Seyfi GÜNAÇTI


Yüzünü Ak Ede Bir Söz

Yüzünü Ak Ede Bir Söz


Söz önemlidir. Söz üzerine pek çok şey söylenmiş, pek çok yazı yazılmıştır. 
Gereksiz konuşmanın yanlışlığını anlatmak için, “Söz gümüşse sükût altındır” buyurmuşlar. Büyüklerimiz, "Bülbülün çektiği dilinin belâsıdır" sözüyle bize gerektiğinde konuşmayı ve çoğunlukla susmayı öğütlemişlerdir. Çoğu zaman susmak insanı belâlardan kurtarabilir.
Düşünmeden konuşmanın yanlışlığını belirtmek, hele de isabetli bir söz değilse nasıl olumsuz sonuçlara yol açacağını anlatmak için de, “Ağızdan çıkan söz yaydan fırlatılan ok gibidir; bir daha geri dönmesi mümkün değildir” demişlerdir. 
“Söz ağızdan bir kere çıkar” ifadesi ise, verilen sözün yerine getirilmesi gerektiğini anlatır. Söz verip de yerine getirmeyen insanlar, toplumdaki saygınlığını kaybederler. Güvenilmez kişiler olurlar. 
Söz deyince hemen akla dil gelir. Dili olmayan nasıl konuşsun? Dil ağızda bulunur, söz de ağızdan çıkar. Dil dediğin güzel sözler etmeli; nezakete ve sevgiye dönmelidir. Söz, dinleyeni tırmalamamalı, diken gibi kalbe batmamalıdır. Atalarımız, “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” diyerek bu gerçeği çok güzel anlatmışlardır. 
Manalı ve hikmetli sözleri bilip de söyleyenin toplumda söylediği bir söz, o kişinin yüzünü ak eder. Sözü yerinde ve nezaketle söyleyenin, zor işini bile o söz kolaylaştırır. İyi sonuç almasını sağlar.
Bakınız bilginler söz üzerine neler demişler?
Ünlü Çinli bilgin Lao Tzu, şöyle demiş: 
“Çok bilenler konuşmaz, çok konuşanlar bilmez.”
Siz siz olun, çok konuşan herkesi bilgili sanmayın. Bir mecliste az konuşuyor diye de onu sakın bir şey bilmiyor sanmayın.
Che Lehmann da, “Konuşmak yaratılıştan, susmak akıldandır” demiş. 
Bu sözden maksat anlaşılıyor değil mi? 
Konuşmak yaratılıştandır. Dili olan herkes konuşabilir. Tabii konuşma engelli değilse. Ancak susmayı bilmek bir akıl işidir. Kişi ne zaman konuşup, nerede susacağını bilmelidir. Her söz her yerde söylenmez. Değerli biz sözü yerinde ve zamanında kullanmazsan onun da bir değeri olmaz. Kişi hangi sözün, ne zaman ve hangi ortamda söyleneceğini iyi bilmeli, ulu orta konuşmamalıdır. 
Halk şairimiz Karacaoğlan da söze girmiş. “Dinle sana bir nasihat edeyim” diye başlayan şiirinde şöyle diyor: 
“Mecliste ârif ol kelâmı dinle,
El iki söylerse, sen birin söyle.” 
Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un da konuşma üzerine bir diyeceği var:
“Cebinde para bulunmayanın, hiç değilse dilinde bal bulunsun!”
Dilde bal olur mu? Olur. Bal gibi konuşur, güzel laf edersin. İşte o zaman dilinde bal var sanılır. Zaten, “Dilinden bal damlıyor” sözü böyle kişiler için söylenmemiş mi?
Bu konuda Ünlü Mutasavvıf Yunus Emre Üstadımızın, bu konuyu çok güzel ifade eden şu dörtlüğünü sizinle paylaşmadan edemeyeceğim:
“Söz ola kese savaşı,
Söz ola kestire başı.
Söz ola ağulu aşı,
Yağ ile bal ede bir söz.” 
Bu konu daha başka nasıl anlatılabilirdi ki?
Güzel söz söyle, kimseyi incitmesin. Dilinin ucuna gelen her sözü söyleme. Düşünerek söyle; sonra pişman olmayasın, başına kötü şeyler gelmesin.
Söz, sandık dolusu mücevherden daha değerlidir. Senin şu kadar mücevherin, bu kadar paran da olsa, sözü yerli yerinde, akla ve edebe uygun söylemezsen, elindeki paranın da mücevherin de bir hükmü kalmaz. 
Yazımı, Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAS)'in hadisi şerifiyle bitirmek istiyorum:
“Allah'a ve âhiret gününe inanan kimse, ya hayır söylesin, ya da sussun.” (Buhari, Edep 31)