz çığlıklar koparıyor nice öğretmen hatta öğrenci. Uzaktan eğitimi, "canlı ders"ten ibaret sanan bazı idareci ve öğretmenlerin de olduğunu üzülerek öğreniyorum. Birçok okulda canlı ders yarışı çılgınlığı olduğunu da biliyorum maalesef! 6-8 saat elindeki telefon veya bilgisayarın başında canlı dersleri takip eden öğrencilerin gözleriyle birlikte beyinleri, kulakları, idrakleri, ruhları yaralar alıyor.

     "Uzaktan eğitim" adıyla yapılacak "öğretim/ talim faaliyetleri"ni ruhsuz ve pedagojik olmayan "canlı dersler"in işgaline uğratmak, eğitim/ terbiye adına tam bir felakettir. Bu pandemi sürecinde bütün öğrencilerin internet ortamında uzaktan canlı derslere katılmaları gayesiyle "akıllı telefon veya tabletle birlikte internet" imkânlarına sahip olabilmeleri, "hayati bir ihtiyaç ve milli bir mesele" olarak görülmektedir. Bu süreç ve araçların uzun sürmesi durumunda ilerki yıllarda çocuk ve gençlerimiz üzerinde pedagojik, psikolojik, sosyal, zihni ve ahlâki yönden büyük zararları olabileceğinden derin endişe duymaktayım.

      İki haftadan beri yüz yüze eğitim yaparken öğrenciler kadar ben de heyecanlı ve mutlu oluyorum. İnşallah bütün okullarda ve sınıflarda en kısa zamanda yüz yüze eğitime geçeriz.

Devlet ve milletçe her türlü tedbirleri alarak bu “koronavirüs” belasından bir an evvel kurtulup her alanda normal bir hayata kavuşmayı Allah'tan niyaz ediyorum. Allah yâr ve yardımcımız olsun. Basiret, feraset, ilim, irfan, tedbir, tefekkür, sağlık, eğitim, huzur, şuur, sabır, şükür, selam ve dua ile kalın.