Bugün, 31 Ekim 2020 Cumartesi

Zeki ORDU


ZİHNİYET VİRÜSÜ

ZİHNİYET VİRÜSÜ


Bilindiği üzere “Dünya” bir salgınla baş başa kaldı.

Yeryüzünde binlerce can alan ve ülkemizde yaygın adıyla “Korona” olarak bilinen “Covid-19” virüsü can almaya devam ediyor.  Daha doğrusu “Benim de canımı al” çağrısı yapanların davetlerine icabet ediyor.

Şimdi sizlere virüs hakkında bilgi verecek değilim. Zaten bir “Fen” öğretmeni olarak konuyla ilgili senelerce ders vermiştik.  Artık günümüzde herkes her şeyi öğrenecek teknik donanıma sahip. Bu yüzden Covid-19 hakkında bir açıklamada bulunmak istemem.

Özellikle ülkemizde en yaygın “virüs “ bence “Zihniyet virisü”dür.

Zihniyet virüsünün nereden neşet ettiğini, nasıl çoğaldığını, nasıl yayıldığını biyologlardan çok sosyologların açıklaması lazım.

Ülkenin gelmiş geçmiş en başarılı bakanlarından biri olan Sayın Dr. Fahrettin Koca milleti uyarmaktan gözleri kan çanağına dönerken; tabiri caizse dinde tüy bitti.

Kâh resmi kanallardan, kâh gayrı resmi kurumlardan salgına sebep olan gözle görünmez canlıya nasıl tedbir alınacağı saat başı duyuruluyor.

Tesirli tedbirleri üç ana başlık altında bize sunuyorlar. Bunlar hepimizin “lafzen” bildiğimiz; maske, mesafe ve temizlik.

Lafzen bildiğimiz diyorum çünkü bunların bazılarına uyulduğu pek söylenemez.  Tedbirlerin ne olduğunu belirtilmesinde ne kadar başarılıysak, uymayanlara karşı tedbirlerde o kadar zayıfız.

Soka çıkma derler içeri girmeyiz, mesafeyi koruyun derler kucak kucağa dolaşırız. Maskesiz sokağa çıkmayın derler, el hak bunda başarılıyız(!)

Maskesiz sokağa çıkmıyoruz çıkmasına da; maskeyi nasıl kullanılacağını da pek bilmiyoruz. Koluna takanlar, çenesine takanlar, alnına takanlar, cebinde taşıyanlar, elinde sallayanlar ve ayıp olmasın ama düzgün takanlar birer sınıf teşekkül ettirmiş.

Görüntü itibariyle maskeyle soka çıkmış.

Burada problem şu:

Bu insanların kahir ekseriyeti “Zihniyet virüsü” kapmış canlılar. Şimdi tesadüfen bu yayı okuyan veya okumuş birinden duyanlarda bize nasıl “canlı” dersiniz diyebilir.

Biyolojide virüs, bakteri ve sair mikroskobik canlılar, başka canlılar üzerinde yaşarlar.

İnsanın tarifini “eşref ü mahlûkat” diye tanımlamışlar. Sanırım  bu tanım günümüz için geçerli değil veya çok çok azınlıkta.

İdrak, izan, şuur, fikir ve zihniyet gibi  kavramlar “virüs” kaparsa ne aşıyla, ne ilaçla tedavi olmaz. Çünkü bu kişiler onulmaz bir yaraya sahiptir ve hakikatle ölünce karşılaşırlar. Tabii o zaman bu hakikatin onlara bir faydası olmaz.

Kurallar canlılar için geçerlidir.

Hangi canlı mı?

Anlayan anladı…