Bugün, 4 Aralık 2021 Cumartesi

Yılmaz İMANLIK


UZAYLI ÇOCUKLAR-1

UZAYLI ÇOCUKLAR-1


    Toygar, Akgül Teyzegilde siyah-beyaz Nordmende marka  televizyonun karşısına oturmuş, heyecanla 25. Yüzyıl dizisinin başlamasını bekliyordu.
    Toygar  için televizyon demek, haftada bir yayınlanan 25. Yüzyıl isimli uzay dizisi demekti.
    O zamanlar köyde sadece Akgül Teyzegilde televizyon olduğu için dizi zamanı neredeyse köyün bütün çocukları orada toplanırdı. Akgül Teyzenin büyük oğlu  o televizyonu yurt dışından getirmişti. O dönemlerde televizyon çok pahalı bir eşya olduğu için onu ancak yurt dışında çalışanlar ya da zengin olanlar alabilirdi.
    Çocuklar televizyon seyretmeye gitmeden önce evin arka duvarına kulaklarını dayayarak televizyonun sesini dinlerdi. İçerden ses geliyorsa geride bekleyen çocuklara da haber vererek bir gölge gibi odaya geçip televizyonun karşısına çökerlerdi. Artık ev halkı da bu duruma alıştığı için onlara ses çıkarmazdı.
    Bazen de Akgül Teyze onlara samanlıkta sakladığı kışlık elmalardan, armutlardan  getirirdi. Akgül Teyzenin bahçesinde her çeşit meyve vardı. Artık mevsimine göre eteğine ne topladıysa çocuklara verirdi. Bundan da çok büyük mutluluk duyardı.
    Akgül Teyze çocukları çok sever, çocuklar da onu severdi.
    25. Yüzyıl dizisi sadece pazar günleri oynar, köydeki bütün çocuklar gibi Toygar’ın da hayal dünyasında geniş yer tutardı.
    Dizi başlayınca bütün sesler kesilir, bütün işler bırakılır, gözler ve kulaklar sadece televizyona kilitlenirdi. O esnada elektrik falan kesilirse çocukların bütün heyecanı da kesintiye uğrar, elektrik gelinceye kadar yerlerinde duramazlardı. Hatta Toygar elektrik kesildiği zaman içinden 100’e kadar sayar, 100 olduğunda elektriklerin geleceğine inanırdı.
    Toygar dizideki kahramanlarla birlikte uzay gemisine biner, uzayın derinliklerinde yolculuk yapar, o dev gibi yaratıklarla savaşırdı. Hele Buck Rogers’in yardımcısı robot Bili Bili’nin konuşması Toygar için inanılmazdı. İnsan olmayan bir cisim nasıl olur da insan gibi konuşabilirdi? Bunu bir türlü aklı almazdı.
    Uzay gemisine binmek, uzayın derinliklerinde yolculuk yapmak nasıl bir duyguydu acaba? Toygar bunu hep merak ederdi.
    Öte yandan köyde traktör kasasından başka binilecek araç da yok sayılırdı. Yolculuklar genelde at ve katırlarla yapılırdı. Yukarı mahalledeki Radyocu Hakkı Dayı’nın yeşil renkli Reno bir taksisi vardı ama ona binmek çocuklar için hayalden öteye gitmezdi. Çünkü o taksiye genelde zenginler biner, bir de acil durumlarda taksi tutulurdu. Yoksa Toygar ve arkadaşlarının o arabaya binmesi mucize gibi bir şeydi.
    Gün geçtikçe Toygar’ın hayalinde uzay gemisi daha geniş yer tutmaya başladı. Hatta bu geminin bazen rüyalarına bile girdiği olurdu. Rüyasında bili bili diye sayıkladığını uyandığında çoğu zaman annesi söylerdi ona.
    Yine bir ikindi sonrası Toygar ve arkadaşları, Toygarların evinin üst tarafında bulunan Koca Mıstık Dayı’nın tarlasında oyunlar oynuyordu. Bunlar genelde çelik-çomak, misket,saklambaç ya da Yesir gibi oyunlardı.  Gündüzleri köy işlerinde çalıştıkları ya da okula gittikleri için köyün çocukları genelde akşamları burada toplanır, oyunlarını oynardı. Tabi Mıstık Dayı onları arada kovalar ama onlar tarla faresi gibi ertesi gün yine soluğu o tarlada alırlardı.
                                                          (Devamı Haftaya)