Bugün, 4 Aralık 2021 Cumartesi

Zeki ORDU


YAR VE YÂR

YAR VE YÂR


Dilimizde “eş sesli” diye bilinen kelimeler vardır. Aynı şekilde yazıldıkları halde farklı manalara gelen kelimelerdir bunlar. Hatta bize “sesteş kelimeler” diye öğretmişlerdi. Mesela “yaz” kelimesi gibi. Hem bir mevsimi ifade eder, hem de yazmaktan emirdir. Fazla misal vererek dilbilgisi dersine çevirmemek için konuya girmek istiyorum.

Yar kelimesi sözlüklerde; uçurum, yamaç gibi manalara geliyor. Bu hususta çok bilinen bir atalar sözümüz var. “Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.” Bu sözü duymayanımız yoktur. Yani “ Azıcık çıkarlar için tehlikeye atılmak insanın başına daha büyük felaketler getirir” şeklinde açıklanabilir.

Şimdi bu kelimenin Latin alfabesine göre sesteşine yani eş seslisine gelelim. Latin alfabesi diyorum bu yazacağım kelime dilimize Farsçadan geçmiş. Hem de nasıl geçmiş! Belki kelime dağarcığımızın en güzel kelimelerinden biri: Yâr…

Yâr; sevgili, dost, yardımcı gibi manalar gelmiş olmaktadır ki hemen hemen hepsini de günlük hayatımızda epey kullanırız.

Yâr kelimesi şiirlerin, türkülerin, şarkıların demirbaşıdır sanki. O kadar geniş yelpazesi vardır ki say sayabilirsen.

Yani; yar veya yâr farkında olmadan o kadar çok birbirine benziyor ki nasıl olduğunu anlamak için biraz fikretmek lazım.

Önce içinde “yâr” kelimesi geçen birkaç cümle yazalım.

Yârim senden ayrılalı hayli zaman oldu gel gel.

Benim yârim gelişinden bellidir.

Hiç merhem kâr eylemez, yâr yarası var bende.

Ana gibi yâr, Bağdat gibi diyar olmaz.

Mevla yâr ve yardımcın olsun.

 

Tabii bu misalleri artırmak mümkün. Konu yâr olunca, lafın sonu mu gelir. Nihayetinde iki gönlün ortak yanıdır. Bütün muhabbetlerin kelimeye dökülmüş hali... Yâr ile söyleşince ne zaman yeter, ne kelimeler. Büyük şairlerimizden Yahya Kemal Beyatlı bir şiirinde “ Şeb-i yeldâda uzar fecre kadar kıssa-i aşk/Tâ ki Mecnûn bitirir nutkunu Leylâ söyler”

Gecenin uzunluğu bile yetmez iki yârin muhabbetine.

Ezcümle bu “yar” ile “yâr” arasında benzerlik kanaatimce şu dur ki; “uçurum” kelimesi sanki her ikisini de kapsıyor gibi. Öyleye “uçurum” sadece; bir yanı dere, deniz, göl gibi yerlere uzanan yamaçlar değil bence. Asıl “uçurum” “yâr” olanı…

Konu buraya kadar gelmişken naçizane bize ait birkaç cümle ile bitirelim yazımızı.

Ey yâr! Sana bu ismi veren uçurum ilk defa neredeydi…

Yârin varsa yaran vardır. Yârin yoksa sen de yoksun…

 

Sizce “yar” mı uçurum, “yâr” mı?

 

Cevap vermek mecburiyetinde değilsiniz. İçinizden geçirin yeter.