Bugün, 29 Kasım 2020 Pazar

Yılmaz İMANLIK


ZAMAN

ZAMAN



Ve yeniden yüzümü tırmalıyor zaman.
Bir mevsim daha eriyor takvim yapraklarında
Yüzüme bakıyorum, ben hâlâ aynı ben miyim?
Unutulmuş parçalarıma ağıtlar yakıyorum
Uzak denizlere koşan âsi nehirlerin ardından.
Her gün bir parçası yitip giden yapboz
Son parçasını ne zaman kaptırır ki sellere?
Ya da kalbimin parçaları bir araya gelip
Beni, ne zaman yeniden ben yapar?

Ve yeniden yüzümü tırmalıyor zaman.
Acıyla yoğrulmuş ürpertiler içinde bir insan
Hangisi daha gerçek, hikâyeler mi masallar mı?
Söyle gülüm, de hadi: ikisi de yalan!
Yıllar öncesinden seslenedursun Tanpınar:
“Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında.”
Zamanın dalgaları arasında kaybolmak
Açık pencereden çıkamayan kuş misali
Duvardan duvara çarpılmakmış ey koca çınar!

Zaman ardına bakmadan sonsuza koşan bir nehir.
Üstündeki yelkenli mi sürükler umutlarımı ufuklara doğru
Yoksa hayallerim, midyelerin dudakları arasında mı esir?
Hangi denizci vurgun yemeden ulaşır bana?
Kürekleri âheste  âheste çeken bir kayıkçı
Ne zaman özgürlük şarkıları fısıldar kulağıma?

Ve yeniden yüzümü tırmalıyor zaman.
Küçük küçük hikâyeler taşıyor her damla kan.
Yaşanmamış mevsimlere tomurcuk salmıyor kollarım.
Yüzümdeki tırnak izleri sinmiyor içimin derinliklerine
Ya kalbimde açılan yaralar…
Âh, şimdi içimi daha çok yaralar…